Bizimle iletişime geçiniz

BOLD ÖZEL

Eşimi öldürdüler, sorumlular hakkında hukuki süreç başlatıyoruz

On gün önce koronavirüs teşhisiyle hayatını kaybeden hasta mahpus Hüseyin Özen’in eşi Sabiha Özen, cezaevi yönetiminin ihmallerine işaret etti. Maskesiz koğuş aramaları nedeniyle eşinin hastalandığını savunan Özen, sorumlular hakkında suç duyurusunda bulunacaklarını belirtti.

SEVİNÇ ÖZARSLAN | BOLD ÖZEL

Yaklaşık üç yıldır tutuklu bulunduğu Bursa H Tipi Cezaevinde koronavirüs kapan eski Türk Telekom Bursa Bölge Müdür Yardımcısı Hüseyin Özen’in (59) ölümünün üzerinden 10 gün geçti. Özen, 15 gün Bursa Şehir Hastanesi yoğun bakımında kaldı. Durumu ağırdı. Ne zaman virüs kapmıştı, ne olmuştu, birdenbire ne zaman bu kadar ağırlaşmıştı bilinmiyordu.

HDP Milletvekili ve insan hakları savunucusu Ömer Faruk Gergerlioğlu Twitter hesabından yaptığı paylaşımdan bir gün sonra 14 Kasım 2020’de hayatını kaybetti. Spor yapan, sağlığına çok dikkat eden ve o güne kadar cezaevinde herhangi bir sorun yaşamadığı belirtilen Özen’in ölümü ailesinde şok etkisi yaptı.

Kendi çabalarıyla eşinin yaşadıklarını araştıran Sabiha Özen, Hüseyin Özen’in ölümünde cezaevi yönetiminin ihmalleri olduğunu düşünüyor. Son 2 ayda yapılan maskesiz koğuş aramaları yüzünden eşinin virüs kaptığını ifade eden Sabiha Özen, “Başka nereden kapacaklar? Salgın başladığından beri hiç arama yapmadılar. İki aydır o kadar sık arama yapmışlar ki koğuşlarda. Üstelik maskesiz” diyor.

Doktora gitmek için koğuş arkadaşlarıyla birlikte defalarca dilekçe verdiklerini ama sonuçsuz kaldığını ifade eden Özen, eşinin 8 ay boyunca polyester bir maske ile kendini koruduğunu vurguluyor. Maske için birçok kez dilekçe yazmalarına rağmen sonuç alınamıyor. Hastanedeki doktorun “Getirilmek için çok geç kalınmıştı” dediğini aktaran Sabiha Özen ile eşiyle yaptığı son görüşmeleri, hapiste neler yaşadığını konuştuk.

Hüseyin Özen’in tutuklanma nedenlerinden biri Ankara Kızılcahamam’daki termal otelde ailece tatil yapmalarıydı. Sabiha Özen, “Bülent Arınç da oradaydı. Eşim yargılama sürecinde bunu hiç dile getirmedi. Söylemesi için çok ısrar ettim ama söylemedi.” diyor.

Eşinizi en son ne zaman gördünüz?

21 Ekim’deki kapalı görüşte gördüm. Öksürüyordu. Neden doktora çıkmıyorsunuz diye sordum. Doktor mu var, diye cevap verdi. Daha önce başka mahpuslar da dilekçe vermiş, doktora gidelim diye. Gripsiniz demişler. Birer tane şurup verip geçirmişler.

Kaynınız, öksürük şurubunu kantinden satın aldığını söylemişti. Bu doğru mu?

Reçetesiz satılan bir şurup. Kantinden mi aldılar, revirden mi veriyorlar bilemiyorum. Aldık bir şurup, içiyorum ama beni daha çok öksürtüyor, bırakacağım, dedi. E ne yapıyorsunuz diye sordum. Bal, zencefil, zerdeçal yiyorum dedi. Aradan 6 gün geçti. 27 Ekim 2020 salı günü telefon görüşümüz vardı. Öksürmekten konuşamadık, o kadar çok öksürüyordu ki…

Eşi ve küçük oğluyla birlikte bir görüş gününde.

