Bizimle iletişime geçiniz

Analiz

Aşının da bitiremediği koronavirüs Avrupa’yı yine sokağa döktü

Aşılamaya rağmen Avrupa’da vaka sayılarının artması ve bazı Avrupa ülkelerinin tedbirleri yeniden sıkılaştırması yeni protesto gösterilerini tetikledi. Protestolar bu kez  aşı ve aşı kartı uygulamalarını hedef aldı. Yunanistan, Fransa ve İtalya’da yeniden başlayan gösterilere binlerce kişi katıldı.

BOLD ANALİZ – Birçok Avrupa ülkesi, Kovid-19’un daha bulaşıcı türü olan Delta varyantının neden olduğu vaka sayılarındaki yükselişin önüne geçmek için yeni önlemler açıkladı.

YUNANİSTAN’DAKİ GÖSTERİLERE ŞİDDET BULAŞTI

Yunanistan’da aşı karşıtlarının protesto gösterisine polis müdahale etti. Başkent Atina’da parlamento binası önünde toplanan 4 bin kadar kişi, bu ay üçüncü kez protesto gösterisi düzenledi. Göstericiler, sağlık hizmetleri gibi bazı sektörlerde aşı yapılmasının mecburi olmasını protesto etti.

İlerleyen saatlerde göstericiler polise molotof bombası ve taşlarla saldırırken, güvenlik güçlerinin de tazyikli su ve biber gazıyla karşılık verdiği görüldü. Gösteriler sırasında 25 kişi geçici olarak gözaltına alındı.

Bir turizm ülkesi olan Yunanistan’da vakalardaki artış üzerine hükümet iki hafta önce tedbirleri artırma yoluna gitmiş, bakım ve sağlık sektöründe çalışanlara aşı olma yükümlülüğü getirmişti. Aksi takdirde ücretsiz izne çıkarılacakları açıklanmıştı. Vatandaşların da gastromi, kültür-sanat, kulüplerin buluşmaları, tiyatro vb kapalı alanlarda yapılan etkinliklere sadece aşı olanlarının girmesine müsade edileceği bildirilmişti.

FRANSA’DA 150 BİN KİŞİ SOKAKTAYDI

Fransa’da da binlerce kişi hükümetin yeni Kovid-19 önlemlerine ve aşı kartı uygulamasına karşı protesto gösterileri düzenledi.

Polis, aşırı sağcı aktivistler ve Sarı Yeleklilerin de katıldığı Paris’teki gösterilere tazyikli su ve göz yaşartıcı gazla müdahale etti. Ülke genelinde gösterilere 150 binden fazla kişinin katıldığı açıklandı.

Ülke genelinde düzenlenen gösterilerde protestocular ‘özgürlük’ sloganlarıyla 12 Temmuz’da Kovid-19 önlemlerini açıklayan Cumhurbaşkanı Emmanuel Macron’a karşı tepkilerini dile getirdi.

Paris’te Cumhurbaşkanlığı Sarayı yakınında meydana gelen şiddet olaylarında dokuz kişi geçici olarak gözaltına alındı.

Pandemide 4. dalgayla karşı karşıya gelen ve vaka sayılarının yükselişe geçtiği Fransa’da cuma günü parlamento tarafından onaylanan yasa, 1 Ağustos’tan itibaren restoran, cafe ve barlara girişlerde “pass sanitaire” adı verilen özel bir belge gösterme zorunluluğu getiriyor. Çarşamba gününden beri sinema, müze, tiyatro gibi alanlarda benzer bir uygulama başlatılmıştı. Bu belgeyi elde etmek için 2 doz aşı olmak veya son 48 saate ait negatif test sonucu göstermek gerekiyor.

Fransa’da hükumet, 15 Eylül’e kadar bakıcı, sağlık personeli ve itfaiyeciler ile acil kurtarma alanında çalışan görevlilerin aşı olmasını zorunlu hale getirmeyi amaçlıyor, aksi takdirde meslekten men edilmeleri söz konusu olabilecek.

Hükumet yeni tedbirlerle ülkede delta varyantı nedeniyle yeniden hızla tırmanan günlük vaka sayılarının artışını frenlemeyi hedefliyor.

