Bizimle iletişime geçiniz

Dünya

5 maddede “itirafçı Flynn” vakası

Flynn, ABD Başkanı Trump’ın ulusal güvenlik danışmanı olarak görev yapmıştı

Türkiye ve Rusya ile ilişkileri, Fethullah Gülen’i kaçırmak ve aleyhine çalışmak için yaptıklarıyla, beş maddede Amerika’da gündem olan Flynn olayı.

Eski ABD Ulusal Güvenlik Danışmanı Michael Flynn, hakkında açılan soruşturma kapsamında özel savcılıkla anlaşma yoluna giderek, Rusya hükümeti ile kurduğu temaslar konusunda Federal Soruşturma Bürosu’na (FBI) yalan beyanda bulunduğunu kabul etti.

Reuters, konuyu toparlayan bir analiz yayınladı. Reuteres’in analizinden beş maddede Flynn vakası:

1-FLYNN INTEL GROUP VE TÜRKİYE İLİŞKİSİ

Flynn’in savcılık ile yaptığı anlaşma kapsamındaki itirafına kadar, gerek Türkiye gerekse Flynn Intel Group yetkilileri, aralarında doğrudan bir bağ ya da ilişki olmadığını söylüyor.

Flynn Intel Group, kendisinin Türkiye-ABD İş Konseyi Başkanı Ekim Alptekin’in sahibi olduğu Hollanda merkezli danışmanlık şirketi Inovo BV ile anlaşma yaptığını ve bu şirketin Türkiye hükümetinden bağımsız olduğunu öne sürüyordu.

Flynn Intel Group ile Inovo BV arasındaki anlaşma ABD başkanlık seçimlerine üç aydan daha az bir süre kala, Ağustos 2016’da imzalandı. Kontratın süresi ise üç aylıktı.

Kontratta, Flynn Intel Group’un Türkiye’nin ABD’li yatırımcılar gözündeki imajını düzeltmek için çalışmalar yapması ve Fethullah Gülen’in faaliyetlerine yönelik araştırmalara imza atması öngörülüyor.

Kontrat kapsamında, Flynn Intel Group’un yaptığı araştırmanın sonuçlarının geniş kitlelerle paylaşılabilmesi için bir halka ilişkiler firması ve bir film ekibi oluşturularak bir belgesel çektirmesi de yer alıyor.

Kontratta, Flynn Intel Group’un Inovo adına ve Inovo’nun yönlendirmesine göre açık kaynaklardan araştırma yapacağı belirtiliyor.

Bu araştırmanın ise Gülen’e ve ABD’de kendisiyle bağlantılı olan ya da bağlantılı olduğu iddia edilen okullara odaklanacağı ifade ediliyor.

Tüm bu çalışmaların amacı da ABD iş dünyasının Türkiye’yi yeniden istikrarlı ve yatırım yapmaya uygun bir ülke olarak görmesinin sağlanması olarak tanımlanıyor.

Alptekin, Mayıs ayı sonlarında Washington’da yaptığı bir konuşmada, “Türkiye-ABD ilişkilerinin önündeki engelleri daha iyi anlamak” adına Flynn Intel Group’u tuttuğunu belirtti ve ikili ilişkilerin önündeki en büyük engelin de Gülen olduğunu söyledi.

Flynn Intel Group ile Inovo arasındaki 3 aylık sözleşmenin süresi, ABD başkanlık seçimlerinden 8 gün sonra, yani 16 Kasım’da sona erdi.

2-FLYNN VE ŞİRKETİ TÜRKİYE İÇİN NE YAPTI?

Flynn Intel Group’un Inovo tarafından tutulmasının ardından Flynn’in de Türkiye hakkında görüşlerinin değişmeye başladığı görülüyor.

YouTube’taki bir videoya göre, 15 Temmuz darbe girişimi sırasında Cleveland’de bir konuşma yapan Flynn, Türkiye’nin Cumhurbaşkanı Recep Tayyip Erdoğan yönetiminde “İslamileştiğini” ve ordunun da ülkenin laik kimliğini yeniden tesis etmek istediğini söylüyor. Bu sözler, seyirciler tarafından alkışlanıyor.

