Bizimle iletişime geçiniz

Gündem

Tahliye olan emekli amirallerden bol ‘Fetö’lü açıklama

Amiraller Bildirisi’ne imza attıkları için gözaltına alınan askerler adli kontrol şartıyla serbest bırakıldıktan sonra açıklama yaptı: “TSK ve kamu kurumları Fetö belasından tam olarak kurtulmuş değil… Türk polisinin bu süreci yönetim şeklini de takdir ettiğimi söylemeliyim.”

BOLD – Serbest bırakılan amiraller, Cumhuriyet’ten Leyla Kılıç’a konuştu. Emekli Amiral Turgay Erdağ, bir iletişim kazası yaşandığını düşünerek şöyle devam etti:

  • Aklımızdan bile geçmeyen bir tepki oluştu. Hiç düşünmediğimiz bir şey.
  • Biz ki FETÖ’nün hedefi olmuş, mağduriyetler yaşamış, sıkıntılı günler geçirmiş, dostlarımızı toprağa vermiş insanlarız.
  • Hapis yatıp, beraat ettikten sonra yine FETÖ’nün TSK içindeki yuvalanmasının sıkıntılarını usanmadan anlatmışız.
  • 15 Temmuz’dan önce bunları korkmadan söylemişiz ki o dönemde resmi yetkililerce bunlar kabul görmüyordu.
  • Ne yazık ki kanlı kalkışma olmuş sonrasında tekrar bu devletin, milletin karanlık günler yaşamaması için elimizden geleni yapmışız.
  • Şimdi de bir amiral olmanın verdiği hassasiyetle Montrö ve TSK’de yine FETÖ benzeri bir yapılanma olmaması için yaptığımız açıklama ile birdenbire darbeci ilan edilmişiz.
  • Şaşkınlıkla karşıladık. Asla böyle bir niyetimiz olmadığını kamuoyu biliyor.
  • Darbeci suçlaması, kumpas davaları sırasında yaşadıklarımızdan daha kırıcı.
  • Biz askeriz, fiziki şartların ne olduğu önemli değil fakat manevi anlamda böyle bir suçlamayla gözaltına alınmak bizim çok ağırımıza gitti.
  • Bu bizi çok üzdü, kırgınım. Kumpas davalar sırasında çok eziyet çektik ama bu kadar kırılmamıştık.
  • O zaman hedeftik, mücadele ediyorduk. Ama burada çok haksız bir suçlamaya maruz kaldık.
  • Emekli amiral Ali Sadi Ünsal ise sağlık durumu nedeniyle doktor kontrolü altında evde dinlenecek.
EMEKLİ AMİRALLER ENDİŞELİ

Emekli amiraller olarak Montrö ve ‘sarıklı amiral’ konusunda duyulan endişeleri bir duyuru metni ile kamuoyuna aktardıklarını söyleyen Kadir Sağdıç, şunları dile getirdi:

  • Burada emekli amiraller deniz kuvvetleri ve deniz güvenliği alanlarında son günlerde yaşanan gelişmeler üzerine bazı endişeler yaşadı.
  • Bunlardan biri Montrö Sözleşmesi.
  • Karadeniz’den içeriye girmek isteyen ülkelerin Montrö Sözleşmesi’ni iptal ettirmek üzere baskıları var iken; geçen haftalarda sanki bu sözleşmeyi değiştirilebilir ya da öyle bir ihtiyaç olursa buna yaklaşılabilir gibi yorumlanacak ifadelerin kullanılmasıyla beraber emekli amiraller bu konuda bir endişe duymuşlardır.
  • Sözleşmenin değişmesi ya da kaldırılmasının Türkiye’de yaratacağı durumları paylaşmışlardır.
  • Sarıklı amiral görünümü içinde yer alan talihsiz tespitlere yeterince tatmin edici işlem yapılmamasından kaynaklı bir endişe yaşandı.
  • Özellikle son 10 yıldır kumpas davalar üzerinden çok değerli mensupları görevlerinden edilerek tasfiye edilirken, sistem içine daha önce sinmiş olan FETÖ unsurlarının kritik görevlere getirilmesiyle 15 Temmuz faciası kanlı bir şekilde yaşandı.
  • Halen de başta Türk Deniz Kuvvetleri olmak üzere, TSK ve kamu kurumları FETÖ belasından tam olarak kurtulmuş değil.
  • Hal böyleyken sarıklı amiral imajı için etkin önlemler alınmadığı takdirde bu kez değişik tarikatlar üzerinden Deniz Kuvvetleri ve TSK yeni bir etki alanı içine alınabilir.
  • Kuvvetlerimizin tarikatların sisteme sızma yarışına bayrak açacağı endişesi yaşanmış, amirallerimiz bu endişeyi gündeme getirmişlerdir.
  • Bu duyurunun amacı sadece budur.
TÜRK ADALETİNE TEŞEKKÜR POLİSE TAKDİR!

