Bizimle iletişime geçiniz

Dünya

5 maddede “itirafçı Flynn” vakası

Flynn, ABD Başkanı Trump’ın ulusal güvenlik danışmanı olarak görev yapmıştı

Türkiye ve Rusya ile ilişkileri, Fethullah Gülen’i kaçırmak ve aleyhine çalışmak için yaptıklarıyla, beş maddede Amerika’da gündem olan Flynn olayı.

Eski ABD Ulusal Güvenlik Danışmanı Michael Flynn, hakkında açılan soruşturma kapsamında özel savcılıkla anlaşma yoluna giderek, Rusya hükümeti ile kurduğu temaslar konusunda Federal Soruşturma Bürosu’na (FBI) yalan beyanda bulunduğunu kabul etti.

Reuters, konuyu toparlayan bir analiz yayınladı. Reuteres’in analizinden beş maddede Flynn vakası:

1-FLYNN INTEL GROUP VE TÜRKİYE İLİŞKİSİ

Flynn’in savcılık ile yaptığı anlaşma kapsamındaki itirafına kadar, gerek Türkiye gerekse Flynn Intel Group yetkilileri, aralarında doğrudan bir bağ ya da ilişki olmadığını söylüyor.

Flynn Intel Group, kendisinin Türkiye-ABD İş Konseyi Başkanı Ekim Alptekin’in sahibi olduğu Hollanda merkezli danışmanlık şirketi Inovo BV ile anlaşma yaptığını ve bu şirketin Türkiye hükümetinden bağımsız olduğunu öne sürüyordu.

Flynn Intel Group ile Inovo BV arasındaki anlaşma ABD başkanlık seçimlerine üç aydan daha az bir süre kala, Ağustos 2016’da imzalandı. Kontratın süresi ise üç aylıktı.

Kontratta, Flynn Intel Group’un Türkiye’nin ABD’li yatırımcılar gözündeki imajını düzeltmek için çalışmalar yapması ve Fethullah Gülen’in faaliyetlerine yönelik araştırmalara imza atması öngörülüyor.

Kontrat kapsamında, Flynn Intel Group’un yaptığı araştırmanın sonuçlarının geniş kitlelerle paylaşılabilmesi için bir halka ilişkiler firması ve bir film ekibi oluşturularak bir belgesel çektirmesi de yer alıyor.

Kontratta, Flynn Intel Group’un Inovo adına ve Inovo’nun yönlendirmesine göre açık kaynaklardan araştırma yapacağı belirtiliyor.

Bu araştırmanın ise Gülen’e ve ABD’de kendisiyle bağlantılı olan ya da bağlantılı olduğu iddia edilen okullara odaklanacağı ifade ediliyor.

Tüm bu çalışmaların amacı da ABD iş dünyasının Türkiye’yi yeniden istikrarlı ve yatırım yapmaya uygun bir ülke olarak görmesinin sağlanması olarak tanımlanıyor.

Alptekin, Mayıs ayı sonlarında Washington’da yaptığı bir konuşmada, “Türkiye-ABD ilişkilerinin önündeki engelleri daha iyi anlamak” adına Flynn Intel Group’u tuttuğunu belirtti ve ikili ilişkilerin önündeki en büyük engelin de Gülen olduğunu söyledi.

Flynn Intel Group ile Inovo arasındaki 3 aylık sözleşmenin süresi, ABD başkanlık seçimlerinden 8 gün sonra, yani 16 Kasım’da sona erdi.

2-FLYNN VE ŞİRKETİ TÜRKİYE İÇİN NE YAPTI?

Flynn Intel Group’un Inovo tarafından tutulmasının ardından Flynn’in de Türkiye hakkında görüşlerinin değişmeye başladığı görülüyor.

YouTube’taki bir videoya göre, 15 Temmuz darbe girişimi sırasında Cleveland’de bir konuşma yapan Flynn, Türkiye’nin Cumhurbaşkanı Recep Tayyip Erdoğan yönetiminde “İslamileştiğini” ve ordunun da ülkenin laik kimliğini yeniden tesis etmek istediğini söylüyor. Bu sözler, seyirciler tarafından alkışlanıyor.