Bu konuşmadan bir ay sonra ise Flynn Intel Group ile Inovo arasındaki kontrat yürürlüğe giriyor. Trump’ın kampanyasında aktif rol oynayan Flynn’in yine aynı dönemlerde, Trump’ın seçilmesi halinde Beyaz Saray’da önemli bir pozisyona getirileceği beklentilerinin arttığı da görülüyor.

ABD Adalet Bakanlığı’na Mart ayında sunulan belgelerde, Flynn’in Eylül 2016’da Dışişleri Bakanı Mevlüt Çavuşoğlu ve Enerji Bakanı Berat Albayrak ile New York’ta görüştüğü belirtiliyor.

Alptekin’in davetiyle gerçekleşen bu görüşmenin amacı, “o dönemde Türkiye’deki siyasi ortamın daha iyi anlaşılması” olarak nitelendiriliyor.

Toplantıya Flynn ile birlikte eski CIA Başkanı James Woolsey de katılıyor.

Mart 2017’de Wall Street Journal gazetesine konuşan Woolsey, New York’taki toplantıda Flynn ve Türk hükümet yetkililerinin Gülen’in ABD’den kaçırılarak, Türkiye’ye götürülmesi olasılığını masaya yatırdıklarını söyledi.

The Daily Caller web sitesi de Ekim 2016’da Flynn’in bu kez İbrahim Kurtuluş ve Erdoğan’ın kuzeni olduğunu öne sürdüğü Hilal Mutlu ile görüştüğünü bildirdi.

Flynn, bu gelişmelerin ardından ABD’de başkanlık seçimlerinin olduğu gün, yani Kasım ayının başında ABD siyasetiyle ilgili yayın yapan gazete ve haber sitesi The Hill’e Türkiye ile ilgili bir makale yazdı.

Flynn, “Müttefikimiz Türkiye krizde ve desteğimize ihtiyacı var” başlıklı makalesinde, Gülen’in ABD’de ılımlı bir imam olarak tanınmasına karşın aslında “radikal bir İslamcı” olduğu belirterek, ABD’nin dış politikasını Türkiye’ye öncelik verecek şekilde yeniden gözden geçirmesi gerektiğini ifade etti.

Adalet Bakanlığı’na sunulan belgelerde, bu makalenin Flynn Intel Group’un Inovo ile anlaşması kapsamında yaptığı araştırmada elde ettiği bulgulara dayandırılarak yazıldığı ve taslağının yayından önce Inovo ile paylaşıldığı belirtildi. Ancak yine aynı belgede Inovo’dan gelen geri dönüşler ışığında sadece “teknik değişiklikler” yapıldığı, bunun haricinde makalenin içeriğinde hiçbir değişikliğin yapılmadığı vurgulandı.

Yine aynı belgelere göre, Flynn Intel Group, Gülen hakkında yapılan araştırmaya dayanan, ABD’de gösterilmek üzere bir belgesel hazırlanması için bir prodüksiyon ekibi kurdu ve bu belgesel ile araştırmanın diğer bulgularının dağıtımı için S.G.R. LLC adlı bir halkla ilişkiler ve lobicilik firmasıyla anlaştı.

S.G.R. LLC, “Gulenopoly” adını taşıyan ve masa oyunu Monopoly’ye benzeyen bir oyun hazırladı. Bu oyun kartının üzerinde, “Gülen Hareketi, siyasi ve ekonomik nüfuz yaratma oyununda uzmanlaştı ancak bu karanlık kurumun ortaya çıkarılmasıyla birlikte oyunun da sonu geliyor” yazıldı.

Ancak bu hazırlanan görsel materyal taslak olarak kaldı ve kimseye dağıtılmadı.

Flynn’in Türkiye ile ilişkileri konusunda dikkat çeken bir diğer gelişme de seçimlerden ve Inovo ile yapılan kontratın süresinin dolmasının ardından yaşandı.

ABD’li Washington Post gazetesi, geçiş döneminde Flynn’in eski Başkan Barack Obama’nın Ulusal Güvenlik Danışmanı Susan Rice’a Suriye’de Kürt Demokratik Birlik Partisi’nin (PYD) silahlı kanadı Halk Savunma Birlikleri’ne (YPG) silah gönderilmesi planına onay vermemesini söylediğini yazdı.

Habere göre, Flynn, Rice’a, “Bu planı onaylamayın. Bununla ilgili kararı biz vereceğiz” dedi. Flynn, Türkiye’nin başından beri karşı çıktığı bu planı o dönemde durdurmayı başarmış olsa da Başkan Trump daha sonra YPG’ye silah verilmesini onayladı.