“Mavi Vatan” kavramını ortaya atan emekli Amiral Cem Gürdeniz ise, basit bir basın açıklamasından darbe iması çıkarıldığını belirtti. Gündeniz şunları dile getirdi:

  • Çok basit bir basın açıklamasının bir iletişim kazasına uğrayarak, bir nevi yanlış alanlara çekilmesinin sonuçlarına katlandık.
  • Ama doğruluğumuz ve haklılığımız başından beri belliydi. Çünkü yapılan basın açıklaması çok masum.
  • Hiçbir şekilde basın açıklaması olmasının dışına çıkan bir durum barındırmıyor. Ama bunun bir iletişim kazasına neden olacak şekilde yanlış kullanımı, bu süreci tetikledi.
  • Türkiye yanlış bir şekilde bir tartışma mecrasına sokuldu.
  • Türk adaletine teşekkür etmeliyiz. Gerçek resmi çok net gördü.
  • Olay büyümeden doğru bir kararla süreç yoluna sokuldu.
  • Türk polisinin bu süreci yönetim şeklini de takdir ettiğimi söylemeliyim.

Gündem

Yeraltı dünyasının ‘Michael’ı ve oğlunu bakın kimler ağırlamış

Gasp ve haraç çetesi lideri olarak bilinen Selahattin Yılmaz ve oğlunun Jandarma Genel Komutanı, bakan yardımcısı, emniyet müdürleri ve Berat Albayrak’ın babası Sadık Albayrak’la çekilen fotoğrafları sosyal medyada dolaşıma girdi.

BOLD – Sedat Peker’in iddiaları sonrası, Susurluk’tan bu yana ilk kez bu kadar devlet-mafya ilişkilerini sorgulanır oldu. Peker, hükumet ve devlet görevlilerinin karıştıkları cinayet, tecavüz, uyuşturucu ticareti iddialarını anlattığı 3. videosunu da dün yayınladı. Milyonlarca izlenen seriye ilgi gittikçe artıyor. Peker’in iddialarının ne kadarının gerçeği yansıttığı bilinmese de, videoda adı geçen devlet görevlileri ve AKP’lilerin canını sıktığı ortada.

Öte yandan, AKP’lilerin şatafatlı lüks yaşantılarını deşifre eden sosyal medya hesabı ‘AKP Çocukları’ yeni bir paylaşımla gündemde.

‘Gasp ve haraç çetesi’ lideri Selahattin Yılmaz ve oğlu Alperen Göktuğ Yılmaz’ın Çevre ve Şehircilik Bakan Yardımcısı Mücahit Demirtaş tarafından makamında ağırlandıkları ortaya çıktı. Ziyaretlere ilişkin fotoğraflar Alperen Göktuğ Yılmaz’ın sosyal medya hesabından da paylaşıldığı görüldü.

KİMLER YOK Kİ

Yılmazların fotoğraf çekildiği tek kişi bakan yardımcısı Mücahit Demirtaş değil. Jandarma Genel Komutanı Orgeneral Arif Çetin, AKP’li Cumhurbaşkanı Recep Tayyip Erdoğan’ın dünürü, Hazine ve Maliye eski Bakanı Berat Albayrak’ın babası Sadık Albayrak, ülkücü çete lideri Alaattin Çakıcı ve MHP Genel Başkanı Devlet Bahçeli’yi de ziyaret eden Yılmaz, hepsiyle çekildiği fotoğrafları Instagram hesabına koydu.