Bu konuşmadan bir ay sonra ise Flynn Intel Group ile Inovo arasındaki kontrat yürürlüğe giriyor. Trump’ın kampanyasında aktif rol oynayan Flynn’in yine aynı dönemlerde, Trump’ın seçilmesi halinde Beyaz Saray’da önemli bir pozisyona getirileceği beklentilerinin arttığı da görülüyor.

ABD Adalet Bakanlığı’na Mart ayında sunulan belgelerde, Flynn’in Eylül 2016’da Dışişleri Bakanı Mevlüt Çavuşoğlu ve Enerji Bakanı Berat Albayrak ile New York’ta görüştüğü belirtiliyor.

Alptekin’in davetiyle gerçekleşen bu görüşmenin amacı, “o dönemde Türkiye’deki siyasi ortamın daha iyi anlaşılması” olarak nitelendiriliyor.

Toplantıya Flynn ile birlikte eski CIA Başkanı James Woolsey de katılıyor.

Mart 2017’de Wall Street Journal gazetesine konuşan Woolsey, New York’taki toplantıda Flynn ve Türk hükümet yetkililerinin Gülen’in ABD’den kaçırılarak, Türkiye’ye götürülmesi olasılığını masaya yatırdıklarını söyledi.

The Daily Caller web sitesi de Ekim 2016’da Flynn’in bu kez İbrahim Kurtuluş ve Erdoğan’ın kuzeni olduğunu öne sürdüğü Hilal Mutlu ile görüştüğünü bildirdi.

Flynn, bu gelişmelerin ardından ABD’de başkanlık seçimlerinin olduğu gün, yani Kasım ayının başında ABD siyasetiyle ilgili yayın yapan gazete ve haber sitesi The Hill’e Türkiye ile ilgili bir makale yazdı.

Flynn, “Müttefikimiz Türkiye krizde ve desteğimize ihtiyacı var” başlıklı makalesinde, Gülen’in ABD’de ılımlı bir imam olarak tanınmasına karşın aslında “radikal bir İslamcı” olduğu belirterek, ABD’nin dış politikasını Türkiye’ye öncelik verecek şekilde yeniden gözden geçirmesi gerektiğini ifade etti.

Adalet Bakanlığı’na sunulan belgelerde, bu makalenin Flynn Intel Group’un Inovo ile anlaşması kapsamında yaptığı araştırmada elde ettiği bulgulara dayandırılarak yazıldığı ve taslağının yayından önce Inovo ile paylaşıldığı belirtildi. Ancak yine aynı belgede Inovo’dan gelen geri dönüşler ışığında sadece “teknik değişiklikler” yapıldığı, bunun haricinde makalenin içeriğinde hiçbir değişikliğin yapılmadığı vurgulandı.

Yine aynı belgelere göre, Flynn Intel Group, Gülen hakkında yapılan araştırmaya dayanan, ABD’de gösterilmek üzere bir belgesel hazırlanması için bir prodüksiyon ekibi kurdu ve bu belgesel ile araştırmanın diğer bulgularının dağıtımı için S.G.R. LLC adlı bir halkla ilişkiler ve lobicilik firmasıyla anlaştı.

S.G.R. LLC, “Gulenopoly” adını taşıyan ve masa oyunu Monopoly’ye benzeyen bir oyun hazırladı. Bu oyun kartının üzerinde, “Gülen Hareketi, siyasi ve ekonomik nüfuz yaratma oyununda uzmanlaştı ancak bu karanlık kurumun ortaya çıkarılmasıyla birlikte oyunun da sonu geliyor” yazıldı.

Ancak bu hazırlanan görsel materyal taslak olarak kaldı ve kimseye dağıtılmadı.

Flynn’in Türkiye ile ilişkileri konusunda dikkat çeken bir diğer gelişme de seçimlerden ve Inovo ile yapılan kontratın süresinin dolmasının ardından yaşandı.

ABD’li Washington Post gazetesi, geçiş döneminde Flynn’in eski Başkan Barack Obama’nın Ulusal Güvenlik Danışmanı Susan Rice’a Suriye’de Kürt Demokratik Birlik Partisi’nin (PYD) silahlı kanadı Halk Savunma Birlikleri’ne (YPG) silah gönderilmesi planına onay vermemesini söylediğini yazdı.