Fransa’da tedbirlerde sıkılaşmaya gidileceğinin duyurulması üzerine aşıya ilginin arttığı, Cuma günü itibarı ile halkın yüzde 58’inin en az bir doz aşı olduğu duyuruldu. 24 saatte tespit edilen yeni vaka sayısı da ülkede 21 bin 500 olarak açıklanmış, bu durum bütün Avrupa’da endişe yaratmıştı.

İTALYA’DA ‘ÖZGÜRLÜK’ VE ‘YIKILSIN DİKTATÖRLÜK’ SLOGANLARI

Komşu ülke İtalya da Fransa’yla eş zamanlı olarak Kovid-19 ‘Yeşil Geçiş Kartı’ protestolarına sahne oldu. Roma, Napoli, Turin, Verona ve Milano’da düzenlenen gösterilere binlerce kişi katıldı.

İtalya’da hükümet 6 Ağustos‘tan itibaren kapalı alanlarda zorunlu sağlık kimliği uygulamasına geçilmesi kararı aldı. Buna göre yüzme havuzlarına, gastoromi işletmelerine, spor salonlarına, müze, sinema, tiyatro ve oyun salonlarına giriş aşı, hastalık ve test durumunu belgeleyen ‘Yeşil Geçiş Kartı’ ile mümkün olacak.

Göstericiler arasında aşı olmak istemediği için mesleğini riske attığını söyleyen tıp doktorları ve hükümetin ‘Yeşil Geçiş Kartı’ kararını faşist diktatörlük kararlarına benzetenler de vardı.

Uygulamayı ihlal edenleri ağır cezalar bekliyor. Uygulamdaki zorunluluk açıklandığından bu yana İtalya’da aşı olmak için yapılan başvuruların yüzde 200 arttığı bildirildi.

AŞILAMAYA RAĞMEN VAKALAR NEDEN ARTIYOR?

Dünya genelinde yapılan yoğun aşılama programına rağmen koronavirüsün yol açtığı Kovid-19 vakaları yeniden hızlı bir artış eğilimine girmiş durumda.

Fransa ve İspanya başta olmak üzere Avrupa Birliği (AB), Birleşik Krallık, ABD, Brezilya, Endonezya, Rusya ve Hindistan gibi birçok yerde vaka sayıları yeniden kış ve ilkbaharda kapanma dönemlerinin yaşandığı seviyelere yaklaştı.

Türkiye’de de benzer şekilde vakalar yeniden yükselişe geçti. Temmuz başında 4 bin 500’ün altına inen günlük vaka sayısı, 24 Temmuz’da neredeyse üçe katlanarak 12 bin 381’e ulaştı.

Dünya nüfusunun şu ana kadar yaklaşık yüzde 27’sine en az bir doz aşı yapıldı. Tam aşılanmış olanların oranı ise yüzde 13.4.

Peki, aşılamaya rağmen vaka sayıları neden artışta? Bilim insanlarına göre, bunun birkaç nedeni var. Bunların başında başta Delta olmak üzere daha hızlı yayılan ve daha bulaşıcı olan yeni varyantların ortaya çıkması geliyor.

Özellikle Delta varyantı daha kolay bulaşmasından dolayı vakaların da hızlı bir şekilde artmasına neden oluyor. İngiltere’de Delta varyantının Alfa’ya kıyasla yüzde 40 ile 70 oranında daha bulaşıcı olduğu tespit edildi.

Vakalardaki artışın arkasındaki bir başka neden de kış boyunca ve ilkbaharın bir bölümünde uygulanan kısıtlamaların da yazla birlikte kaldırılmaya başlanması.

Özellikle maske zorunluluğunun hafifletilmesi, sosyal mesafenin azaltılması, bir araya gelebilecek kişi sayısına ilişkin kısıtlamaların kaldırılması ve bazı yerlerde maç, konser gibi kalabalık etkinliklerin yeniden başlaması vaka sayılarının artmasına neden olan etkenler arasında gösteriliyor.

Bir başka etken de pandeminin başlangıcında kısıtlı olan test imkanlarının yaygınlaşması. Dolayısıyla daha fazla kişiye ve daha kolay bir şekilde test yapıldıkça, vakaları da tespit etmek kolaylaşıyor ve kesinleşmiş vakalara ulaşılması sayıları yukarı çekiyor.