Hastaneye götürülmeden önce eşiniz hastalıkla epey mücadele ediyor. O süreçte cezaevinde neler yaşıyor, biliyor musunuz?

Geceleri ateşi yükseliyormuş, nefes darlığı yaşıyor, koğuş arkadaşları ateşini düşürmeye çalışıyor. Çok endişe etmişler. Hastaneye götürülmeden önceki son gece, yatağından kalkıyor. Alt kata iniyor. İstifra ediyor. Yukarı çıkmak için geri dönüyor. Bir daha istifra ediyor. Merdivenlere yöneldiğinde birkaç basamak çıkıyor çıkmıyor, yığılıp kalıyor. Koğuş arkadaşları ‘adam ölüyor, adam ölüyor’ diye bağırıyorlar. Gardiyanlar geliyor. Eşimle ilgilenmek yerine siz niye bağırıyorsunuz’ diye diğerlerini tartaklıyorlar.

O gece hastaneye götürmüşler mi?

Ertesi gün götürüyorlar. Eşimi ve ağır birkaç kişi daha varmış. O bağırıp çağıranları da karantina koğuşu diye pis bir yere koyuyorlar. Eşim de hapse ilk girdiği zaman onları da tavanı akan, pis bir yere koymuşlar. Ertesi gün 4-5 kişiye de test yapılıyor ve onlar da pozitif çıkıyor. Koğuşta kalan diğerlerine de test yapıyorlar. Onlar da pozitif çıkıyor. Ama o 4-5 kişiyi o pis yerde tutuyorlar. Hepsi korona, bir araya getirelim demiyorlar.

Eşiniz tam olarak hangi gün hastaneye götürüldü?

28 Ekim’de korona testi yapılmış, test sonucu 29 Ekim gece yarısı e-nabızda görünüyor. Zaten 30 Kasım’da da yoğun bakıma kaldırıyorlar. Ekrem Uysal diye bir doktor vardı. Tecrübeli bir doktor, o yatırıyor zaten.

Doktoruyla siz görüşebildiniz mi?

Bir kere görüşebildim. Ölmeden bir gün önce. 13 Kasım’da. Hastaneden resmi olarak bir kere bilgi alabildik. Bilgi almak mümkün değil ki… Doktor, durumu çok kritik dedi. Bilgi alma sürecinde de cezaevi bizi çok sıkıntıya soktu.

Ne yaptılar?

Eşimin hastaneye götürüldüğünü bir koğuş arkadaşının eşinden öğrendim. Hemen e-Nabız’a baktık. Koronel yoğun bakım, 2. basamak pandemi tedavisi yazıyor. Cezaevini aradığımda yoğun bakımda hastamız yok dediler. İki gün böyle geçti. Pazartesi artık, neden yalan söylüyorsunuz diye memura tepki gösterdim. E-nabızdan görüyorum. O zaman bir bakalım deyip kapattılar telefonu. Sonra beni geri aradılar. Cezaevi psikoloğunu bağladılar bana, ‘iyiymiş durumu, kendi ihtiyaçlarını kendi görüyormuş’ dedi. Yoğun bakımdaki bir hasta kendi ihtiyaçlarını nasıl görecek! Zannetmiyorum öyle bir şey yapabildiğini. Sonraki gün psikolog yine aradı. Yine iyi dedi.

Durumu ne zaman ağırlaştı?