Habere göre, Flynn, Rice’a, “Bu planı onaylamayın. Bununla ilgili kararı biz vereceğiz” dedi. Flynn, Türkiye’nin başından beri karşı çıktığı bu planı o dönemde durdurmayı başarmış olsa da Başkan Trump daha sonra YPG’ye silah verilmesini onayladı.

3-FLYNN-TÜRKİYE İLİŞKİLERİNİN MADDİ BOYUTU

Kontratta Flynn Intel Group’a Inovo tarafından yapılan ödemelerin hiçbir kısmının yabancı bir devlet tarafından karşılanmadığı ibaresi de yer alıyor.

Alptekin de Flynn Intel Group’a yapılan ödemelerin tamamının kendi şirketinden karşılandığını söylüyor.

Flynn Intel Group’un ABD Adalet Bakanlığı’na sunduğu belgeye göre, Inovo BV’den üç defada toplam 530 bin dolarlık bir ödeme alındı.

Ancak daha sonra Flynn Intel Group’tan Inovo BV’ye biri Eylül, diğer de Ekim ayında olmak üzere 40’ar bin dolarlık “Danışmanlık Ücreti” adı altında iki farklı ödeme yapıldı.

WSJ’ye konuşan Alptekin, bu ödemelerin danışmanlık ücreti değil, iade olduğunu söyledi.

Alptekin, Flynn Intel Group’un sunması öngörülen hizmetler arasında lobicilik faaliyetleri de bulunduğunu ancak bunun için ortaya somut bir plan koyamamalarından dolayı bu hizmetin bedelinin kendilerine iade edildiğini belirtti.

FBI soruşturması kapsamında bu geri ödemelerin neden yapıldığı sorusuna da yanıt aranıyordu. Zira, ABD’deki lobicilik yasalarına göre, bir kurum ya da kişinin, lobi faaliyetleri için kendisini tutan devlet ya da şirkete veya aracı olan kişiye bu kontrat için “komisyon” ödemesi yasak.

Bir başka deyişle, eğer Flynn Intel Group, kendisiyle kontrat yapılmasına aracılık ettiği için Alptekin’e komisyon olarak bu ödemeleri yaptıysa yasaları da ihlal etmiş oluyor.

Sunulan belgelerde, Flynn Intel Group’a yapılan ödemelerin ne kadarının kime harcandığı bilgisi de yer alıyor. Flynn’in kendisi “İdari Destek” adı altında, üç ay boyunca ayda 4 bin dolar olmak üzere, toplamda 16 bin dolar ödeme aldı.

Gülen’le ilgili hazırlanan ancak daha sonra rafa kaldırılan belgesel projesi ekibinde yer alan gazeteci David Enders’a üç defada toplam 3 bin 400 dolar “Videografi” parası ödendi. Projedeki diğer gazeteci Rudi Bahtiyar da mülakatları yaptığı için 1200 dolar kazandı.

“Gulenopoly” oyununu yapan ve belgesel ile araştırma sonuçlarının geniş kitlelere duyurulması için tutulan S.G.R. LLC lobicilik ve halkla ilişkiler şirketine de toplam 40 bin dolar para ödendi.

Ayrıca Hillary Clinton’ın e-postalarıyla ilgili açılan soruşturmada kilit rol oynayan ve emekli olduktan sonra Flynn’in şirketinde çalışmaya başlayan eski FBI ajanı Brian McCauley’ye “Danışmanlık Ücreti” adı altında dört defa ödeme yapıldı ve toplamda 28 bin dolar verildi. Yine “Danışmanlık Ücreti” adı altında 7 bin 500 dolar kazanan bir diğer isim de Tuğamiral Paul Becker oldu.

Ancak daha önce ABD devletinin farklı yerlerinde görev yapmış olan bu kişilerin, Inovo ile Flynn Intel Group arasındaki ilişkilerde oynadığı rolün ve sundukları hizmetin ayrıntılarına resmi belgelerde yer verilmedi.

4-FLYNN VE ŞİRKETİNİN TARTIŞMALI TÜRKİYE İLİŞKİLERİ

Kasım ayı sonlarında, ABD Adalet Bakanlığı Ulusal Güvenlik Birimi yetkilileri, Türkiye ile ilişkilerinin niteliği konusunda daha ayrıntılı bilgi almak için Flynn ile temasa geçti.