Bilim insanları, bu noktadan sonra aşılanmayan ya da aşı dozlarını tamamlamayan kişilerin virüslerin aşılara direnç gösterebilecek şekilde mutasyona uğramaları ve aşıları da etkisiz kılan yeni varyantların ortaya çıkmasına yardımcı olabileceğini söylüyor.

Hem kamu sağlığı yetkilileri hem de bilim insanları bu riskin önüne geçmek için sırası gelen herkesin her iki doz aşısını da olması çağrısı yapmaya devam ediyor.

AŞILAMA İŞE YARAMIYOR MU?

Gerek aşılanmış kişilerin hastalığı kapması ve hatta hastanede tedavi görmeleri gerekse de vaka sayılarındaki artış, özellikle aşı karşıtlarının yapılan dozların işe yaramadığı yönünde iddialar ortaya atmasına neden oldu.

Bilim insanları, vaka sayıları ve aşılananların da hastaneye kaldırılmalarına bakarak aşıların işe yaramadığını söylemenin doğru olmadığını belirtiyor.

Bilim insanları ayrıca, Kovid-19 da dahil hiçbir aşının yüzde 100 koruyucu olmadığını ancak şu ana kadar ortaya çıkan verilerin aşılama artıkça hastalığı ciddi atlatma ve ölüm riskinin ciddi oranda azaldığını gösterdiğini ifade ediyor.

TEDBİRLER NEDEN ESKİSİ GİBİ SERT  DEĞİL?

Son dönemde aşılamanın yaygınlaşmasıyla birlikte dünyanın birçok ülkesinde, pandeminin ilk bir yılından farklı olarak vaka sayıları yerine, hastaneye yatış oranı ve ölüm istatistikleri karar alma süreçlerinde daha belirleyici bir hal almaya başladı.

Aşılama programlarının yaygın ve hızlı bir şekilde yapıldığı birçok ülkede, karar verme süreçlerinde artık vaka sayısından çok diğer göstergelere bakılmaya başlandı.

Bunun en önemli örneklerinden birisi İngiltere. Zira, bu ülkede vakaların hızla artışa geçtiği ve tam kapanmanın uygulandığı Ocak ayındaki seviyelerine ulaştığı bir dönemde, tam normalleşmeye geçilmesine karar verildi.

Bu kararın arkasında aşılamayla birlikte hastaneye yatış ve can kaybı verilerinin ‘kontrol altında tutulabilir’ düzeylerde olması önemli rol oynadı.

Türkiye’de vaka sayısı 10 bine dayandı: İsrail ‘kırmızı liste’ye aldı

Analiz

Türkiye adalet ve hukukta dip yaptı: Mali ve Sudan’ın da gerisine düştü

AKP Hükumetinin yönettiği Türkiye hukuk ve adalet konularında adeta çakıldı. Hukukun Üstünlüğü Endeksi’nde 2020’de 128 ülke arasından 107’inci olan Türkiye, 2021 endeksinde ise 139 ülke arasından 117’inci sıraya geriledi.

BOLD ANALİZ –Bebekli kadın, yaşlı ve hastaları bile cezaevlerine atan AKP rejimi, her gün yeni bir cezaevi ihalesi yapıyor. Türkiye’nin dört bir yanına açılan cezaevi kampüsleri dünya basınında haber oluyor. AKP’li Cumhurbaşkanı Tayyip Erdoğan ise bütün bu gerçekleri örtmek için yoğun çaba sarf ediyor.

“ÖZGÜRLÜKLER NOKTASINDA TÜRKİYE ABD’DEN İYİ” DEMİŞTİ

ABD’de CBS kanalına röportaj veren Erdoğan, gazeteci Margaret Brennan’ın insan hakları ihlalleri ile ilgili sorusuna, “Özgürlükler noktasında Türkiye buralarla mukayese edilemeyecek kadar, çok daha özgürdür” cevabını verdi.