3-FLYNN-TÜRKİYE İLİŞKİLERİNİN MADDİ BOYUTU

Kontratta Flynn Intel Group’a Inovo tarafından yapılan ödemelerin hiçbir kısmının yabancı bir devlet tarafından karşılanmadığı ibaresi de yer alıyor.

Alptekin de Flynn Intel Group’a yapılan ödemelerin tamamının kendi şirketinden karşılandığını söylüyor.

Flynn Intel Group’un ABD Adalet Bakanlığı’na sunduğu belgeye göre, Inovo BV’den üç defada toplam 530 bin dolarlık bir ödeme alındı.

Ancak daha sonra Flynn Intel Group’tan Inovo BV’ye biri Eylül, diğer de Ekim ayında olmak üzere 40’ar bin dolarlık “Danışmanlık Ücreti” adı altında iki farklı ödeme yapıldı.

WSJ’ye konuşan Alptekin, bu ödemelerin danışmanlık ücreti değil, iade olduğunu söyledi.

Alptekin, Flynn Intel Group’un sunması öngörülen hizmetler arasında lobicilik faaliyetleri de bulunduğunu ancak bunun için ortaya somut bir plan koyamamalarından dolayı bu hizmetin bedelinin kendilerine iade edildiğini belirtti.

FBI soruşturması kapsamında bu geri ödemelerin neden yapıldığı sorusuna da yanıt aranıyordu. Zira, ABD’deki lobicilik yasalarına göre, bir kurum ya da kişinin, lobi faaliyetleri için kendisini tutan devlet ya da şirkete veya aracı olan kişiye bu kontrat için “komisyon” ödemesi yasak.

Bir başka deyişle, eğer Flynn Intel Group, kendisiyle kontrat yapılmasına aracılık ettiği için Alptekin’e komisyon olarak bu ödemeleri yaptıysa yasaları da ihlal etmiş oluyor.

Sunulan belgelerde, Flynn Intel Group’a yapılan ödemelerin ne kadarının kime harcandığı bilgisi de yer alıyor. Flynn’in kendisi “İdari Destek” adı altında, üç ay boyunca ayda 4 bin dolar olmak üzere, toplamda 16 bin dolar ödeme aldı.

Gülen’le ilgili hazırlanan ancak daha sonra rafa kaldırılan belgesel projesi ekibinde yer alan gazeteci David Enders’a üç defada toplam 3 bin 400 dolar “Videografi” parası ödendi. Projedeki diğer gazeteci Rudi Bahtiyar da mülakatları yaptığı için 1200 dolar kazandı.

“Gulenopoly” oyununu yapan ve belgesel ile araştırma sonuçlarının geniş kitlelere duyurulması için tutulan S.G.R. LLC lobicilik ve halkla ilişkiler şirketine de toplam 40 bin dolar para ödendi.

Ayrıca Hillary Clinton’ın e-postalarıyla ilgili açılan soruşturmada kilit rol oynayan ve emekli olduktan sonra Flynn’in şirketinde çalışmaya başlayan eski FBI ajanı Brian McCauley’ye “Danışmanlık Ücreti” adı altında dört defa ödeme yapıldı ve toplamda 28 bin dolar verildi. Yine “Danışmanlık Ücreti” adı altında 7 bin 500 dolar kazanan bir diğer isim de Tuğamiral Paul Becker oldu.

Ancak daha önce ABD devletinin farklı yerlerinde görev yapmış olan bu kişilerin, Inovo ile Flynn Intel Group arasındaki ilişkilerde oynadığı rolün ve sundukları hizmetin ayrıntılarına resmi belgelerde yer verilmedi.

4-FLYNN VE ŞİRKETİNİN TARTIŞMALI TÜRKİYE İLİŞKİLERİ

Kasım ayı sonlarında, ABD Adalet Bakanlığı Ulusal Güvenlik Birimi yetkilileri, Türkiye ile ilişkilerinin niteliği konusunda daha ayrıntılı bilgi almak için Flynn ile temasa geçti.

The Daily Caller’ın haberine göre, Adalet Bakanlığı’nın harekete geçmesini seçim günü Flynn imzasıyla yayınlanan makale ve seçimlerden Flynn’in desteklediği Trump’ın zaferle çıkması tetikledi.

