Bizimle iletişime geçiniz

BOLD ÖZEL

AKP yandaşı Yıldızlar Holding krizde: 900 işçi işten çıkarıldı, Eti Gümüş’te üretim durdu

Daha önce parasını ödeyemediği için elektrik dağıtım ihaleleri elinden alınan Yıldızlar Holding, Eti Gümüş'te işten attığı işçilerin maaş ve tazminat alacaklarını ödemiyor.

Kütahya Gümüşköy’de işçiler işten atıldı, üretim durdu. Daha önce kazanıp da parasını ödeyemediği elektrik dağıtım ihaleleri ile tanınan Yıldızlar Holding işçilerin maaş ve tazminatlarını da ödemiyor.

BOLD- Türkiye’nin tek gümüş madeni ve entegre gümüş işletmesi Eti Gümüş’te çalışan 900 işçi kış ortasında sokağa atıldı. Sadece 30 çalışanın kaldığı madende üretim durduruldu. Tazminatlarını ve üç aylık maaşlarını alamayan işçiler eylem yaparak seslerini duyurmaya çalışıyor.

Kütahya şehir merkezinde eyleme destek veren Cumhuriyet Halk Partisi (CHP) Kütahya Milletvekili Ali Fazıl Kasap, “Kış günü yüzlerce işçi bir anda işsiz kaldı. Üstelik 3 aydır da alacakları var. Bu mağduriyetin giderilmesi için elimizden geleni yapacağız.” diye konuştu.

İŞTEN ATILANLARA SEBEP GÖSTERİLMEDİ

İşçiler, fabrikada şu anda sadece 30 işçinin kaldığını ve iş yerinin kapanma tehlikesiyle karşı karşıya olduğunu ifade etti.

İşçiler adına konuşan Ahmet Dal, “Hiçbir sebep gösterilmeden, haksız yere ve zorla bir takım kâğıtlar imzalatılarak yaklaşık 900 işçi arkadaşımın işine son verildi. İşçi arkadaşlarımız aylardır evlerine ekmek götüremiyor. Her bir arkadaşımızın fabrikadan 3’er aylık maaş alacakları var. Hiçbir muhatap bulamamaktayız.” dedi.

İŞLETMEYİ ÖZAL HAYATA GEÇİRMİŞTİ

Eti Gümüş A.Ş, temelleri 1985’te dönemin Başbakanı Turgut Özal tarafından atılan, 1987’de işletmeye alınan, Türkiye’nin tuvenan cevherden nihai ürün aşamasına kadar olan entegre sisteme sahip ilk ve tek “metal gümüş” üreticisi konumunda.

BİR BAŞKA ÖZELLEŞTİRME FİYASKOSU!

Eti-Gümüş, 2004 yılında 20,6 milyon doları peşin ödenmek şartıyla 41,2 milyon ABD Doları mukabilinde Sabahattin Yıldız’a ait Yıldızlar Holding’e satıldı.

Sözleşme tarihi olan 13 ağustos 2004’te kasasında 17,9 milyon doları nakit, 2,67 milyon doları gümüş stoğu (11 ton) olmak üzere 20,6 milyon dolarlık taşınır değeri vardı. Söz konusu tutar peşin ödeme miktarı kadardı.

Eti Gümüş, şimdi Türk Telekom gibi bir başka “yandaş şirket” özelleştirme fiyaskosu olarak üretim yapamaz halde.

2 Eylül 2010’da Çankırı’da Yaylakent beldesinde termik santral temel atma töreninde Yıldızlar SSS Holding’in patronu Sebahattin Yıldız, dönemin Enerji Bakanı Taner Yıldız’a bilgi verirken dudaklarını eliyle kapatmıştı.

AKP HÜKÜMETİ NİÇİN MÜDAHALE ETMİYOR?

Türkiye için bu kadar önemi bulunan bir işletmeye, AKP hükümetinin hiç müdahale etmemesine işçiler veryansın ediyor.

