Bizimle iletişime geçiniz

Dünya

S-400’ler için yeni çözüm önerisi: NATO üssü seçeneği masada

14 Haziran’da yapılacak Joe Biden ile Tayyip Erdoğan görüşmesi öncesi iki ülke arasındaki en önemli sorun olan S-400 krizine çözüm bulmak için diplomatik çabalar arttı. S-400’lerin iki ülkenin ortak gözetimine alınması ve Türkiye’deki bir NATO üssüne taşınması ihtimali konuşuluyor.

BOLD – Milli Savunma Bakanı Hulusi Akar, ABD ile yaşanan S-400 krizi konusunda Türkiye’nin ‘muhataplarının teknik anlamda kaygılarını ele almaya hazır olduklarını’ belirtti.

14 Haziran’da yapılacak Biden-Erdoğan görüşmesinden hemen 3 gün önce gelen açıklama, Türkiye’nin S-400 konusunda ABD’nin tekliflerine sıcak olduğu şeklinde yorumlandı.

İki ülke arasındaki diplomatik görüşmeler artarken, Washington’da konuşulan iddialara göre, S-400’ler iki ülkenin ortak gözetimine alınacak ve Türkiye’deki bir NATO üssüne taşınacak.

AKAR: MUHTAPLARIMIZIN TEKNİK KAYGILARINI ELE ALMAYA HAZIRIZ

Milli Savunma Bakanı Akar, Cuma günü NATO Deniz Güvenliği Mükemmeliyet Merkezi Komutanlığı’nın (MARSEC COE) açılışındaki konuşmasında S-400 krizi ile ilgili önemli mesajlar verdi.

ABD Savunma Bakanı Llyod James Austin ile perşembe akşamı telefon görüşmesi gerçekleştirdiğini hatırlatan Akar, S-400 krizi konusunda, “Muhataplarımızın bu konuda teknik anlamda kaygısını ele almaya hazır olduğumuzu da defalarca belirttik. Görüşmelerde açık ve şeffaf davranıyoruz. Makul ve mantıklı çözümler her zaman mümkün.” ifadelerini kullandı.

YENİ TEKLİFTE NELER VAR?

Joe Biden, ABD Başkanı sıfatıyla AKP’li Cumhurbaşkanı Recep Tayyip Erdoğan ile ilk kez 14 Haziran’da NATO Zirvesi kapsamında yüz yüze görüşecek.

Görüşmenin en önemli gündem maddelerinden birisi Türkiye’nin Rusya’dan aldığı S-400 hava savunma sistemleri.

Washington’da Türkiye Araştırmaları Programı Direktörü Soner Çağaptay, S-400’lerin Türkiye-ABD ortak gözetimine alınacağını iddia etti. Türkiye’deki S-400’lerin bir NATO üssüne taşınması anlamına gelen bu iddia Ankara ve Washington kulislerini hareketlendirirken, Türk Dışişleri yetkilileri sadece Washington yönetimiyle müzakerelerin sürdüğünü söylemekle yetiniyor.

Bu durumda Türkiye S-400 kullanımını şarta bağlamayı kabul etmiş olacak.

Ancak Ankara’dan gelen benzer açıklamalar, geri adım atılmayacağı ve aynı zamanda S-400’lerin İncirlik Hava Üssü’ne taşınmasıyla kontrolünü ABD’li askerlere vereceği iddiasının kabul edilmediği izlenimini yaratıyor.

Bu konuda Dışişleri Bakanı Mevlüt Çavuşoğlu, “Türkiye Cumhuriyeti bir savunma sistemini bir başka ülkeden bir kere satın aldı. Bu bitmiştir. Bundan sonra Türkiye’nin kendi hava savunma sistemini üretmeye başladığı güne kadar bizim ihtiyacımız var. ABD, Patriot konusunda garanti vermiyorsa diğer müttefiklerimizden de biz pekala hava savunma sistemi alabiliriz. Yüzde 100 bizim kontrolümüzde olacak. Bizim mühendislerimiz, bizim askerlerimiz kontrol edecek. Kullanım aşamasında herhangi bir Rus askeri Türkiye’de bulunmayacak” açıklamasını yaptı.