BÜTÜN KATEGORİLERDE KÖTÜ DURUMDA

Son yayınlanan uluslar arası raporlar ise Erdoğan’ın gerçekleri çarpıttığını ortaya koyuyor. 2021 Dünya Hukukun Üstünlüğü Endeksi’ne (World Justice Project) göre 139 ülke Hukukun Üstünlüğü, Hükümetin Gücünün Sınırlandırılması, Yolsuzlukla Mücadele, Şeffaflık, Temel Haklar, Kişilerin Can ve Mal Güvenliği, Hukuki ve İdari Düzenlemelerin Uygulanması ve Vatandaşların Adalete Erişebilirliği gibi kriterlere göre sıralandı.

AB ÜLKELERİNİN ÇOK UZAĞINDA, AFRİKA ÜLKELERİYLE AYNI SIRALARDA

Türkiye bütün kategorilerde Avrupa Birliği ülkeleri ve ABD’nin gerisinde kalırken, Afrika ülkeleriyle aynı gruplarda yer bulabildi. Hukukun üstünlüğü sıralamasında geçen yıla göre 10 basamak birden gerileyen Türkiye, 117. sıraya geriledi. Arkasında Kongo ve İran yer aldı. 12 basamak daha gerilemesi halinde Türkiye hukukun üstünlüğünün en kötü olduğu 10 ülke arasına girecek.

İSKANDİNAV ÜLKELERİ HEP BAŞTA, ALMANYA 5. SIRADA

Hukuk üstünlüğü sıralamasında ilk 10’daki ülkeler şu şekilde sıralandı. Danimarka, Norveç, Finlandiya, İsveç, Almanya, Hollanda, Yeni Zelanda, Lüksemburg, Avusturya, İrlanda.

PAKİSTAN AFGANİSTAN, MISIR SONLARDA

Hukukun üstünlüğü sıralamasında son 10’da yer alan ülkeler ise şöyle: Bolivya, Pakistan, Nikaragua, Haiti, Moritanya, Afganistan, Kamerun, Mısır, Kongo Demokratik Cumhuriyeti, Kamboçya ve Venezuela.

ADALETE ERİŞEBİLİRLİKTE 113. SIRADA

Türkiye, endeksin Yolsuzlukla Mücadele başlığında, Özbekistan ve Etiyopya’nın hemen önünde 69’uncu sırada  yer bulabildi. Şeffaflık sıralamasında Afganistan’ın önünde 107’nci sırada yer alan Türkiye, Adalete Erişebilirlik başlığında ise Angola’nın ardından 113’üncü sıraya yerleşti.

Diğer kategorilerde de Türkiye’nin içinde bulunduğu vahim tablo şöyle:

Ülkelerin bulundukları coğrafi bölgelere göre değerlendirildiği endekste ise Türkiye, geçen yıl olduğu gibi yine son sırada yer aldı.

Hükümet Gücünün Sınırlandırılması: Zimbabve ve Çin’in gerisinde 134’üncü sırada

Gelir grubuna göre ülke sınıflandırmalarına bakıldığında ise Türkiye, orta üst gelir grubundaki 40 ülke arasında 38’inci sırada kendisine yer bulabildi

 

Oyları eriyen AKP, masada kazanacak sistem peşinde: Çipli kartla elektronik oy

Okumaya devam et

Analiz

Erdoğan, faizi indirmek için MB’de muhalifleri görevden aldı: Dolar 10 TL yolunda

AKP’li Cumhurbaşkanı Tayyip Erdoğan’ın, Merkez Bankası’nda yaptığı gece yarısı operasyonu faiz indirimi döneminin kapısını sonuna kadar açtı. Merkez Bankası’nın önümüzdeki Para Politikası Kurulu toplantısında faizi 75 baz puan indirmesi bekleniyor. Bu hamle sonrası dolar, yıl sonuna kadar 10 lirayı aşabilir. Zam yağmuru yine vatandaşı vuracak.

BOLD ANALİZ – Türkiye Cumhuriyeti’nin en köklü kurumlarından Merkez tarihinin en karmaşık günlerini yaşıyor. Uluslararası gazeteler Erdoğan, Şahap Kavcıoğlu’nu görevden alacak, yerine yardımcısı Semih Tümen’i atayacak analizi yazdı. Analizin üzerinden iki gün geçmeden Erdoğan, gece yarısı operasyonu yaptı. Bu kez Merkez Bankası başkanı değişmedi. İkisi başkan yardımcısı olmak üzere üç Para Politikası Kurulu üyesi görevden alındı.