Aralık ayı içerisinde Flynn’in Türkiye ile ilişkileri hakkında FBI soruşturması başlatıldı. New York Times, Mayıs ortasında yayımladığı bir haberinde, Flynn’in Ocak ayı başında Trump’ın geçiş dönemi ekibinin baş hukuk danışmanı Donald F. McGahn’ı açılan soruşturmayla ilgili bilgilendirdiğini bildirdi.

Soruşturmanın açılmasının temelinde Flynn’in Inovo ile kontrat imzaladıktan sonra Türkiye adına lobi faaliyetlerinde bulunduğunu Adalet Bakanlığı’na bildirmemiş olması yatıyor.

Flynn Intel Group, kendisini Inovo’nun lobicisi olarak Eylül ayında kaydettirmiş olmasına karşın Türkiye ile ilgili herhangi bir bildirim yapmadığı görülüyor.

ABD yasaları gereğince, bir ABD vatandaşı, yabancı bir devletin çıkarlarını temsil etmeye başladığı zaman Adalet Bakanlığı’na bildirimde bulunarak, kendisini “yabancı ülke lobicisi” olarak kaydettirmesi gerekiyor.

Flynn ve avukatları, kendileri tutanın doğrudan Türkiye Cumhuriyeti devleti olmaması, bir Türk iş adamının sahibi olduğu Hollanda merkezli bir şirket olmasından dolayı ilk etapta bu bildirimi yapmalarına gerek olmadığını düşündüklerini söylüyor.

Ancak Flynn, hakkındaki soruşturmanın açılmasından sonra Mart ayında Adalet Bakanlığı’na avukatı aracılığıyla Inovo ile yaptığı kontratla ilgili geçmişe dönük bildirimde bulundu.

Avukatı Robert Kelner, “yapılan anlaşmadan öncelikli olarak Türkiye Cumhuriyeti’ne fayda sağladığı şeklinde yorumlanabilme ihtimali” olmasından dolayı geçmişe dönük bu bildirimi yapmaya karar verdiklerini söyledi.

Michael Flynn’in eski ortağı duruşmanın ertelenmesini istedi

Son dönemde Flynn hakkındaki soruşturmaların ve yargı süreçlerinin hızlandığı görülürken, lobicilik faaliyetleriyle ilgili dava açılıp açılmamasına karar vermek üzere Kuzey Virginia’da “büyük jüri” oluşturuldu.

New York Times, Flynn’in şirketinde çalışanlara mahkeme celbi gönderildiğini ve Flynn ve Flynn Intel Group’un yaptığı işlerle ilgili her türlü “kayıt, araştırma, sözleşme, banka kaydı, iletişim” ve diğer belgelerin mahkemeye sunulması istendiğini bildirdi.

Benzer bir celbin Alptekin için de çıkartıldığı ifade edilirken, haberde, Türk iş adamıyla ilgili de soruşturma açıldığına işaret eden herhangi bir gösterge bulunmadığı vurgulandı.

5-FLYNN’İN RUSYA İLİŞKİLERİ İLE NEDEN BAŞI DERTTE

Michael Flynn hakkında Rus yetkililer ile kurduğu temasların içeriği ve bununla ilgili beyanları hakkında da devam eden soruşturmalar var.

Flynn’in henüz resmi görevi yokken seçimin ardından Rusya Büyükelçisi Sergey Kislyak’la yaptırımların kaldırılması konusunu görüştüğü ve bu görüşmeyle ilgili Başkan Yardımcısı Mike Pence’e hatalı bilgi verdiği ortaya çıkmıştı. Flynn bunun üzerine istifa etmiş ancak hakkında hem ABD Savunma Bakanlığı hem de Kongre nezdinde bir dizi soruşturma açılmıştı.

Flynn’in Rusya ile ilişkileri sadece kendisini değil, Başkan Trump’ın da başını ağrıtmaya aday görünüyor.

Trump’ın görevden aldığı eski FBI Başkanı James Comey, başkanın kendisinden Flynn ile ilgili soruşturmayı kapatmasını istediğini söylemişti.

Bazılarına göre, Flynn’in hem kampanya döneminde hem de seçim sonrası kısa da olsa Trump’ın ekibinde yer almasından dolayı yabancı ülkelerle olan ilişkilerinde tespit edilecek sıkıntılar ve hakkında yapılacak olası bir cezai işlem başkanın da azledilmesine gidebilecek bir süreci başlatma potansiyeli taşıyor.