ABD’DEN ZİRVE ÖNCESİ NET MESAJ

Rusya’dan yaklaşık 2.5 milyar dolara S-400 hava savunma sistemi aldığı için ABD yaptırımlarıyla karşılaşan Ankara’nın S-400’leri elden çıkarması için baskıyı artıran Washington yönetimi, Ankara’nın Erdoğan-Biden görüşmesine ‘daha net bir tutumla’ gelmesi için bastırıyor.

ABD Dışişleri Bakanı Antony Blinken, bunun için son olarak “Türkiye NATO müttefiki gibi davranmıyor. Sadece S-400 konusunda değil Doğu Akdeniz’deki gelişmelerden ve insan hakları alanında yaşananlardan endişeliyiz” demekten geri durmadı.

ABD’nin ayrıca S-400 sorunun çözümü konusunda ‘işleri daha da zor sokacak adımlar atmaması’ konusunda Ankara’yı uyardığı kaydediliyor.

ABD tarafı, Rusya’dan yeni bir silah sistemi alınması, mevcut S-400’lerin aktive edilmemesi ve test edilmemesi konusunda Türkiye’yi uyarırken, Rus savunma sistemleriyle ilgili statükonun değişmesinin daha ağır yaptırımlara neden olacağını da anımsatıyor.

Türkiye’nin bu sistemleri başka bir ülkeye satması veya ihraç etmesi de oldukça sıkıntılı gözüküyor.

TÜRKİYE’NİN GİRİT MODELİ ÖNERİSİ KABUL GÖSMEMİŞTİ

ABD, daha önce Türkiye’nin S-400’ler konusundaki Girit modeli önerisini reddetmişti.

Şu an Yunanistan’ın Girit adasında tutulan S-300 hava savunma sistemini Kıbrıs’taki Rum yönetimi, 1997 yılının sonlarında Türkiye’nin hava üstünlüğünü dengelemek amacıyla Rusya’dan satın almıştı.

Türkiye ve KKTC bu adıma sert tepki göstermiş, füze sistemlerinin aktive edilmemesi için önleyici saldırı yapılabileceği yönünde uyarıda bulunulmuştu. Türk F-16 pilotlarının da S-300’leri yok etmek üzere eğitim almak için İsrail’de bir eğitim programına katıldıkları iddia edilmişti.

ABD, İngiltere ve Avrupa Birliği’nin de bu alıma karşı çıkmasının ardından, Kıbrıs Rum yönetimi S-300’leri 1998 yılında adadan çıkararak Yunanistan’ın Girit adasına transfer etmişti. Yunanistan ise karşılığında Güney Kıbrıs’a alternatif silahlar vermişti. Atina, S-300 hava savunma sistemini 2007’ye kadar kiralayıp bu tarihte tamamen satın aldı.

15 yıl boyunca Girit Adası’nda atıl bir şekilde bir depoda bekleyen S-300’ler, 2010’lu yıllarda birkaç kez tatbikatta Yunanistan tarafından denendi. Sistemler, şu anda da Yunanistan tarafından Girit adasında bir depoda tutuluyor.

Erdoğan’ın Kabil Havalimanı planı Taliban engeline takıldı: Biden görüşmesi zora girdi

Dünya

Almanya, Ziraat’i mercek altına aldı: Bilançolarda dengesizlik var

Almanya, Ziraat Bankası’nın ülkedeki mali tablolarını mercek altına aldı.Bankanın kredi işlemleri ve bilançolarında dengesizlik olduğu ifade ediliyor. Mali denetim kurumu BaFin, daha önce de Ziraat Bankası Almanya’nın başına yapılacak Genel Müdür atamasını kabul etmemişti.

BOLD – Almanya’nın mali denetim kurumu BaFin, Ziraat Bankası’nın Almanya’daki birimi ‘Ziraat Bank International AG’nin bilonçolarını incelemek istedi.

“BİLANÇODA DENGESİZLİKLER VAR”

Reuters Haber Ajansı’nın üç farklı kaynaktan edindiği bilgiye göre, bazı kredi işlemleri ve bankanın bilançosu hakkındaki endişeler nedeniyle bu talepte bulunuldu ve şu açıklama yapıldı:

“Bankanın bilançosunda uyuşmayan bazı rakamlar var. BaFin olarak bu dengesizliklerin nedenini inceleyeceğiz”

BaFin ve Ziraat Bankası yetkililerinin konuyla ilgili yorum yapmaktan kaçındığı belirtilirken ismi verilmeyen bir hükümet yetkilisinin Reuters’a verdiği bilgiye göre Alman düzenleyici kurum Ziraat tarafından yapılan bazı işlemlerden rahatsız. Yetkili “Bazı verilerle ilgili bir dengesizlik olduğunu düşünüyorlar… Bu konular tartışılıyor. Bu sorunların sonunda çözülmesini bekliyoruz” şeklinde konuştu.