5 Kasım 2020 perşembe sabahı entübe olduğunu öğrendik. Ve o gün tahliye olduğu haberi geldik. E-nabızdan tahlilleri indirip avukata götürmüştüm. Bursa 11. Ağır Ceza Mahkemesi’ne dilekçe verdik, tahliyesini istiyoruz diye. Perşembe sabahı tahliye ettiler. Ama tahliye olduğunu hiçbir zaman öğrenemedi. Sonradan öğrendiğime göre eşimle ilgilenen doktor bey, “Getirilmek için çok geç kalınmıştı.” diyor. Keşke o doktor çıkıp konuşsa… Bir milletvekili, hakimler cüzdanlarıyla vicdanları arasında sıkıştı demişti, şimdi bütün insanlar cüzdanlarıyla vicdanları arasına sıkıştı. Çünkü herkes işini kaybetme tehlikesiyle karşı karşıya. Bir şey de diyemiyorsunuz insanlara.

Eşiniz ne kadar zamandır tutukluydu?

Tam 33 ay. 33 ayın dolduğu gece vefat etti. 14 Kasım 2020’de, Bursa Şehir Hastanesi’nde. 15 Şubat 2018’de gözaltına alındı. 27 Şubat’ta Bursa Asliye Hukuk Mahkemesi tutukladı.

Bu süre içerisinde cezaevinde herhangi bir hastalık ya da başka bir sorun yaşadı mı?

Hiç yaşamadık. Mektuplarımızda da var. Telefon konuşmalarımız da hep kayıt altındadır. Eşim iyi davrandıklarını, beyefendi olduklarını, hep kolaylık gösterdiklerini anlatırdı. Hiç beklemediğimiz bir şey bu aslında.

Durumu size öyle yansıtmış olabilir. Mektuplar okunuyor, telefon görüşleri de bildiğim kadarıyla dinleniyor.

Bilmiyorum. Söylerdi yine de. Bu kadar susmazdı. Bir de şu var: Pandemi sürecinde, 8 ay geçti. İlk 6 ay koğuşlarda hiç arama yapmıyorlar. Son iki aydır ne değiştiyse acayip bir arama yoğunluğu başladı. Açık görüş yok, eşyaları bir gün bekletiyorlar. Didik didik arıyorlar. Nereden ne gelecek? Yani ne değişti, ne oldu bilmiyorum.

Eşinizin o aramalarda mı virüs kaptığını düşünüyorsunuz?

E tabi ki. Başka ne zaman kapacaklar? Cezaevine dışarıdan gardiyanlardan başka kimse gelmiyor ki. Üstelik gardiyanlar koğuşlara maskesiz giriyor. Bahçenin duvarları 8 metre yükseklikte. Havadan da yağmayacağına göre, gardiyanlardan başka koğuşa giren yok. Eşyalar da bir gün havalandırılıp öyle veriliyor.

Eşinizin eşyalarını aldınız mı?

O da ayrı bir mevzu. Eşyalarını istediğimi söyledim. Tamam dediler. Koğuş arkadaşlarına toplatmışlar, kendileri de toplamıyor. İmzasız kaşesiz bir tutanağa eşyalarını yazmışlar. 3 ayakkabısı var, orada 2 ayakkabı yazıyor. Eşim bütün görüşleri açık kapalı görüşleri, tarihleriyle hep not almış. Kimler gelmiş, kimlerle görüşmüş onları yazmış. Bir de maskesi var.

Cezaevinde kullandığı maskeyi de mi verdiler?

Evet verdiler. Onun çöpe atılması gerekmiyor muydu? Polyester bir maske. Sekiz ay boyunca o maskeyi kullanmış. Tek maske o. Başka maske yok. Defalarca dilekçe yazdıkları halde olumlu cevap verilmedi. Kantine getirin, kantinden alalım dediler. Her şeyi satıyorsunuz, neden maske getirmiyorsunuz? Benim eşim rahatsızdı. Bel fıtığı vardı. Özel yatağını, iki kat para verip kantinden aldık. Eşim entübe olduktan sonra diğer mahpuslara 10’ar tane maske vermişler. Ayyuka çıkınca artık.

Hüseyin Özen’in cezaevinde kullandığı polyester maske.

Eşinizin hakkında iddialar neydi peki? Ne ile suçladılar?