The Daily Caller’ın haberine göre, Adalet Bakanlığı’nın harekete geçmesini seçim günü Flynn imzasıyla yayınlanan makale ve seçimlerden Flynn’in desteklediği Trump’ın zaferle çıkması tetikledi.

Aralık ayı içerisinde Flynn’in Türkiye ile ilişkileri hakkında FBI soruşturması başlatıldı. New York Times, Mayıs ortasında yayımladığı bir haberinde, Flynn’in Ocak ayı başında Trump’ın geçiş dönemi ekibinin baş hukuk danışmanı Donald F. McGahn’ı açılan soruşturmayla ilgili bilgilendirdiğini bildirdi.

Soruşturmanın açılmasının temelinde Flynn’in Inovo ile kontrat imzaladıktan sonra Türkiye adına lobi faaliyetlerinde bulunduğunu Adalet Bakanlığı’na bildirmemiş olması yatıyor.

Flynn Intel Group, kendisini Inovo’nun lobicisi olarak Eylül ayında kaydettirmiş olmasına karşın Türkiye ile ilgili herhangi bir bildirim yapmadığı görülüyor.

ABD yasaları gereğince, bir ABD vatandaşı, yabancı bir devletin çıkarlarını temsil etmeye başladığı zaman Adalet Bakanlığı’na bildirimde bulunarak, kendisini “yabancı ülke lobicisi” olarak kaydettirmesi gerekiyor.

Flynn ve avukatları, kendileri tutanın doğrudan Türkiye Cumhuriyeti devleti olmaması, bir Türk iş adamının sahibi olduğu Hollanda merkezli bir şirket olmasından dolayı ilk etapta bu bildirimi yapmalarına gerek olmadığını düşündüklerini söylüyor.

Ancak Flynn, hakkındaki soruşturmanın açılmasından sonra Mart ayında Adalet Bakanlığı’na avukatı aracılığıyla Inovo ile yaptığı kontratla ilgili geçmişe dönük bildirimde bulundu.

Avukatı Robert Kelner, “yapılan anlaşmadan öncelikli olarak Türkiye Cumhuriyeti’ne fayda sağladığı şeklinde yorumlanabilme ihtimali” olmasından dolayı geçmişe dönük bu bildirimi yapmaya karar verdiklerini söyledi.

Michael Flynn’in eski ortağı duruşmanın ertelenmesini istedi

Son dönemde Flynn hakkındaki soruşturmaların ve yargı süreçlerinin hızlandığı görülürken, lobicilik faaliyetleriyle ilgili dava açılıp açılmamasına karar vermek üzere Kuzey Virginia’da “büyük jüri” oluşturuldu.

New York Times, Flynn’in şirketinde çalışanlara mahkeme celbi gönderildiğini ve Flynn ve Flynn Intel Group’un yaptığı işlerle ilgili her türlü “kayıt, araştırma, sözleşme, banka kaydı, iletişim” ve diğer belgelerin mahkemeye sunulması istendiğini bildirdi.

Benzer bir celbin Alptekin için de çıkartıldığı ifade edilirken, haberde, Türk iş adamıyla ilgili de soruşturma açıldığına işaret eden herhangi bir gösterge bulunmadığı vurgulandı.

5-FLYNN’İN RUSYA İLİŞKİLERİ İLE NEDEN BAŞI DERTTE

Michael Flynn hakkında Rus yetkililer ile kurduğu temasların içeriği ve bununla ilgili beyanları hakkında da devam eden soruşturmalar var.

Flynn’in henüz resmi görevi yokken seçimin ardından Rusya Büyükelçisi Sergey Kislyak’la yaptırımların kaldırılması konusunu görüştüğü ve bu görüşmeyle ilgili Başkan Yardımcısı Mike Pence’e hatalı bilgi verdiği ortaya çıkmıştı. Flynn bunun üzerine istifa etmiş ancak hakkında hem ABD Savunma Bakanlığı hem de Kongre nezdinde bir dizi soruşturma açılmıştı.

Flynn’in Rusya ile ilişkileri sadece kendisini değil, Başkan Trump’ın da başını ağrıtmaya aday görünüyor.