İKİ KURUM GÖRÜŞMELER YÜRÜTECEK

İddialarla ilgili Ziraat Bankası International AG ve mali denetim kurumu Bafin’in görüşmeler yürüteceği, görüşmelerin başarısız olması durumunda BaFin’in birkaç seçeneği olduğu belirtiliyor.

Bu seçenekler arasında BaFin’in bankanın büyük ölçekli krediler vermesini yasaklaması, yapılanları incelemesi için özel bir müfettiş göndermesi veya bankanın birkaç alanda iş yapmasını sınırlaması olduğu ifade ediliyor.

DAHA ÖNCE GENEL MÜDÜR ATAMASI REDDEDİLMİŞTİ

Ziraat Bank International AG, Almanya’da, Türkiye’nin varlık bakımından devlete ait en büyük işletmesi olarak faaliyet gösteriyor ve Berlin dahil yedi şehirde şubesi bulunuyor.

Ziraat Bankası’nın Frankfurt’ta önerilen genel müdürünün atanmasını da BaFin’in daha önce onaylamamıştı. Ancak bu durumun bankadaki endişelerle doğrudan ilgili olmadığı, bu kişinin bazı şartları yerine getirmemesi ile ilgili olduğu ifade edildi.

Gazeteci Elmas Topçu, sosyal medya hesabından yaptığı paylaşımda, “Almanya Federal Finansal Denetleme Kurulu BaFin Ziraat Banka’sının Almanya’daki kuruluşu Ziraat International’i büyüteç altına almış. İsim vermeyen kaynaklar, bilançolarındaki düzensizlikten bahsediyor. Ziraat International’e atanan yeni yöneticiyi de BaFin reddetmiş. Alman denetleme kurumu BaFin, Ziraat International’e atanan yeni yöneticiyi de ‘uygun değil’ gerekçesiyle reddetmiş. Adamlar Türkiye’de yapılan kanka atamaları ile verilen hediye kredileri de biliyordur, aptal değiller ya” yorumunu yaptı.

Sezgin Baran Korkmaz’ın tutukluluğu devam edecek

Okumaya devam et

Dünya

Malta’da iki Türk öğretmen tutuklandı

Yunanistan’dan yola çıkarak Malta üzerinden Belçika’ya gitmeye çalışan iki Türk öğretmen dün akşam Malta’da tutuklandı. Rabia Yavuz ve Müzekka Deneri’ye geçerli olmayan bir pasaport kullandıkları için 6 ay hapis cezası verildi.

BOLD – Malta Times sitesinin haberine göre 26 Temmuz pazartesi günü Malta Havaalanında gözaltına alınan Rabia Yavuz ve Müzekka Deneri, dün çıkarıldıkları mahkemeden sonra tutuklandı. Rabia Yavuz’un 3 yaşındaki oğlu ile Deneri’nin 5 yaşındaki oğlu, Malta’nın çocuk esirgeme kurumu Appogg’a teslim edildiği öğrenildi.

Yavuz ve Deneri’nin avukatı Christopher Chircop, mahkemede yaptığı savunmada müvekkillerinin 15 Temmuz’dan sonra Türkiye’den ayrılmak zorunda olan öğretmenler olduğunu, Yunanistan’a sığındıklarını ve çocuklarına daha iyi bir yaşam sunma umuduyla Belçika’ya gitmek istediklerini, tatile gitmediklerini ifade etti. Bunun diğer olaylardan farklı değerlendirilmesini isteyen Christopher Chircop mahkemeden af talebinde bulundu.

KARARI DUYUNCA GÖZYAŞLARINA BOĞULDULAR

Chircop, çocukların yabancı bir ülkede annelerinden koparılıp dil ​​engeli ve tanıdık olmayan geleneklerle karşı karşıya kalırlarsa travma yaşayacaklarını da sözlerine ekledi. Ancak mahkeme her iki öğretmene de sahte pasaportla geçmeye çalıştıkları için 6 ay hapis cezası verdi.