HESABINI GİZLEDİ

Ünlü çete lideri Selahattin Yılmaz’ın oğlu Alperen Göktuğ Yılmaz, fotoğraflarının sosyal medyada hızla yayılması üzerine Instagram hesabını gizledi.

DOSYASI KABARIK

Emniyet kayıtlarında ‘Gasp ve haraç çetesi’ lideri olarak geçen ve yeraltı dünyasında Michael olarak bilinen Selahattin Yılmaz’ın suç dosyası oldukça kabarık.
İstanbul merkezli 38 kişilik gasp ve haraç çetesinin lideri olarak adı geçen Selahattin Yılmaz, 2017 yılında Altunoğlu İnşaat’ın ortaklarından, iş insanı Yunus İrik’in uğradığı silahlı saldırı sonucu yaralanmasının ardından tutuklandı. İrik’ten haraç isteyen Yılmaz, İrik’in haraç vermeyi reddetmesi üzerine İrik’i kurşunlatmış, İrik, kurşunların telefonuna ve cebindeki paralara saplanmasıyla ölümden kurtulabilmişti. Saldırının ardından tutuklanan Yılmaz, iki yıllık tutukluğun ardından 2019 yılında tahliye edildi.

BELEDİYEYİ BASMA PLANI

Selahattin Yılmaz, faaliyetlerine ünlü çete lideri Yakup Süt’le birlikte başladı. Süt’ün adı, 1994 yılında ünlü uyuşturucu kaçakçısı Nejat Daş’ın cezaevinden kaçırılması girişimiyle duyulmuştu. Selahattin Yılmaz, 1998 yılında, dönemin Esenyurt Belediye Başkanı Gürbüz Çapan’ın uğradığı silahlı saldırıda, saldırıyı gerçekleştiren 14 yaşındaki M.S.’yi silahlı saldırıda bulunması için teşvik etmişti. Saldırıda ayağından yaralanan Çapan’ın, Süt’ün pazar yeri ve arazi talebini reddettiği için saldırıya uğradığı ortaya çıktı.

Selahattin Yılmaz, haraç vermeyi reddeden Özyurt İnşaat’ın sahibi Orhan Özyurt’a Aralık 2016’da düzenlenen silahlı saldırı, İstanbul’un Arnavutköy ilçesindeki bir çiftlik evinin basılması, Esenyurt Belediyesi’ni basma planı gibi olaylarla suçlanıyordu.

Sedat Peker Youtuber olma yolunda: Neden bu kadar çok izleniyor

Okumaya devam et

Gündem

Türkiye’de hastalar 3 ilaçta kobay oldu

Kovid-19 salgınında Türkiye’deki vatandaşların sadece bir ilaçta değil 3 ilaçta daha kobay olarak kullanıldığı ortaya çıktı. Şubat-Mart 2020 tarihleri ​​arasında Tarsus Medical Park Hastanesinde 30-80 yaşları arasında toplam 24 hastada 3 farklı ilaç test edildi.

BOLD – Sağlık Bakanı Fahrettin Koca, Dünya Sağlık Örgütü’nün ikazlarına rağmen 1 yıl boyunca sıtma ilacı olarak bilinen hidroksikinolonu vatandaşlar üzerinde kullandı. İlacı öve öve bitiremeyen Koca, 1 milyon kutu aldıklarını söyledi. Bir yıl sonra ise ilacın Kovid-19 tedavisinde işe yaramadığı ve ağır yan etkileri olduğu belirtilerek Türkiye’deki kullanımı durduruldu.

CHP Ankara Milletvekili Murat Emir’in, Sağlık Bakanı Fahrettin Koca’nın cevaplaması istemiyle verdiği soru önergesi 6 aydır cevaplanmıyor.  Emir, dünyada klorokini son 6 ayda kullanan tek ülkenin Türkiye olduğunu belirtirken yeni bir gerçek daha ortaya çıktı.

FARMAKOLOJİ DERGİSİNDE YAYINLANDI

Prof. Dr. Salih Kuk, sadece hidroksikinolonu ilacının değil 3 ayrı ilacın vatandaşlar üzerinde denendiğini açıkladı. Kuk, “3 farklı ilaç için de insanlarımızı kobay olarak kullandı. Kanıtı aşağıda” diyerek Nüfus Terapötikleri ve Klinik Farmakoloji Dergisi’nde yayımlanan İngilizce makaleyi paylaştı.