Trump’ın görevden aldığı eski FBI Başkanı James Comey, başkanın kendisinden Flynn ile ilgili soruşturmayı kapatmasını istediğini söylemişti.

Bazılarına göre, Flynn’in hem kampanya döneminde hem de seçim sonrası kısa da olsa Trump’ın ekibinde yer almasından dolayı yabancı ülkelerle olan ilişkilerinde tespit edilecek sıkıntılar ve hakkında yapılacak olası bir cezai işlem başkanın da azledilmesine gidebilecek bir süreci başlatma potansiyeli taşıyor.

Hakim Flynn’e “ülkeni sattın” dedi

Dünya

Afganistan’da aynı televizyon çalışanı 3 kadın silahlı saldırıda öldürüldü

Afganistan’ın doğusundaki Nangarhar eyaletinin Celalabad kentinde faaliyet gösteren özel kanal Enikass TV’de çalışan 3 kadın personel uğradığı silahlı saldırıda öldürüldü.

BOLD – Afganistan’ın Celalabad kentinde, Enikass TV çalışanı 3 kadın silahlı saldırıya uğradı. Nangarhar Emniyet Müdürlüğü Sözcüsü Farid Han, kadın personellerin kimliği belirsiz bir kişinin silahlı saldırısına uğradığını doğruladı. Han, saldırıda 3 kadının öldüğünü, saldırganın bölgeden kaçtığını belirtti.

Kanal Direktörü Zalmai Latifi, çalışanların, ofisten yürüyerek eve giderken iki ayrı saldırıda hayatını kaybettiğini söyledi.

Enikas televizyonundan yapılan açıklamada da öldürülen kadınların televizyon kanalının seslendirme bölümünde çalıştığı bildirildi.

İLK SALDIRI DEĞİL

Öte yandan Aralık 2020’de de aynı televizyon kanalında çalışan kadın gazeteci Malalai Meyvand, uğradığı silahlı saldırıda yaşamını yitirmişti. Gazeteciler Koruma Kurumunca yapılan bir araştırmaya göre ise, ülke genelinde son 4 ayda 5 gazeteci öldürüldü.

Müge Anlı’nın eskort gafı ve ‘Madde 438’

Okumaya devam et

Dünya

Almanya’da Kaşıkçı cinayetiyle ilgili Veliaht Prens hakkında suç duyurusu

Sınır Tanımayan Gazeteciler, Cemal Kaşıkçı cinayetiyle ilgili olarak Suudi Veliaht Prens Muhammed bin Selman hakkında Almanya’da suç duyurusunda bulundu. ABD istihbaratının geçen hafta açıklanan raporu cinayetle alakalı olarak Veliaht Prens’i işaret etmişti.

BOLD – Sınır Tanımayan Gazeteciler (RSF) örgütünün Almanya birimi, Cemal Kaşıkçı’nın öldürülmesinden sorumlu tutulan Suudi Arabistan veliaht prensi Muhammed bin Selman hakkında Almanya’da suç duyurusunda bulundu.

Başsavcılığa iletilen suç duyurusunda Veliaht Prensin Kaşıkçı cinayeti ve 30’u aşkın Suudi gazetecinin tutuklanmasında baş sorumlu olduğu şüphesine işaret edilerek, bin Selman ‘insanlığa karşı suç işlemekle’ itham edildi. Veliaht prensin yanı sıra dört üst düzey Suudi yetkili hakkında da suç duyurusunda bulunuldu.

ALMAN MAHKEMELERİNİN YARGI YETKİSİ

RSF, Almanya’da 2002 yılında yürürlüğe giren Devletler Hukuku Ceza Kanunu uyarınca söz konusu suçların aydınlatılabilmesi için Başsavcılığı inceleme başlatmaya çağırdı. Kanun, Alman mahkemelerine, suçun nerede işlendiği ya da zanlının milliyetinden bağımsız olarak soykırım, savaş suçları, insanlığa karşı işlenen suçlar konusunda yargılama yetkisi veriyor.

EVRENSEL YARGI YETKİSİ İLKESİ NEDİR?

Almanya’da, 2002 yılında, savaş suçları ve soykırım gibi uluslararası suçların soruşturulması ve kovuşturulmasını kapsayan evrensel yargı yetkisi ilkesi kabul edildi.