Kararı çevirmen yardımıyla öğrenen 27 yaşındaki Rabia Yavuz ile 29 yaşındaki Müzekka Deneri’nin mahkemede gözyaşlarına boğulduğu, hıçkıra hıçkıra ağladığı ve yardım istediği öğrenildi.

“ÇOCUKLAR ANNELERİYLE BİR ARAYA GELECEK”

Avukat Nurullah Albayrak Twitter’dan bugün yaptığı açıklamada “İki hanımefendi çocuklarıyla beraber, Malta’ya geçerli olmayan bir seyahat belgesiyle giriş yaptıkları ve iltica etmek istemediklerini söyledikleri için normal olarak yasa dışı ülkeye girildiği gerekçesiyle hukuki süreç başlatıldı. İçerideki hanımefendilerle eşleri bu sabah görüntülü olarak görüştü. Çocuklarla anneler bugün bir araya geliyor. Malta’dan avukat ayarlandı ve sürece müdahil olundu. Gerekli koordinasyon sağlandı. Hukuki süreç aileleriyle birlikte takip ediliyor.”

Okumaya devam et

Dünya

Sezgin Baran Korkmaz’ın tutukluluğu devam edecek

Avusturya’da mahkeme, Türkiye ve ABD tarafından kara para aklama soruşturması kapsamında iadesi istenen Sezgin Baran Korkmaz’ın tutukluluk halinin kaldırılmasına ilişkin yapılan itirazı kabul etmedi.

BOLD – Avusturya’daki Wels Bölge Yüksek Mahkemesi, Türkiye ve ABD tarafından kara para aklama soruşturması kapsamında iadesi istenen Sezgin Baran Korkmaz’ın tutukluluk halinin kaldırılmasına ilişkin yapılan itirazı reddetti. Korkmaz’ın tutukluluk hâli 22 Eylül’e kadar uzatıldı

Wels Savcılığı Basın Biriminden Savcı Christoph Weber, Korkmaz’ın Wels Bölge Mahkemesinin 5 Temmuz’da aldığı tutukluluk halinin devam etmesine yönelik karara yapılan itirazın, Yüksek Mahkemece kabul edilmediğini aktardı.

Firar etme tehlikesi gerekçesiyle tutuklanmasına hükmedilen şahsın tutukluluk halinin devam etmesine karar verildiğini belirten Weber, Korkmaz’ın tutukluluk halinin 22 Eylül’e kadar devam edeceği bilgisini paylaştı.

Weber, 5 Ağustos’ta yapılması öngörülen Korkmaz’ın 3’üncü duruşmasının da başka bir tarihe ertelendiğini kaydetti.

ABD VE TÜRKİYE İADESİNİ İSTİYOR

SBK Holding’in sahibi Sezgin Baran Korkmaz, ABD’nin talebi üzerine 19 Haziran’da Avusturya’nın başkenti Viyana’ya yaklaşık 250 kilometre uzaklıkta bir kasabada emniyet güçlerince gözaltına alınmıştı.

Korkmaz’ın 5 Temmuz’da görülen 2. davasında tutukluluk halinin devam etmesine hükmedilmiş, Korkmaz da bu karara itiraz etmişti.

Korkmaz’ı hem ABD hem de Türkiye ‘kara para aklama’ suçlarından yargılamak için Avusturya’dan istiyor.  Korkmaz’ın tutukluluk hali konusunda kararı Wels Bölge Yüksek Mahkemesi verecek. Ancak Korkmaz’ın iade talebi bu mahkemeden farklı olarak başka bir üst mahkeme tarafından değerlendirilecek.

Uluslararası yargılama usulüne göre mahkeme, ABD ve Türkiye’den gönderilecek dava dosyalarını inceledikten sonra Korkmaz’ın iki ülkeden birine iade kararı verecek.

Korkmaz ile ilgili ABD’de 2 ayrı dava bulunuyor. Bunlar birinde Korkmaz için 225 yıl, diğerinden de 25 yıl olmak üzere her 2 davada Korkmaz için istenen en fazla ceza 250 yıl.

Türkiye’de Korkmaz için istenen toplam ceza ise 10 yıl.

AB Ankara’ya yine sopa gösterdi: Kapalı Maraş meselesinde ‘yaptırım’ tehdidi

Okumaya devam et

Popular

Shares