AKP’li vekillerin bir kez bile gelip sorunlarını dinlemediğini belirten işçiler, şunları dile getiriyor: “Aylardır bir kuruş bile ödenmemesine rağmen ne kayyım atanıyor ne de el değiştiriyor. Burası AKP’ye yakın kişilerin ama ne milletvekili geliyor ne başkası. Her yere kayyım atıyorlar, buraya niye atamadılar? Burası kime aittir, kimin için çalışır bilmeyiz ama burayı görmezden geliyorlar. İnsanlar kiralarını ödeyemiyor, faturalarını yatıramıyor.”

ÜSTÜN HİZMET ÖDÜLLÜ PATRONUN İLGİNÇ ÖYKÜSÜ

Eti Gümüş’ün patronu Sebahattin Yıldız, aynı zamanda Yıldızlar SSS Holding yönetim kurulu başkanı. Yıldız, 2010 yılında Türkiye Büyük Millet Meclisi (TBMM) Üstün Hizmet Madalyası ile ödüllendirilmiş, AKP’ye yakın işadamlarından.

Yıldızlar Holding Eti Gümüş dışında, Bilecik Söğüt’te bulunan Söğütsan Seramik AŞ, Çankırı’da bulunan granit fabrikası ve Gümüşhane’de Yıldız Bakır Madeni işletmecisi.

2000’li yıllara kadar seramik bayiliği yapan Sebahattin Yıldız’ın yıldızı AKP döneminde parladı. Özelleştirmeden çok düşük bedellerle önce Söğüt Seramik sonra Eti Gümüş’ü alan Yıldız elektrik dağıtım ihaleleri ile holdinge dönüştü.

ELEKTRİK DAĞITIM İŞİ FİYASKOYLA SONUÇLANDI

Yıldızlar Holding, ihalesi 6 Kasım 2009’da gerçekleştirilen Osmangazi EDAŞ’a 485 milyon dolarla en yüksek teklifi veren şirket olmuştu.

Holding bünyesindeki Eti Gümüş AŞ tarafından kurulan Dedeli Elektrik Dağıtım ile 31 Mayıs 2010’da devir sözleşmesi imzalanmış; şirket, peşin ödediği toplam bedelin 375 milyon dolarlık kısmı için Akbank’tan kredi sağladığını, kalanı için özkaynaklarını kullandığını açıklamıştı.

Sebahattin Yıldız (sağda) Osmangazi Elektrik Dağıtım ihalesini kazansa da ödemeyi yapamadığı için şirketi 2013 yılında Zorlu Holding’in patronu Ahmet Zorlu’ya devretmek mecburiyetinde kalmıştı.

Toplam 1,4 milyon aboneye sahip Osmangazi Elektrik Dağıtım; Afyon, Bilecik, Eskişehir, Kütahya ve Uşak illerine hizmet veriyordu.

Ancak Yıldızlar Holding elektrik dağıtım işinde başarılı olamadı ve Enerji Piyasası Düzenleme Kurulu, Osmangazi EDAŞ’a 2013 yılı ağustos ayında el koyarak Sebahattin Yıldız’ı şirketten uzaklaştırmıştı.

Şirket o dönem 180 milyon liralık borcunu da ödeyemez durumdaydı.

Yıldızlar Holding’in elektrik dağıtım macerası sadece Osmangazi ile sınırlı değildi. Şirket 2010 yılı aralık ayında 2 milyon aboneli Toroslar EDAŞ’ın dağıtım ihalesini de 2 milyar dolar bedelle kazanmıştı.

Bununla da yetinmeyen Yıldızlar Holding, Gediz EDAŞ ihalesini de 1 milyar 915 milyon dolar bedelle kazanmıştı. İzmir ve Manisa’nın elektriğini dağıtan Gediz EDAŞ ihalesi, 2012’de Yıldızlar Holding ödemeyi yapamadığı için iptal edildi ve yeni ihaleyle başka bir firmaya geçti.

BATIRMA SIRASI ETİ GÜMÜŞ’E Mİ GELDİ?

Yıldızlar Holding son olarak Toroslar EDAŞ için teklif ettiği 2 milyar doları da ödeyemedi ve yapılan ikinci ihaleyi 1,7 milyar dolar bedelle Enerji SA kazandı. Böylelikle özelleştirme ihaleleriyle yıldızı parlayan Sebahattin Yıldız’ın, kamuoyunda büyük sükse yaptığı üç özelleştirme hamlesi de fiyaskoyla sonuçlanmış oldu.