Birincisi Bank Asya’da paramız vardı. Çocuklarımız kapatılan Bursa Nilüfer Koleji’nde okumuştu. Üçüncüsü de Kızılcahamam’daki Asya Termal tatil köyüne, kaplıcaya gitmiştik. Hangi yıldı hatırlamıyorum. Biz gittiğimiz zaman orada, tutuklanan birileri varmış. Biz de oraya onlarla görüşmeye gitmişiz. İddia bu. Bu kişilerle telefon görüşmesi var mı diye sorduk. Mahkemede ortaya çıkarılmadı. Bylock yoktu. Olamazdı da zaten.

Kızılcahamam’daki kaplıcaya giden birçok insanı tutukladılar maalesef bu süreçte.

Biz Kızılcahamam’da olduğumuz zaman Bülent Arınç da oradaydı. Eşim yargılama sürecinde bunu hiç dile getirmedi. Söylemesi için çok ısrar ettim ama söylemedi. Eşim tutuklanmadan 10 gün önce emniyetten çağırdılar, ifade vermeye gitti. Bank Asya, çocukların okulu o zaman sorulmuş kendisine. O zaman bir şey olmadı, tutanağı imzaladı geldi. Sonra bir itirafçı, sohbetlerde gördüğünü, gezilere gittiğini söylüyor. Adam kendini kurtarmak için 40 küsur kişinin adını veriyor. Yargılanma sürecinde ise savcı iki kez tahliyesi istedi. Hakim bırakmadı. Karar duruşmasında savcı değişti. Yine tahliye isterse tahliye etmek zorunda kalırız diye mi değiştirdiler, artık bilemiyorum. 7 yıl 6 ay hapis cezası verdiler.

Eşiniz Türk Telekom’da çalışıyor muydu, yoksa işten çıkarılmış mıydı?

Bursa Türk Telekom’da bölge müdür yardımcısıydı. Yıllarca çalıştı. Şubat 2016’da emekli olmuştu. Darbe olduğunda çalışmıyordu, evdeydi. Ailenin toparlayanı direğiydi eşim. Hepimiz çok yıkıldık. Kayınvalidem 85 yaşında kalp pili ile yaşıyor. Kayınbiraderim yerinden kalkamadı vefat haberini alınca. Allah’tan gelene bir şey diyemeyiz elbet ama burada bir ihmal var.

Bundan sonraki süreçte ne yapacaksınız? Bir planınız var mı?

Dava sürecini birkaç güne kadar başlatıyoruz. İhmalden dolayı cezaevi yönetimi hakkında suç duyurusunda bulunacağız. Daha sonra tazminat davası da açacağım. Sonuçlanır mı bilmiyorum. Allah-u alem. Ama eşimin hakkını sonuna kadar arayacağım, çünkü onu öldürdüler. Eşimi tanıyan biri Twitter’da şöyle yazmış: “Hüseyin bey sporcu adamdı, bisiklet turlarına katılırdı, sağlam bir bünyesi vardı, bu adamı öldürmek için çok uğraşmış olmaları lazım.” Günde mutlaka 1 saat spor yapardı. Bisiklet soruyla ilgilenirdi. Hafta sonları en az 4-5 saat bisiklet sürerdi.

Hüseyin Özen’in Batuhan ve Berkehan adında iki oğlu bulunuyor.

14 Kasım 2020’de Bursa Şehir Hastanesi yoğun bakımda hayatını kaybeden Hüseyin Özen’in cenazesi Bursa Hamitler Mezarlığı’na defnedildi.

Cezaevinde koronaya yakalanan Hüseyin Özen hayatını kaybetti

 

 

 

BOLD ÖZEL

Reis Sedat Peker’in hikayesi: Balkanlarda Türk mafyasına ‘kokain’ izni çıkmadı

Tanınmış mafya lideri, nüfus cüzdanındaki ismiyle Reis Sedat Peker, 18 Aralık’ta Makedonya’da gözaltına alındı ve sınır dışı edildi. Bu gelişmenin arkasında Güney Amerika’dan Türkiye’ye uzanan kokain rotası mı var?