FAİZ İNDİRİMİ İSTEYEN ÜYELER KALDI

Böylece, faiz oranlarının belirlendiği kurulun yedi üyesinden üçü görevden alınmış oldu ve kurulda Mart 2021’de başlayan Şahap Kavcıoğlu dönemi öncesinden sadece Dr. Emrah Şener kalmış oldu. Diğer dört üye, Kavcıoğlu döneminde atanan üyeler olarak sıralandı.

3 KİŞİ YERİNE 2 KİŞİ ATANDI

Görevden alınan iki başkan yardımcısının yerine sadece bir kişi atandı bu isim ise Taha Çakmak oldu. Prof. Dr. Yusuf Tuna ise Para Politikası Kurulu üyeliğine getirildi. Taha Çakmak, Bankacılık Denetleme ve Düzenleme Kurumu’nda Başkan Yardımcılığı görevini yürütüyordu.

Geçmişte TMSF ve BDDK yönetim kurullarında bulunan Prof. Dr. Yusuf Tuna ise son olarak Şekerbank’ta yönetim kurulu üyesi olarak görev yapıyordu.

İNDİRİME KARŞI OLANLAR GÖREVDEN ALINDI

Bloomberg’den Çağan Koç, konuya yakın kaynaklara dayandırdığı haberinde, “Görevden alınan Uğur Namık Küçük, son PPK toplantısında 100 baz puanlık faiz indirimine karşı çıkmıştı. Abdullah Yavaş ise Kovid-19’a yakalandığı için oy kullanmamıştı. Kaynaklara göre Erdoğan’ın faiz indirim çağrılarıyla aynı fikirde olmayan isimler görevden alındı” ifadelerine yer verdi.

SABAH GAZETESİ: AVA GİDEN AVLANIR

AKP Hükumetine yakın Sabah gazetesi yazarı Dilek Güngör ise Merkez Bankası’nda yaşanan kavgayı gözler önüne serdi. Güngör, “Merkez Bankası’nda ‘birilerinin’ ince hesabı tutmadı. Öyle olur bu işler ava giden avlanır” diyerek, Mayıs 2021’de Merkez Bankası Başkan Yardımcısı olarak atanan Prof. Dr. Semih Tümen ve ekibinin mevcut başkan Şahap Kavcıoğlu’nun yerini alabileceğine dair söylentileri hatırlattı.

DOLAR 10 LİRA YOLCULUĞUNDA

Erdoğan eliyle Merkez Bankası’nda yaşanan kaos döviz kurlarındaki yükselişi ateşlemeye devam ediyor. Dolar 9,13 liraya, Euro ise 10,60 liraya fırlarken, önümüzdeki dönemde gelecek faiz indirimleri yükselişi hızlandıracak. Doların ilk olarak 9,35 lira, ardından 9,50 lira direnç noktalarını geçeceği tahmin ediliyor. Ardından yıl sonuna kadar 10 lira sınırının test edileceği öngörülüyor.

Erdoğan’ın Merkez Bankası hamlesi 59 milyar liraya mal oldu

Okumaya devam et

Analiz

Türkiye, organize suçta Avrupa birincisi oldu: Ahmet Ümit ‘suç romanı yazmaya devam’ dedi

AKP Türkiye’si organize suç endeksinde Avrupa’da birinci, dünyada ise 4’ncü oldu. “İnsan kaçakçılığı” ve “silah ticareti” kategorilerinde de birinciliği kimseye kaptırmayan Türkiye, “devlete ilişik suç aktörleri” kategorisinde ise ikinci sırada yer aldı. Vahim tablo suç örgütü lideri Sedat Peker’in AKP iktidarıyla derin devlet ilişkisini dair ifşaatlarını bir kez daha gündeme getirdi.

BOLD – CHP Genel Başkanı Kemal Kılıçdaroğlu’nun “Siyasi cinayetler olabilir” açıklaması tartışılırken çarpıcı bir araştırmanın sonuçları yayınlandı. Uluslararası Organize Suça Karşı Küresel İnisiyatif tarafından yayınlanan Küresel Organize Suç Endeksi Türkiye’deki korkutan tabloyu ortaya koydu.