Elde kalan iki eski kamu şirketinden Eti Gümüş AŞ’de yaşanan sıkıntılar, bu projenin de çatırdamaya başladığının habercisi gibi görünüyor.

Eti Gümüş aslında özelleştirme kavramını, “yandaşa peşkeş” olarak hayata geçiren AKP hükümetinin son fiyaskolarından sadece biri.

Türkiye’nin en stratejik fabrikası Ethem Sancak’a peşkeş çekildi

BOLD ÖZEL

7.7 milyon kişi yeşil karta muhtaç yaşıyor

AKP’li Cumhurbaşkanı Tayyip Erdoğan, “Aç olanları buyrun siz doyuruverin” sözleriyle halkın fakirliğini yeniden gündeme getirdi. Türkiye’de yoksulluğun sembolü olan yeşil kartlı sayısı 7 milyon 769 bin 346 kişiye ulaştı. Yeşil kartlıların hastane ve eczane masraflarını devlet karşılıyor.

BOLD ÖZEL – AKP’li Cumhurbaşkanı Tayyip Erdoğan’ın muhalefet partilerine yönelik “Aç olanları buyrun siz doyuruverin” sözleri Türkiye’deki yoksulluğu gündeme taşıdı. AKP iktidarının vatandaşın fakir olmadığı savunmasını resmi kurumların kayıtları yalanlıyor.

İŞÇİ, MEMUR VE ESNAF SAYISI

SGK’nın aylık istatistik bültenlerinde yer alan sigortalı kayıtlarına göre, Mart 2021 itibariyle 21 milyon 464 bin 579 kişi zorunlu sigortalı. Bu kişiler SSK, Bağ-Kur ve Emekli Sandığı çatısı altında bulunuyor. Sigortalıların 15 milyon 381 bin 821’i işçi olarak SSK’da, 2 milyon 938 bin 150’si esnaf olarak Bağ-Kur’da, 3 milyon 144 bin 608 kişi ise memur olarak Emekli Sandığı’nda bulunuyor.

7.7 MİLYON KİŞİ YEŞİL KARTLI

Herhangi bir sigortası bulunmayan kişi sayısı ise 7 milyon 769 bin 346 kişi olarak kayıtlarda bulunuyor. Geliri asgari ücretin üçte birinden az olan bu vatandaşlar ‘resmi yoksul’ olarak kabul ediliyor. Yeşil kart uygulaması kapsamında bu kişilerin genel sağlık sigortası primlerini devlet ödüyor.

AKP’li belediye 2.5 milyon liralık ihaleyi partinin eski İBB meclis üyesine verdi

Okumaya devam et

BOLD ÖZEL

4 yılda 40 kilo kaybeden 72 yaşındaki tutsak Bekir Bayram ağlayarak yardım istedi

Isparta’da dört yıla yakın süredir tutuklu olan Bekir Bayram, geçen hafta koğuşta bayıldı. Cezaevinde kalbine stent takılan, 40 kilo kaybeden, 3-4 ay önce de koronavirüs geçiren Bayram, ilk defa ağlayarak yardım istedi.

SEVİNÇ ÖZARSLAN | BOLD ÖZEL

2 Kasım 2017’den beri Isparta E Tipi Kapalı Cezaevinde tutuklu bulunan 72 yaşındaki kalp yetmezliği, yüksek tansiyon ve şeker hastası Bekir Bayram geçen hafta koğuşun tuvaletinde düşüp bayıldı. İdrar yollarında kanama olan ve vücudunda morluklar oluşan Bayram hastaneye kaldırıldı.

AĞLAYARAK YARDIM İSTEDİ

Dizlerindeki menisküs yırtıkları nedeniyle ayakta duramayan, ayaklarını sürüyerek, zorlukla yürüyebilen Bayram, kontrol için sürekli tekerlekli sandalyeyle hastaneye götürülüyor. Her hastane dönüşü karantina koğuşuna koyulan hasta mahpus, dün eşiyle yaptığı telefon görüşünde ağlayarak yardım istedi. Bayram eşine, “Avukata durumumu anlatın. Beni buradan çıkarsınlar, ev hapsi versinler, 4-5 ay iyi olayım, sonra yine gireyim” dedi.