BOLD – Makedonya İçişleri Bakanlığından yapılan açıklamaya göre Peker, Kamu Güvenliği Bürosu tarafından “ikametini kötüye kullandığı için” gözaltına alındı. Makedon medyasına yansıyan habere göre ise Peker, Makedonya’daki yeraltı dünyasından isimlerle ve suç örgütleriyle ilişki kurduğu için sınır dışı edildi. Haberde Peker “tanınmış uyuşturucu baronu” olarak nitelendi. Makedonya medyasından Lokalno’nun haberine göre Peker, ülkeye girdikten sonra yerel suç çeteleriyle temas kurmaya çalıştığı için gözaltına alındı. Haberde Peker’e uyuşturucu ticaretiyle ilgili suçlamalar da yöneltildi.

Peker, Türkiye’de bir dönem azınlıklar ve Erdoğan muhaliflerine yönelik şiddet eylem ve söylemleriyle öne çıkmıştı. Ancak Erdoğan’ın damadı Berat Albayrak’la yaşadığı çatışma sonrası Türkiye’yi terk etmek zorunda kalmıştı. Türk mafyasının son dönemde Balkanlar’da faaliyetlerini artırması dikkat çekiyor.

TÜRKİYE’YE DEPORT EDİLMEK İSTEMEDİ

Makedonya polisi, 49 yaşındaki Türk vatandaşı RSP’nin gözaltına alınarak sınır dışı edildiğini duyurduktan kısa süre sonra haber Türkiye’de gündemin ilk sıralarına tırmandı. Polisin açık ismini vermediği RSP, Reis Sedat Peker isimli Türkiye’nin ünlü mafya liderleriydi. Peker, gözaltına alındıktan sonra Kamu Güvenliği Bürosu’na götürüldü ve deport işlemleri başlatıldı.

turkishminute.com’dan Cevheri Güven’in haberine göre Peker, Türkiye’ye deport edilmek istemediğini belirtti ve pasaportuyla vizesiz olarak gidebileceği bir ülke olarak Kosova’yı tercih etti. İşlemlerinin tamamlanmasının ardından Peker, Kosova’ya deport edildi.

TÜRKİYE’Yİ TERK ETMEK ZORUNDA KALDI

Sedat Peker, geçmişte Cumhurbaşkanı Tayyip Erdoğan’ın resmi davetlerine katılan bir isimdi. Peker ve Erdoğan’ın aynı kareye girdiği fotoğraflar ülkede tartışma konusu olmuştu. Peker, Erdoğan’ı eleştiren kesimlere yönelik tehditler içeren videolar yayınlıyordu ve hükümetin izniyle milliyetçilerin yoğun yaşadığı Rize, Trabzon gibi şehirlerde mitingler düzenliyordu.

Peker, Gülen Hareketi mensuplarını meydanlarda asmak, elektrik direklerinde idam etmekle tehdit etmiş, Kürt sorununun barışçı yollarla çözümü için imza kampanyası düzenleyen ve “Barış Akademisyenleri” olarak adlandırılan akademisyenlerin de kanlarıyla banyo yapacağını söylemişti.

Peker’in bu tehditleriyle öne çıktığı 2014-2019 arası dönemde, bazı gazeteciler de saldırıya uğrayıp dövüldü ve bu saldırılardan Peker’in adamları sorumlu tutuldu. Ancak Peker ne tehdit içeren sözleri ne de bu saldırılar nedeniyle yasal takibe uğramadı.

Peker’in ismi daha sonra Suriye’ye insani yardım sevkiyatı adı altında silah ticaretiyle anıldı. Bu tartışmanın hemen ardından Peker, 2020’nin ilk günlerinde Türkiye’den ayrılarak Karadağ’a yerleşti. Peker, Karadağ’dan yaptığı açıklamada, Tayyip Erdoğan’ın damadı ve dönemin Hazine Bakanı Berat Albayrak’ın kendisini tutuklatmak istediği, bu sebeple ülkeyi terk ettiğini söyledi. Erdoğan’ın sıkı destekçisi olan Peker’in aniden Erdoğan ailesi ile kavgalı hale gelmesinin altında Suriye’ye yapılan silah sevkiyatında para konusunda anlaşmazlık olduğu iddia edildi.

