Bizimle iletişime geçiniz

Politika

Cihangir İslam Cemaat soruşturmalarına değindi

Cihangir İslam, “50 kilogramlık bir pirinç çuvalı düşünün, ayıklarsınız bir su bardağı çakıl taşı çıkar mı çıkar. Bu çakıl taşını ayıklayacağına bütün o çuvalı alıp çöpe attı” dedi.

SUÇLU İLE SUÇSUZU AYIKLA

Saadet Partisi İstanbul Milletvekili Cihangir İslam, Saadet Partisi Malatya İl Teşkilatı tarafından düzenlenen ‘Hak ve Adalet’ konulu konferansa katıldı. 15 Temmuz’un üzerine bir baskı rejimi bina edildiğini belirten İslamoğlu, “140 bin insanı kamudan attılar, özel sektör uzantısıyla birlikte bu 200 bin kişi. 50-55 bin kişi hapiste. Kaçı suçlu, kaçı suçsuz belli değil. Kimse bize caz cuz yapmasın çık darbeci kimse bunları cezalandır. Suçlu ile suçsuzu ayıkla” dedi.

HUKUK DEVLETİNE SAHİP ÇIKACAĞIZ

İslam, yaşananları prinç çuvalı örneği ile tanımladı. “50 kilogramlık bir pirinç çuvalı düşünün, ayıklasınız bir su bardağı çakıl taşı çıkar mı çıkar. Bu çakıl taşını ayıklayacağına bütün o çuvalı alıp çöpe attı. Böyle bir hukuk devleti olmaz. Hukuk devletine sahip çıkacağız. Hukuk’un üstünlüğünü bu ülkede yeniden tesis edeceğiz. Rahatsız olmalarının asıl nedeni budur çünkü muhalefet başladı” ifadelerini kullandı.

YÜZDE 50’NİN DİRENMESİ UMUT VERİCİ

İslamoğlu şunları söyledi: “Bu ülkenin aşağı yukarı yüzde 50’sinin direniyor olması demek, bizim önümüzün gerçekten açık olduğu anlamına gelir. Önümüzde bir mahalli seçim var ve bu mahalli seçimde inanıyoruz ki bu seçmen, bu iktidara ciddi bir tokat atacaktır. Zaten atması da lazım”

HAKKI KONUŞMAYAN NAMERTTİR

İslam, konuşmasında, “Bizim bu yolculuğumuz yani görevimiz nerede ve ne şekilde biter bilemem ama size söz her zamanda ve zeminde hakkı konuşmayan namerttir” dedi. Konferanslarının engellenmeye çalışıldığını anlatan İslam, “Bir takım sözlere alınmışlar. ‘Batıl’ sözüne alınmışlar, rahmetli hocam sık sık bunların icraatlarını ‘batıl’ olarak nitelendirirdi ama çok fazla tepki gelmedi fakat bunu meclis kürsüsünden duyunca belki biraz rahatsızlık oluştu bilemiyorum” şeklinde konuştu.

ÜLKENİN YARISI BASKI VE ZULME DİRENİYOR

İslam, otoriter yönetimlere değinerek, konuşmasını şöyle sürdürdü: “Bakıyorsunuz bir lider özellikle halkın fakir kesimlerini yanına almış, onlardan aldığı destekler toplum üzerinde bir tahakküm kuruyor. Devletin bütün araçlarının kullanılması, muhaliflerin hapishanelere atılması, medyanın kontrol altına alınması, özellikle yandaşlara iktidar nimetlerinin paylaştırılması bunlar dünyada başka ülkelerde de yaşanmaya başladı. Ama Türkiye’nin bir farkı var. Bunca baskıya, zulme rağmen bu ülkenin aşağı yukarı yarısı bu sisteme karşı direniyor. Bu çok önemli bir nokta, yani sistem Türkiye’de bir türlü oturmuyor, oturtulamıyor.”

Politika

‘Talimat almışlar HDP’yi kapatacaklar’

Türkiye’nin 3. büyük partisi HDP kapatılmanın eşiğine geldi. Yüzde 11 oranında oy alarak Meclis’e 3. büyük parti olarak giren HDP kapatılırsa son 30 yılda kapatılan HEP, DEP, HADEP ve DTP’den sonra 5. Kürt partisi olacak.

BOLD – HDP Genel Başkan Yardımcısı Garo Paylan KRT televizyonunda yaptığı konuşmada HDP’ye kapatma davası için hazırlıklar yapıldığını söyleyerek, “Talimat almışlar. HDP’yi kapatmakla tüm sorunlarını çözmek istiyorlar HDP’nin kapatılması Erdoğan ve Bahçeli’nin siyasi hesapları için doğru olabilir ama Türkiye için bir kayıptır” dedi.

MHP Lideri Devlet Bahçeli bir süredir HDP’nin kapatılması için çağrı yapıyordu. Kapatma davası tartışması kısa süre önce AKP ile MHP arasında gerginliğe de neden oldu. Gara olayının ardından kapatma davası yeniden gündeme geldi.

Kürt partileri içerisinde barajı geçen ilk ve tek parti olan HDP yüzde 11’in üzerinde aldığı oy oranıyla Türkiye’nin 3. büyük partisi konumunda. Eğer HDP kapatılırsa 30 yılda kapatılan 5. Kürt partisi olacak.

MECLİSE GİREN İLK KÜRT PARTİSİ

Sosyaldemokrat Halkçı Parti’den (SHP) istifa eden 10 milletvekili tarafından 1990 yılında kurulan, Halkın Emek Partisi (HEP) Meclis’e giren ilk Kürt partisi oldu.