CEZAEVİNDE KALBİNE STENT TAKILDI, 40 KİLO ZAYIFLADI

Kalbi yüzde 40 çalışan Bekir Bayram’ın kalbine cezaevine girdikten bir yıl sonra kalp yetmezliği nedeniyle stent takılmıştı. 130 kilo olarak hapse giren Bayram, dört yıl içinde 40 kilo kaybetti. 3-4 ay önce koğuşta da koronavirüs kapan Bayram, yaşlı ve kronik hastalıkları olan bir mahpus olarak hapiste yaşam mücadelesi veriyor.

“ÜÇ ARKADAŞI ZORLA YATAĞA KOYMUŞ”

Babasının tahliye edilmesi için Isparta İnfaz Hakimliği’ne dün dilekçe veren oğlu, “Babam 72 yaşındadır. Cezaevine girmeden önce de kalp yetmezliği, yüksek tansiyon ve diyabet hastasıydı. Yaklaşık 1 hafta önce koğuşun tuvaletinde bayılmış. Üç arkadaşı zorla kaldırıp yatağa koymuşlar. Sonrasında sık sık bayılmalar devam etmiş.” dedi.

“BABAM ÇOK HASTADIR, BELKİ DE HAYATININ SON GÜNLERİ…”

Babasının Isparta Şehir Hastanesi’ne kaldırıldığını ifade eden oğlu, “İdrar yollarında kanama olmuş. Kendisi yürüyememektedir. Şahsi ihtiyaçlarını görecek gücü yoktur. Kısacası babam çok hastadır. Belki de hayatının son günlerini geçirmektedir. Fizyolojik ve psikolojik açıdan bitik durumdadır. Hastalıkları ve yaşı göz önünde bulundurularak ev hapsine çıkarılmasını talep ediyoruz.” ifadelerini kullandı.

Isparta’da babasının butik otelinde çalışarak SSK’dan emekli olan Bekir Bayram, gençliğinde boya badana ve inşaat işleri yaparak geçimini sağladı. Bir dönem de Libya’da işçi olarak çalıştı.

Gülen Hareketi’ne yönelik soruşturmalar kapsamında tutuklanan Bekir Bayram, Isparta 3. Ağır Ceza Mahkemesi tarafından Amerika’ya yaptığı iki ziyaret nedeniyle ve tanık ifadelerine dayanılarak 9 yıl 4 ay hapis cezasına çarptırıldı. Dosyası Yargıtay tarafından onaylandı.

Okumaya devam et

BOLD ÖZEL

4. evre kanser hastası Yusuf Özmen’i ikinci kez tutukladılar

Tümör akciğerine sıçrayan kanser hastası Yusuf Özmen, üç ay önce tutuklanıp hapse gönderildi. Daha önce 20 ay cezaevinde kalan Özmen’in hastalığı 4. evreye gelmişti.

SEVİNÇ ÖZARSLAN | BOLD ÖZEL 

4. evre yumurtalık kanseri olan gıda mühendisi Yusuf Özmen, 5 Mart 2021’de ikinci kez tutuklanıp Erzurum H Tipi Yüksek Güvenlikli Cezaevine gönderildi. Yüzde 80 engelli raporu olan ve hastalığı artık ciğerlerine kadar sıçrayan Özmen’in cezaevinde kalmasında sakınca görülmedi.

Gülen Cemaati soruşturmaları kapsamında Iğdır 2. Ağır Ceza Mahkemesi tarafından yargılanan Özmen, Bylock kullandığı gerekçesiyle ve tanık ifadelerine dayanılarak 8 yıl 9 ay hapis cezasına çarptırıldı. Yargıtay 16. Ceza Dairesi kararı onayladığı için tekrar hapse konulan Özmen’i, aynı Yargıtay hastalığını göz önünde bulundurarak 13 Eylül 2019’da tahliye etmişti.

CEZAEVİNDE KALABİLİR Mİ KALAMAZ MI?