24 HASTADA KULLANILDI

Oğuz Güven, Hüseyin Keskin, Burak Ay, Suayip Birinci, Muhammed Furkan Kanca isimli doktorlar deneyleri yaptı. Çalışmaya Şubat-Mart 2020 tarihleri ​​arasında Tarsus Medical Park Hastanesi’ne başvuran 30-80 yaşları arasında hastanede yatan toplam 24 hasta dahil edildi. Bu kişilere 3 farklı ilaç içirildi.

 

 

Okumaya devam et

Gündem

Anayasa Mahkemesi 9 yıllık istatistiklerini açıkladı: Adil yargılanma hakkı ihlalinde rekor

Anayasa Mahkemesine bireysel başvurunun başladığı 2012’den bugüne kadar geçen dönemin istatistiklerini yayınladı. İhlal kararlarında adil yargılama hakkı ihlali yüzde 62,9’luk oranla ilk sırayı aldı. En fazla bireysel başvuru ise 15 Temmuz sonrası ilan edilen OHAL sürecinde 2016 yılında yapıldı.

BOLD – Anayasa Mahkemesi (AYM), bireysel başvurunun yürürlüğe girdiği 23 Eylül 2012 ile 31 Mart 2021 tarihleri arasındaki bireysel başvuru istatistiklerini yayınladı.

İstatistiklere göre en fazla başvuru 15 Temmuz darbe girişiminin ardından OHAL’in ilanı ve on binlerce kişinin KHK ile ihraç edildiği 2016 yılında yapıldı. 2016’da AYM’ye 80 bin 756 başvuru geldi.

2016 senesinin ardından en fazla başvuru 2019 yılında yapıldı. 2019’da 42 bin 971 başvuru, 2017’de 40 bin 530, 2020’de ise 40 bin 402 bireysel başvuru yapıldı. 2015’e kadar 20 binler civarında olan başvuru sayısının, son 5 yılda 38 binin altına düşmemesi dikkat çekti.

14 BİN 204 BAŞVURUDA HAK İHLALİ KARARI

AYM, 308 bini aşkın başvurudan 265 bin 300’ünde karar verdi. Sonuçlandırılan başvuruların yüzde 0,3’ünde ‘hakkın ihlal edilmediği’ yönünde karar veren Yüksek Mahkeme, yüzde 5,4 oranında ‘en az bir hakkın ihlal edildiğine’ hükmetti. 265 bin 300 başvurunun 14 bin 204’ünde ‘hak ihlali’ kararı verildi.

BAŞVURULARIN YÜZDE 89,2’Sİ REDDEDİLDİ

Yüzde 4,6 oranında da başvurular hakkında ‘idari ret’ kararı verilirken, bireysel başvuruların yüzde 89,2’i ‘kabul edilemezlik’ kararıyla reddedildi.

EN FAZLA ADİL YARGILANMA HAKKI İHLALİ KARARI

İhlal kararlarının hak ve özgürlüklere göre dağılımında yüzde 62,9’luk oranla ‘adil yargılama hakkı’ en fazla ihlal kararı verilen başlık oldu. Hak ihlali kararı verilen toplam 14 bin 204 kararın 9 bin 103’ünde adil yargılanma hakkının ihlal edildiğine hükmedildi.

Adil yargılamayı yüzde 19,3’le ‘mülkiyet hakkı’, yüzde 4,2 ile de ifade özgürlüğü hak ihlali kararları takip etti. En az ihlal tespit edilen konular arasında ise yüzde 0,1 ile ‘din ve vicdan özgürlüğü’ oldu.

Hak ve özgürlükler bazında en fazla ihlal kararının verildiği yıl ise 2020 oldu. Yüksek Mahkeme, 2020’de hak ve özgürlükler bazında toplam 5 bin 690 kez hak ihlaline hükmetti. 2020’de yapılan hak ve özgürlükler konusundaki ihlallerin oranı diğer yıllara kıyasla yüzde 39 olarak kaydedildi.

Abdulmecit Baskın cinayetinde Mehmet Ağar nasıl aklandı?

Okumaya devam et

Popular

0Shares
0