Hakim Flynn’e “ülkeni sattın” dedi

Dünya

Beklenen oldu: Trump FBI’a yalan söyleyen eski danışmanını affetti

ABD medyasının af iddiası doğru çıktı. ABD Başkanı Trump, eski danışmanı Michael Flynn’i affettiğini açıkladı. Flynn, 2016’daki başkanlık seçimlerine Rusya’nın müdahalesine ilişkin soruşturmada FBI’a yalan söylediğini itiraf etmişti.

BOLD – Aldığı af kararını Twitter’dan paylaşan ABD Başkanı Donald Trump, “General Michael Flynn’e tam af verildiğini açıklamak benim için büyük bir onur. Flynn ve harika ailesini tebrik ediyorum. İşte şimdi harika bir Şükran Günü geçireceğini biliyorum” diye yazdı.

TRUMP’UN ALDIĞI EN ÜST DÜZEY AF KARARI

Başkan Trump’ın eski Ulusal Güvenlik Danışmanı Michael Flynn, 2016 seçimlerinin ardından görevde kısa süre kaldıktan sonra geçiş sürecinde Ruslarla temasları konusunda Federal Soruşturma Bürosu’na yalan söylediğinin ortaya çıkmasının ardından istifa etmek zorunda kalmıştı. Kısa süre önce ABD basınında Trump’ın danışmanlarına Flynn’i affetmeyi düşündüğünü söylediği haberleri yer almıştı. Trump’ın Flynn’e af vermesi, başkanlığı boyunca aldığı en üst düzey af kararı olarak kayıtlara geçti.

YALAN SÖYLEDİĞİNİ İTİRAF ETMİŞTİ

Emekli general Michael Flynn, 2017 yılında Trump’ın görevi devralmasından haftalar önce Rusya’nın ABD Büyükelçisi Sergey Kislyak ile görüşmesine ilişkin FBI’a yalan söylediğini itiraf etmiş ve savcılıkla işbirliğine gitmişti. Flynn’ın Fethullah Gülen’e karşı Türk hükumetiyle bir komplonun parçası olduğu da belgeleriyle ortaya çıkmıştı.

KHK zulmüne böyle direniyorlar: İşte İzmir’in ‘Badanacı Ablalar’ı

 

 

Okumaya devam et

Dünya

Futbol efsanesi Maradona hayatını kaybetti

Futbolun gelmiş geçmiş en büyük isimleri sıralamasında adı ilk sırada yer alan Arjantinli Diego Armando Maradona geçirdiği kalp krizi sonrası hayatını kaybetti.

BOLD – 1986 Dünya Kupası finallerinde İngiltere’nin elle attığı golle elenmesine neden olan ve maç sonu verdiği röportajda, “O el Tanrı’nın eliydi” ifadesi yüzünden ‘Tanrı’nın eli’ lakabını alan ünlü futbolcu Maradona bir süre önce beyin ameliyatı geçirdi.

Efsane futbolcu Maradona’nın beyin ameliyatı geçirdikten sonra yerleştiği Tigre’de kalp krizi geçirerek hayatını kaybettiği belirtildi.

Sevilla’da oynadığı (1996) dönemde adı Galatasaray ile de anılan ünlü oyuncu dünya futbol tarihinin gelmiş geçmiş en iyi futbolcusu olarak kabul ediliyor.

Maardona kulüp takımlarında oynadığı 590 maçta 308 gol attı. İtalya’da Napoli’yi şampiyon yapan Maradona, Napolilerin sevgilisi haline geldi.

Kokain bağımlısı olan Maradona’nın özel hayatı da futbol hayatı kadar sansasyonel oldu. Maradona 1994 yılında Amerika’da gerçekleştirilen Dünya Kupası finallerinde doping kullandığının ortaya çıkınca futbolu bıraktı.

ASRIN GOLÜNÜN ATTI

1986 Dünya Kupası finallerinde İngiltere’ye kendi yarı sahasından kale önüne kadar, kaleci dahil tam 8 oyuncuyu çalımlayarak attığı gol ‘Asrın Golü seçildi.