Tekrar tutuklandıktan sonra rapor için İstanbul Adli Tıp’a gönderilen Özmen, Erzurum’da da defalarca hastaneye gidip gelmek zorunda kaldı. 3 ay karantina hücresinde tek başına kalan Özmen, geçtiğimiz hafta 5 kişilik koğuşa alındı.

Erzurum Atatürk Üniversitesi Araştırma Hastanesi, 5 Mart’ta tutuklanan Yusuf Özmen’e ‘cezaevinde kalamaz’ raporu verdi. İstanbul Adli Tıp Kurumu (ATK) ise ‘cezaevinde kalabilir’ dedi. 26 Nisan 2021’de hazırladığı raporda hastalığın ilerlediğini kaydeden İstanbul ATK, ‘eğer durumu kötüleşirse tekrar bize başvurun’ diye de not düştü.

ÜÇ YILDIR HASTANE HASTANE SÜRÜNDÜRÜLDÜ

Erzurum’da 16 Şubat 2018’de gözaltına alınan ve hasta haliyle 11 gün nezarette tutulan Yusuf Özmen o günlerde 3. evre kanserdi. Teşhis Mart 2017’de konulmuştu. Hastalığı hapse girdikten sonra 20 ay içinde 4. evreye kadar ilerledi. Tümör akciğerlerine ve AORT damarının etrafına kadar sıçradı. Ağrı Patnos ve Erzurum H Tipi cezaevlerinde kalan Özmen, 1,5 yıllık bu süreçte 4 şehir, 6 hastane gezdi.

Erzurum Atatürk Üniversitesi, Erzurum Adli Tıp Kurumu, Ankara İbni Sina Hastanesi, Ankara Numune Hastanesi, Patnos Devlet Hastanesi olmak üzere 5 hastaneden 40 doktorun imzasını bulunduğu cezaevinde kalamaz raporları tahliye için yeterli olmadı. Yine İstanbul Adli Tıp Kurumu’na gönderildi ve ATK o dönemde de Özmen’in cezaevinde kalmasında sakınca görmedi.

AMELİYATTAN ÇIKAR ÇIKMAZ KELEPÇELENDİ

Temmuz 2018’de Ankara İbni Sina Hastanesi’nde ağır bir ameliyat geçiren Özmen, daha anestezinin etkisindeyken yatağa kelepçelendi. 6 gün sonra taburcu edilip tekrar hapse gönderildi. Hem kendisi hem ailesi çok zor günler yaşadı. O dönemde HDP Milletvekili olan Ömer Faruk Gergerlioğlu’nun TBMM’de sürekli gündeme getirdiği Yusuf Özmen, Yargıtay’ın kararıyla 13 Eylül 2019’da tahliye edildi.

Serbest bırakıldıktan sonra hastalığı atlatmaya çalışan Özmen’in durumu geçen yıl bu zamanlarda çekilen tomografide iyi çıkmıştı. Bir ay sonra, Temmuz 2020’de Yargıtay hapis kararını onayladıktan sonra hastalığı tekrar kötüleşti. Tümör büyüdü. En son çekilen filmlere göre 1,9 milim olan tümörün büyüklüğü 2,9 oldu.

Koronavirüs salgının en yüksek olduğu bir dönemde, kanser hücresi ciğerlerine sıçramış Yusuf Özmen tekrar cezaevine gönderilerek Anayasa’da koruma altına alınan yaşam hakkı bir kez daha ihlal edildi.

YUSUF ÖZMEN’E 21 ŞUBAT 2020’DE VERİLEN YÜZDE 80 ENGELLİ RAPORU

26 NİSAN 2021 TARİHLİ İSTANBUL ADLİ TIP KURUMU’NUN VERDİĞİ CEZAEVİNDE KALABİLİR RAPORU

16 MART 2021 TARİHLİ ERZURUM ATATÜRK ÜNİVERSİTESİ ARAŞTIRMA HASTANESİ’NİN VERDİĞİ CEZAEVİNDE KALAMAZ RAPORU

Kanser hastası gıda mühendisi, 5 rapor ve 40 doktor imzasına rağmen cezaevinde!

Okumaya devam et

Popular

0Shares
0