Bu adımla Almanya’da mahkemelerin yargılama yetkisi, ‘uluslararası toplumu bir bütün olarak etkileyen en önemli suçları’ da kapsayacak şekilde genişletilmiş oldu. Bu nedenle bu suçların failleri, suçun işlendiği yer, sanığın uyruğundan bağımsız olarak, Alman mahkemelerinde yargılanarak cezalandırılabilir.

Almanya’da evrensel yargı yetkisini kullanan hakimler, 2015 yılında, Ruandalı Hutu lideri Ignace Murvanashkaya ve yardımcısını yargılamış, insanlığa karşı suç işlediklerine hükmetmişti. Karar itiraz eden Murvanashkaya, yeniden yargılanmayı beklerken, 2018 yılında hayatını kaybetmişti.

Federal Savcılık, bu kanuna dayanarak Suriye’deki savaş suçlarının yargıya taşınmasında öncü rol oynamıştı.

Koblenz Eyalet Yüksek Mahkemesinde 24 Şubat’ta karar duruşması yapılan davada, Suriye’de devlet eliyle işlenen cinayet ve işkence suçlarıyla ilgili dünyadaki ilk yargılama gerçekleştirildi. Davada Suriye’de tutuklulara işkence yaptığı gerekçesiyle yargılanan ve Almanya’da mülteci olarak bulunan Eyad A. adlı sanık 4 yıl 6 ay hapis cezasına çarptırılmıştı.

RSF: BAŞ ZANLILAR HALA CEZALANDIRILMADI

RSF, Kaşıkçı cinayetinde baş zanlıların hala cezalandırılmadığına işaret ederek suç duyurusuna konu olan vakaların, gazetecilerin yaşamı ve özgürlüklerini tehdit eden bir sistemi ortaya koyduğunu vurguladı.

Kaşıkçı’nın, nikah işlemleriyle ilgili 2 Ekim 2018’de girdiği İstanbul’daki Suudi Arabistan Başkonsolosluğunda öldürüldüğü ve cesedinin parçalara ayrıldığı tespit edilmişti. Kaşıkçı’nın cesedine bugüne kadar ulaşılamadı.

Uluslararası baskılar karşısında Suudi Arabistan’da yapılan yargılamada ismi açıklanmayan beş sanık idam cezasına, üç kişi de ağır hapis cezalarına çarptırılmıştı. Dokuz ay sonra idam cezaları 20 yıla varan hapis cezalarına çevrildi.

ABD’de Biden yönetimi, Kaşıkçı’nın ölümüyle ilgili istihbarat raporunu Perşembe günü kamuoyuyla paylaşmıştı. Raporda Kaşıkçı cinayetinin Suudi Arabistan veliaht prensi Muhammed bin Selman’ın bilgisi ve onayı dahilinde gerçekleştirildiği değerlendirmesinde bulunulmuştu.

ABD Cemal Kaşıkçı cinayetiyle suçladığı Veliaht Prens Selman’a karşı neden adım atmıyor?

Okumaya devam et

Dünya

Karşılıklı hakaretler ve suçlamalar unutuldu: Macron ile Erdoğan yeniden görüşüyor

Fransa Cumhurbaşkanı Emmanuel Macron ile AKP’li Cumhurbaşkanı Recep Tayyip Erdoğan, bu akşam video konferans yoluyla görüşme gerçekleştirecek. İki lider son olarak Eylül ayında bir görüşme gerçekleştirmişti.

BOLD – Türkiye’nin Suriye’nin kuzeyine düzenlediği askeri operasyondan bu yana yaşanan derin diplomatik anlaşmazlıklar nedeniyle gerginleşen Ankara-Paris ilişkisinde yumuşama adımları atılıyor. Fransa ve Türkiye liderleri, eylül ayından bu yana Paris-Ankara hattında artan diplomatik gerginliğin ardından ilk kez görüşecek.

Beş ay sonra video konferans aracılığıyla yapılacak bu ilk görüşmede iki ülke arasında krize yol açan pek çok konu ele alınacak.

Elysee Sarayı’ndan yapılan açıklamada, iki liderin görüşmesinde öncelikli olarak ikili ilişkiler, bölgesel sorunlar ve Avrupa Birliği ile ilişkiler ele alınacak.