BALKANLARDA FAALİYETE BAŞLADI

Peker, Karadağ’a yerleştikten sonra Romanya, Ukrayna, Makedonya gibi ülkelerde faaliyet göstermeye başladı. Buradaki mafya gruplarıyla bağlar kurmaya çalışan Peker, ardından Makedonya’ya yerleşti. Makedon polisinin yaptığı operasyonun ardından Peker’in yeni durağı Kosova oldu.

Türkiye son dönemde Güney Amerika üzerinden Avrupa’ya sevk edilen kokain rotasına girdi. Geçtiğimiz yıl Haziran ayında, Kolombiya polisi Türkiye’ye tek seferde sevk edilmek için gemiye yüklenmiş 5 ton kokain ele geçirdi. Türkiye’den Avrupa’ya giden taze meyve yüklü tırlarda da Bulgaristan sınırında kokain yakalandı.

Türkiye geçmişten beri Afganistan’da üretilen eroin ve İran’dan gelen esrar gibi maddelerin rotasında bulunuyor. Ancak Türkiye’nin kokain rotasına girmesi yeni bir durum. Muhalefet partileri, Erdoğan hükumetinin mafya gruplarını desteklediğini ve koruduğunu iddia ediyorlar.

Kolombiya’da yakalanan 5 ton kokainin Türkiye’de hangi limanda, hangi firmaya sevk edildiği belli olmasına rağmen Türkiye’de bu kişilere yönelik operasyon yapılmadı. Türk mafyasının Balkanlarda yerleşmesinin kokain rotasının oturtulmaya çalışılmasıyla ilgili olduğu da iddialar arasında. Yine mafya grupları tarafından Türkiye’den bazı ailelerin Kolombiya başta olmak üzere Güney Amerika ülkelerine trafiği organize etmek için gönderildiği şeklinde de doğrulanmamış bilgiler söz konusu.

Okumaya devam et

BOLD ÖZEL

Ekrem bebeğin annesi tutuklandı

Oğlu Mehmet Ekrem’i dünyaya getirdikten 2 saat sonra gözaltına alınan ve daha sonra serbest bırakılan matematik öğretmeni İlayda Tekgöz bugün tutuklandı.

SEVİNÇ ÖZARSLAN | BOLD ÖZEL

Anne-baba tutukluluklar devam ediyor. Bir buçuk yıl önce doğumhane kapısında gözaltına alınan İlayda Tekgöz bugün Çağlayan 28. Ağır Ceza Mahkemesi’nde görülen ilk duruşmada tutuklanıp Bakırköy Kadın Kapalı Cezaevine gönderildi. 19 Temmuz 2019’da oğlu Mehmet Ekrem’i dünyaya getiren Tekgöz’ün 4 yaşında Zülal adında bir kızı daha bulunuyor. Gaziosmanpaşa Şafak Hastanesi’nde doğum yaptıktan iki saat sonra Cemaat soruşturmaları kapsamında gözaltına alınan İlayda Tekgöz o gün adli kontrolle serbest bırakılmıştı.

ANNE SÜTÜYLE BESLENİYOR

Kapatılan dershanelerde matematik öğretmeni olarak görev yapan 32 yaşındaki İlayda Tekgöz’ün eşi Hasan Tekgöz de 11 aydır Silivri Cezaevinde tutuklu bulunuyor. 6 yıl 10 ay hapis cezasına çarptırılan makine mühendisi Hasan Tekgöz Şubat 2020’de tutuklanmıştı.