Maradona’nın futbol hayatını sığdırdığı başarıları şöyle:

FIFA Dünya Kupası Şampiyonluğu
1978 Arjantin

FIFA Dünya Kupası Şampiyonluğu
1986 Arjantin

FIFA Dünya Kupası 2.liği
1990 Arjantin

Artemio Franchi Kupası Şampiyonluğu
1993 Artemio Franchi Kupası

İtalya Seria A Şampiyonluğu
o 1987 Napoli
o 1990 Napoli

İtalya Kupası Şampiyonluğu
o 1987 Napoli

UEFA Kupası Şampiyonluğu
o 1989 Napoli

İtalya Süper Kupası Şampiyonluğu
1991 Napoli

Teknik direktörlük kariyeri
1994 Textil Mandiyú
1995 Racing Avellaneda
2008-2010 Arjantin
2011-2012 Al-Wasl
2017 Fujairah

Aşırı sağ terör tırmanışta: Dünyada ölüm oranı yüzde 700 arttı

Okumaya devam et

Dünya

Azerbaycan Kelbecer’in kontrolünü Ermenilerden devraldı

Dağlık Karabağ’da Rusya’nın öncülüğünde imzalanan anlaşma uyarınca Ermenistan, Kelbecer’in kontrolünü Azerbaycan’a devretti.

BOLD – Dağlık Karabağ’da Azerbaycan ordusu ile Ermeni milisler arasındaki çatışmaları sona erdiren anlaşma uyarınca Ermenistan Kelbecer ilinin kontrolünü Azerbaycan’a devretti.

Azerbaycan Savunma Bakanlığı, geceyarısı yaptığı açıklamada, “Azeri ordusuna ait birlikler 25 Kasım’da Kelbecer’e girdi” ifadelerini kullandı.

Rusya’nın öncülüğünde Azerbaycan ve Ermenistan arasında imzalanan anlaşma uyarınca Ermenistan’ın Kelbecer’in kontrolünü 15 Kasım’da Azerbaycan’a devretmesi öngörülüyordu. Ancak Azerbaycan, “insani nedenlerle” bu süreyi 25 Kasım’a kadar uzatmıştı.

Azerbaycan Cumhurbaşkanı İlham Aliyev

Azerbaycan Cumhurbaşkanı İlham Aliyev, Kelbecer’de kontrolün devralınmasıyla ilgili olarak televizyondan yaptığı ulusa sesleniş konuşmasında, bölge “Bugün işgalden kurtuldu. Bu nedenle Azerbaycan halkını yürekten kutlarım” dedi. Kelbecer’in yeniden inşa edileceğini belirten Aliyev, bölgenin yeniden canlanacağını vurgulayarak “Sadece Kelbecer’in değil, civardaki bütün kentlerin yeniden inşası için bir taslak hazırlanması talimatını verdim” şeklinde konuştu. Bölgedeki kilise ve camiler dahil bütün tarihi eserlerin korunacağı mesajını veren Aliyev, bunların “tarihi hazine” olduğunu kaydetti.

ERMENİLER BÖLGEDEN AYRILIYOR

Ermenilerin ise bölgeden ayrılırken yanlarında götürebilecekleri her şeyi almaya çalıştıkları belirtiliyor. Elektrik kablolarını, hidroelektrik santrallerin parçalarını, ormanları keserek ağaçları dahi yanlarında götürdükleri aktarılıyor. Kelbecer’de yaşayan Ermenilerin bölgeyi terk etmesinin ardından yaklaşık 30 yıl önce bölgeden kaçmak zorunda kalan Azerilerin geri dönmesi bekleniyor.

Ermenistan, geçen Cuma günü de Ağdam’ın kontrolünü Azerbaycan’a devretmişti. Anlaşma uyarınca Laçin’in ise 1 Aralık’ta Azerbaycan’ın kontrolüne geçmesi öngörülüyor.

Dağlık Karabağ’da 27 Eylül’de patlak veren ve altı hafta süren çatışmalar, Azerbaycan, Ermenistan ve Rusya arasında 10 Kasım’da imzalanan anlaşmayla son bulmuştu. Anlaşma, ateşkesin yanı sıra Ağdam, Laçin ve Kelbecer bölgelerinin Azerbaycan’a geri verilmesini de öngörüyordu.

Fransız Senatosu, Ermeni işgali altındaki Dağlık Karabağ yönetiminin tanınması teklifini görüşecek

Okumaya devam et

Popular