Görüşme, Türkiye ile Fransa arasında Libya, Suriye, Doğu Akdeniz veya Paris’in ‘İslam dininin Fransa’ya uyarlanması’ girişimi ile ‘Türkiye’nin Fransa’daki Müslümanlar üzerindeki etkisi’ gibi çeşitli konularda çatışma yaşanan derin diplomatik anlaşmazlıkların gölgesinde gerçekleşecek.

“MACRON’UN ZİHİNSEL TEDAVİYE İHTİYACI VAR”

Ankara-Paris hattındaki gerginlik, Macron’un, Hz. Muhammed ile ilgili karikatürleri ‘ifade özgürlüğü’ bağlamında değerlendirmesi ve Cumhurbaşkanı Erdoğan’ın da “Bu zatın İslam ile Müslümanlar ile derdi nedir? Macron’un zihinsel olarak tedaviye ihtiyacı var.” ifadeleri ile Ekim ayında en tepe noktaya ulaşmıştı.

Ayrıca Erdoğan, Macron’un ‘Fransa İslamı’ söylemi ve ‘İslam’ın yapılandırılmasından söz etmesi’ üzerine, “Bu sözler hadsiz ve edepsizliktir. Sen kim oluyorsun ki İslam’ın yapılandırılması sözünü ağzına alabiliyorsun” ifadelerini kullandı.

Erdoğan Türk vatandaşlarını Fransız ürünlerini boykot etmeye çağırmış ve Fransa Cumhurbaşkanı’nı ‘İslamofobi’ ile suçlamıştı. Buna karşın Paris, istişareler için Ankara’daki büyükelçisini geri çağırmıştı.

Galatasaray’da ders veren öğretim görevlileri de siyasi tartışmaların ortasında kaldı. Hatta sınır dışı edilme ihtimalleri de bulunuyor. Türkiye, Galatasaray’da ders veren yabancı eğitimcilerden B2 seviyesinde Türkçe bilmesini istiyor.

İLK ÇATLAK BARIŞ PINARI HAREKATI İLE ORTAYA ÇIKTI

İki ülke arasındaki ilişkiler Türkiye’nin 2019 sonbaharında Suriye’nin kuzeyine düzenlediği Barış Pınarı Harekatı ile bozulmaya başladı. Macron, dönemin ABD Başkanı Donald Trump’ın harekata karşı çıkmaması ve konunun ittifak içerisinde istişare edilmemesi üzerine “NATO’nun beyin ölümü gerçekleşti” ifadelerini kullandı.

AKP’li Cumhurbaşkanı Erdoğan, NATO Zirvesi öncesi Macron’un açıklamalarına, “Türkiye’yi NATO’dan çıkarmak, çıkarmamak… Bu senin haddine mi? Böyle bir şeyin kararını senin verme yetkin var mı? … Sayın Macron bak, Türkiye’den sesleniyorum, NATO’da da söyleyeceğim, önce sen kendi beyin ölümünü bir kontrol ettir. Çünkü bu ifadeler ancak senin türündeki beyin ölümü gerçekleşmiş olanlara yakışır” diye karşılık verdi. Erdoğan’ın bu sözleri o dönem Elysee Sarayı’nda büyük rahatsızlık oluşturdu.

DOĞU AKDENİZ, LİBYA VE DAĞLIK KARABAĞ

İki ülke arasındaki ihtilaflı meselelerden bir diğeri de Doğu Akdeniz. Türkiye’nin Yunanistan ve Güney Kıbrıs ile Doğu Akdeniz’de hidrokarbon kaynaklarını arama faaliyetleri ile ilgili yaşadığı krizde Paris, açık bir şekilde Yunanistan ve Rum tarafını destekledi.

Bölgeye uçak gemisi, fırkateynler ve savaş uçakları göndererek Yunanistan ve Rum Kesimi’nin yanında olduğunu net bir şekilde gösterdi.

Aralık ayında, Avrupa ülkeleri, Doğu Akdeniz’deki ‘tek taraflı’ sondaj faaliyetleri nedeniyle Ankara’ya yaptırım kararı aldı. Bu kararın başını Fransa çekti. Ancak AB’yi ikiye bölen karar daha sonra ertelendi.