Serbest bırakıldığı günden beri İstanbul’da yaşayan ve eşini ziyaret eden İlayda Tekgöz’ün ‘kaçma şüphesi var’ denilerek tutuklandığı öğrenildi. Mesajlaşma programı Bylock, Bank Asya hesabı, mahkemeye geldiği halde dinlenmeyen bir tanığa dayanılarak hakkında dava açılan İlayda Tekgöz’ün oğlu Ekrem bebek henüz sütten kesilmemişti. Koronavirüs salgını nedeniyle Bakırköy Kadın Kapalı Cezaevine, bebekler ve çocukların alınmadığı biliniyor.

Dünyaya geldikten 2 saat sonra annesi gözaltına alınan Mehmet Ekrem bebek 19 Temmuz 2019’da doğdu. İlayda Tekgöz daha sonra adli kontrol şartıyla serbest bırakıldı. Anne sütüyle beslenen 1,5 yaşındaki Ekrem bebek ve ablası hem annesiz hem babasız kaldı.

 

 

Adalet rehin alındı: Siyasi tutukluları cezaları bittiği halde bırakmıyorlar

Okumaya devam et

BOLD ÖZEL

Hasta tutuklu Ahmet Türkmen infaz erteleme süresi dolmadan tekrar tutuklandı

İki ay önce cezaevinde koronavirüse yakalanan ve ceza infaz ertelemesi verilen iş adamı Ahmet Türkmen, 20 Şubat’a kadar süresi olmasına rağmen tekrar tutuklandı.

SEVİNÇ ÖZARSLAN | BOLD ÖZEL

Kayseri Bünyan Cezaevinde iki ay önce koronavirüse yakalanan ve yoğun bakımda 3 hafta kaldıktan sonra infaz ertelemesi verilen iş adamı Ahmet Türkmen, süre dolmadan geçen hafta tekrar hapse gönderildi. Şu anda cezaevinin polikliniğinde kalan Türkmen’in bir R Tipi (Rehabilitasyon) cezaevine gönderileceği öğrenildi.

2012 yılında by-pas ameliyatı olan, vertigo hastalığı bulunan ve geçirdiği koronavirüs hastalığı nedeniyle ciğerleri zarar gören Türkmen’in sağlık durumundan ailesi endişeli. Kovid-19 nedeniyle 3 hafta yoğun bakımda kalan, yemek yiyemeyecek, yürüyemeyecek hale gelen bir hastanın ailesinden uzak başka bir şehirde cezaevine gönderilecek olması yaşam hakkını tehlikeye atıyor. Kayseri’ye en yakın R tipi cezaevi İzmir Menemen’de bulunuyor.

GERGERLİOĞLU: “ADLİ TIP BEKLENMEMİŞ”

Ahmet Türkmen’in maruz kaldığı bu hak ihlaline tepki gösteren HDP Milletvekili ve insan hakları savunucusu Ömer Faruk Gergerlioğlu “3 ay infaz erteleme alan hasta mahpus Ahmet Türkmen’i süresi dolmadan cezaevine yollamışsınız! 20 Şubat’ta bitecek erteleme süresi dolmadan alınan raporla tekrardan Bünyan Cezaevindedir, adli Tıp beklenmemiş.” dedi.

10 AY HÜCREDE KALDI

Kayserili işadamı Ahmet Türkmen 30 Haziran 2017’den bu yana tutuklu. Üç ay Nevşehir Cezaevinde kaldıktan sonra Bünyan Cezaevi açıldığında buraya nakledilen Türkmen, her iki cezaevinde toplam 10 ay hücrede kaldı. Kendisinin ifadesiyle Nevşehir Cezaevinde bir hayvanın kalamayacağı şartlarda yaşamak zorunda bırakıldı. Cemaat soruşturmaları kapsamında tutuklanan Ahmet Türkmen örgüt üyesi olduğu iddiasıyla 14 yıl 15 ay hapis cezasına çarptırıldı. Dosyası Temmuz 2020’de Yargıtay tarafından onaylandı.

YOĞUN BAKIMDAYKEN YATAĞA KELEPÇELENDİ

Ahmet Türkmen ceza infaz ertelemesi verildikten sonra bir süre daha hastanede tedavi gördü. Aralık 2020.