ORGANİZE SUÇ PUANI SURİYE’DEN BİLE YÜKSEK

Endekste ülkeler ve bölgeler “suç”, “suç piyasası”, “suç aktörleri” ve “direnç” olmak üzere dört ayrı kategori ve alt kategorilerde puanlanıyor. Raporun Asya bölümünde incelenen Türkiye, suç puanında kıta ülkelerinden İran, Afganistan ve Irak’ın arkasından dördüncü sırada yer alıyor. Endekse göre Türkiye’nin 10 üzerinden 6,89 olarak hesaplanan organize suç puanı Avrupa ülkelerinin tamamından ve 10 yıldan uzun süredir savaş altında olan Suriye’den yüksek.

KONGO, KOLOMBİYA VE MYANMAR’IN HEMEN ARKASINDA

Türkiye’nin de bulunduğu Batı Asya bölgesi ise ortalama 5.78 suç puanıyla dünyada suçun en yüksek olduğu bölge oldu. Dünyada suç puanı en yüksek olan ülkeler ise Demokratik Kongo Cumhuriyeti (7,75) Kolombiya (7,66) ve Myanmar (7.59). Türkiye ise bu ülkelerin hemen arkasında yer alıyor.

İNSAN KAÇAKÇILIĞINDA TÜRKİYE BİRİNCİ

Rapordaki dört kategoriye göre Türkiye’nin durumu AKP Hükumetinin derin devlet ve mafya ile ilişkilerini gözler önüne serdi. Türkiye, 6,40 puanla suç piyasası kategorisinde dünya genelinde 13. sırada. Suç piyasası bölümünün alt kategorilerinde ise Türkiye insan ticaretinde 7,0, insan kaçakçılığında 9,0, silah ticaretinde 9,0, flora suçlarında 4,0, fauna suçlarında ise 3,0 puan aldı. İnsan kaçakçılığında dünya genelinde en yüksek puanı alan Türkiye, silah ticaretinde de ilk sırayı Demokratik Kongo ve Irak’la paylaşıyor.

DEVLETE İLİŞİK SUÇTA TÜRKİYE İKİNCİ

Siyasi cinayetler tartışması gündemdeki yerini korurken, endeksten gelen sonuçlar Türkiye’nin faili meçhuller dönemine geri döneceği sinyalini verdi. Suç aktörleri kategorisinde de 7,38 puanla 12’nci sırada yer alan Türkiye’nin bu bölümün alt kategorilerindeki puanları ise “mafya tarz gruplarda” 8,0, “suç şebekelerinde” 7,5, “devlete ilişik aktörler” de 9,0 ve “yabancı aktörlerde” 5,0 puana sahip. Devlete ilişik aktörler kategorisinde Suriye 10 tam puanla birinci sırada yer alırken onu 9 puanlı ülkeler Türkiye, Demokratik Kongo, Güney Sudan ve Afganistan takip ediyor.

TÜRKİYE’NİN SUÇA KARŞI DİRENCİ DÜŞÜK

Raporda “yüksek suç oranı-düşük direnç” kategorisinde bulunan 57 ülke arasında bulunan Türkiye, suça karşı direnç sıralamasında BM üyesi 193 ülke arasında 151’inci sırada yer aldı. Endekse göre dünyada suça karşı direnci en yüksek olan ülkelerse Finlandiya (8,42), Lihtenştayn (8,42), Yeni Zelanda (8,38), Danimarka (8,21) ve İzlanda (8,04) oldu.

SUÇ ROMANI YAZARI AHMET ÜMİT’TEN İLGİNÇ PAYLAŞIM

AKP rejiminin yönettiği Türkiye’de suç tablolarının arttığını duyuran roman yazarı Ahmet Ümit ilginç bir mesaj paylaştı. Ümit, “Canım ülkem Avrupa suç sıralamasında ilk sırada. Bu durumda Ahmet Ümit suç romanı yazmasın da ne yapsın?” diye yazdı.

Sızdırılan TÜGVA belgelerinden MİT’e yapılan personel alımları çıktı

Okumaya devam et

Popular

Shares