Türkiye, Libya’da Trablus merkezli hükümetin yanında yer alırken Fransa lideri Macron, Halife Hafter’i destekledi. Macron, Ankara’nın Trablus hükumetine BM silah ambargosuna rağmen silah gönderdiğini açıkladı.

İki ülke savaş gemileri, Akdeniz’de karşı karşıya geldi. Fransa, Türk fırkateyninin bir savaş gemisine radar kilidi attığını açıkladı. Konu NATO’ya kadar taşındı.

Keza Ankara, Dağlık Karabağ’daki Ermenistan ile silahlı çatışmada Azerbaycan’ı destekledi Fransa ise Erivan’a güçlü destek sundu.

Hatta Fransa Senatosu, bağlayıcı olmayan, Erivan lehine bir kararla, ‘Dağlık Karabağ’ın bağımsızlığını’ tanıdı.

Fransa Cumhurbaşkanı ayrıca Türkiye’yi, Suriye’den militanları Dağlık Karabağ’daki savaşa götürmekle itham etti, Türkiye ve Azerbaycan ise buna sert tepki gösterdi.

Ankara ve Bakü, Fransa’nın ‘tarafsız olmayan duruşu’ nedeniyle Minsk Grubu’ndaki ara bulucu rolünü tartışmaya açtı.

‘YENİ SAYFA’ AÇMA SÖYLEMİ

ABD’de Başkan Joe Biden’ın göreve gelmesi ile paralel şekilde AKP’li Cumhurbaşkanı Erdoğan, Avrupa Birliği ile ‘yeni bir sayfa’ açmak istediklerini dile getirdi.

Ayrıca, Akdeniz’deki kaynakların kullanımı adına müzakerelere devam etmek için Atina’ya zeytin dalı uzattı.

KARŞILIKLI MEKTUPLAŞMA BUZLARI ERİTTİ

Suriye’den Libya’ya, Doğu Akdeniz’den Fransa İslam’ına şahsi olarak da sert söylemlerle karşı karşıya gelen iki lider, Macron’un Aralık ayında koronavirüse yakalanması nedeniyle mektuplaşmıştı.

Macron, Cumhurbaşkanı Erdoğan’ın ‘geçmiş olsun’ mektubuna ‘Sevgili Tayyip’ başlığıyla yanıt yazmıştı. Erdoğan’ın mektubunda, ikili ve bölgesel konuları konuşma önerisine Macron, “Önümüzdeki günlerde video konferans yöntemiyle olabilir” yanıtını vermişti.

ÜST DÜZEYLİ DİYALOGLAR GÖRÜŞME ZEMİNİNİ HAZIRLADI

Ardından gelen üst düzeyli görüşmeler hem havayı daha fazla yumuşattı hem de liderler arsındaki görüşmenin zemini hazırladı.

Dışişleri Bakanları Mevlüt Çavuşoğlu ve Fransa Dışişleri Bakanı Jean Yves Le Drian, Türkiye’ye yaptırım uygulaması beklenen AB’nin 10 Mart zirvesinden önce telefonda görüştü. Aylar süren gergin açıklamaların ardından ilk ılımlı açıklamalar bu görüşmeden sonra geldi. Türkiye’ye yaptırım ve Türkiye-AB ilişkilerinin yeniden gözden geçirilmesi konusu 24 Mart zirvesine ertelendi.

Cumhurbaşkanlığı sözcüsü İbrahim Kalın, Macron’un diplomasi baş danışmanı Emmanuel Bonne ile telefonda görüşerek, liderlerin yapacağı video konferansa ön hazırlık yaptı.

Şubat ayı başında Atlantik Konseyi’ne konuk olan Emmanuel Macron, “Türk Cumhurbaşkanı’nın ses tonundaki değişmeden çok mutlu olduğunu” belirterek, “Şimdi Suriye ve Libya’daki Türk askerlerinin geri çekilmesi, Dağlık Karabağ’da gerilimin azaltılması gibi pek çok konuda sonuç elde edeceğimizi umuyorum” dedi.

BM araştırma komisyonu: Suriye’de savaşan bütün gruplar savaş suçu işledi

Okumaya devam et

Popular

0Shares
0