Türkiye’de Mart 2020’de başlayan koronavirüs salgını Ahmet Türkmen gibi kronik hastalığı bulunan hastalar için cezaevlerini riskli hale getirdi. Bünyan Cezaevi yönetimi 65 yaş üstü bütün tutukluları “cezaevinde kalması riskli mi değil mi” diye rapor alması için geçen temmuz ayında Kayseri Şehir Hastanesi’ne gönderdi. Heyet, 68 yaşındaki Ahmet Türkmen’e “risk yoktur” raporu verdi. Aradan 4 ay geçtikten sonra Kasım 2020’de koğuşta virüs kapan Ahmet Türkmen bir hafta içinde yoğun bakımlık oldu. Tam üç hafta yoğun bakımda kaldı. Ölümcül bir hastalıkla mücadele ederken yatağa kelepçelendi. Bileği mosmor oldu. Durumunun ciddileştiğini, hastanın ölüm döşeğinde olduğunu fark eden yetkililer, hastayı heyete çıkarmadan, gıyabında 3 ay ceza infaz ertelemesi verdi. Rapor adli tıptan hemen geldi.

OKSİJEN TÜPÜNE BAĞIMLI

20 Kasım 2020’de ailesine kavuşan ve yoğun bir tedavi süreci geçiren Ahmet Türkmen, 3 hafta önce hastaneden çıkıp evine gelebilmişti. Ancak evinde bile oksijen tüpüne bağımlı hayat sürüyordu. Yeni yemek yemeye ve yürümeye başlayan Türkmen, 14 Ocak 2021 Perşembe günü evine gelen polisler tarafından yeniden tutuklandı. Polis hastayı heyete götüreceklerini söyleyerek alıp gitti. Kayseri Şehir Hastanesi’nin heyet kuruluna tekrar görünen Ahmet Türkmen’e 15 Ocak 2021’de “R Tipi cezaevinde kalabilir” raporu verildi. Hangi R tipine gönderileceği henüz belli olmayan Ahmet Türkmen, 5 gündür Bünyan Cezaevi polikliniğinde tek başına kalıyor.

“BÜTÜN İHTİYAÇLARINI BİZ KARŞILIYORUZ”

Ceza ertelemesi 20 Şubat 2021’de dolan Ahmet Türkmen’in bu süre dolmadan neden tekrar heyete çıkarıldığını ise ailesi şöyle açıklıyor: “Sürenin 11 Ocak 2012’de uzatılması için savcılığa dilekçe vermiştik. Yetkililer, 3 aylık infaz ertelemesini hastaneden çıkana kadar verdiklerini o zaman söylediler. Kendisi evet 3 haftadır evdeydi ancak oksijen tüpüyle hayata tutunuyor. Bütün ihtiyaçlarını biz karşılıyoruz. Hayatında bir sigara içmemiş, sağlığına çok dikkat eden, dağlara tepelere çıkan her gün yürüyüşe çıkan, yediğine içtiğine dikkat eden bir insanın ciğerleri cezaevinde bu hale geldi. Doktorlara gittiğimizde ilk soru ‘Daha önce ciğerlerinde bir sorun var mıydı’ oldu hep. Hayır yoktu, cezaevinde böyle oldu. Kalabalık koğuşta pencerenin biri açık, diğeri kapalı… ‘Nefes alamıyordum artık, boğuluyordum’ diye bize çok defa söylemiştir.”

AHMET TÜRKMEN’İN İNFAZ ERTELEME RAPORU

Ahmet Türkmen, Kayseri’de okumayı, okutmayı seven, kendisine ‘terörist’ damgası vurulmasına rağmen barışçıl tavrıyla ve naifliğiyle bilinen bir işadamı olarak tanınıyor.

Kovid-19’un ciğerlerinde kalıcı hasar bıraktığı hasta tutuklu yeniden cezaevine gönderildi

Okumaya devam et

Popular