Partinin Diyarbakır il başkanı Vedat Aydın ve Gaziantep il başkanı Abdulsamet Sakık faili meçhul cinayete kurban gitti. O dönemde Kürt siyasetçilere yönelik faili meçhul cinayetlerin HEP’in faaliyet alanını kısıtlama amacıyla derin devlet tarafından işlendiği iddia edildi.

1991 Genel Seçimlerinde SHP listelerinden seçime giren HEP 21 milletvekili çıkardı. Mart 1992’de, önce TBMM’nin açılışında yaşanan Kürtçe yemin krizi, ardından da 1992 Nevruzu’nda yaşananların ardından Yargıtay Cumhuriyet Başsavcılığı tarafından “Devletin ülkesi ve milletiyle bölünmez bütünlüğünü bozma amacını taşımak” ve “yasaya aykırı siyasi faaliyetlerin mihrakı olmak” iddiasıyla HEP’in kapatılması istendi. Parti Anayasa Mahkemesi 11 üyenin oybirliği ile 14 Temmuz 1993’te kapatıldı.

HEP’LİLER DEP’E GEÇTİ

Partinin kapanması üzerine HEP’li milletvekilleri, HEP’in kapatılması ihtimaline karşı kurulan Kürt siyasi hareketine bağlı Demokrasi Partisi’ne (DEP) geçti. 3 Mart 1994’te DEP’li milletvekillerinin de dokunulmazlığı kaldırıldı ve 17 Mart 1994’te tutuklanarak cezaevine konuldu.

DEP, 16 Haziran 1994 tarihinde aynı gerekçe ile AYM tarafından kapatıldı. Partide faaliyette bulunmuş olan kişiler 11 Mayıs 1994’te kurulmuş olan Halkın Demokrasi Partisi’ne (HADEP) geçti.

HALKIN DEMOKRASİ PARTİSİ

11 Mayıs 1994 yılında Halkın Demokrasi Partisi (HADEP) kuruldu. 1995-1999 yıllarındaki genel seçimlerde yüzde 4-5 oranında oy alan HADEP Meclis’e giremedi ama 1999 Yerel Seçimlerinde 37 belediye başkanlığı kazandı

13 Mart 2003 tarihinde ‘yasa dışı faaliyetlerin merkezi’ olduğu gerekçesi ile AYM tarafından kapatıldı. Genel Başkanı Murat Bozlak da dahil 46 HADEP’liye de beş yıl siyaset yasağı getirildi.

DEMOKRATİK TOPLUM HAREKETİ SÜRECİ

İlk kez 2002 Genel Seçimlerine katılan Demokratik Halk Partisi (DEHAP), yüzde 6,2 oranında oy alarak Meclis’e giremedi. Aysel Tuğluk’un Genel Sekreterlik görevin yürüttüğü DEHAP, Demokratik Toplum Parisi’nin (DTP) kurulması sürecinde kendisini feshederek Demokratik Toplum Hareketi’ne katıldı.

21 VEKİLLE MECLİSE GİREN DTP DE KAPATILDI

Türkiye’de ilk defa eş başkanlık sistemini uygulayan DTP’nin Eş Genel Başkanlığına Aysel Tuğluk ile Ahmet Türk seçildi. 2007 Genel Seçimlerinde yüzde 10’luk seçim barajını aşamama kaygısıyla adaylar seçime bağımsız olarak katıldı. O yıl Meclis’e DTP’li 21 milletvekili girdi.

Partinin PKK ile bağlantısı olduğu iddialarına DTP’nin eski Eş Başkanı Emine Ayna: Biz PKK’yı desteklemiyoruz ama terör örgütü olarak da görmüyoruz. Her ikisi de Kürt sorununun barışcıl yollardan çözümlenmesinden yana olup, demokratik bir Türkiye Devletinden yanadır. Bizi PKK ile birleştiren sadece budur. Bizi ayıran nokta ise PKK’nin silahlı mücadele etmesi, bizim ise barıştan yana olmamızdır. PKK, ancak diyalog yoluyla bitirilir” diyerek cevap verdi.

AYM, Yargıtay Cumhuriyet Başsavcısı Abdurrahman Yalçınkaya’nın 16 Kasım 2007 tarihinde açtığı kapatma davasını 2009 yılında karara bağlayarak partiyi, PKK’yı desteklediği gerekçesiyle kapattı.

Ahmet Türk ve Aysel Tuğluk’un milletvekillikleri düşürülürken, Ahmet Türk Meclis’ten çekilerek sine-i millete döneceklerini söyledi.

DTP’li milletvekilleri daha sonra 2008 yılında kurulan Barış ve Demokrasi Partisine (BDP)geçti. BDP’li milletvekilleri Haziran 2014’te, bugün hala siyasi faaliyetlerini sürdüren Halkların Demokratik Partisi’ne (HDP) katıldı.

Türkiye’nin koronavirüs skandalları

 

Okumaya devam et

Politika

Yargıtay Devlet Bahçeli’yi kırmadı: HDP için inceleme başlatıldı

MHP Genel Başkanı Devlet Bahçeli’nin HDP’yi kapatmak için çağrı yaptığı Yargıtay harekete geçti. Yargıtay Siyasi Partiler Bürosu, Ankara Cumhuriyet Başsavcılığına yazı gönderdi.

BOLD- Yargıtay Siyasi Partiler Bürosu, Ankara Cumhuriyet Başsavcılığı’na gönderdiği yazıda eski Halkların Demokratik Partisi (HDP) eş genel başkanları Selahattin Demirtaş ve Figen Yüksekdağ’ın da sanıkları arasında bulunduğu 108 sanıklı Kobani iddianamesinin ekleri ile birlikte gönderilmesini istedi.

NTV’nin haberine göre Kobani soruşturması kapsamında HDP Eş Genel Başkanı Pervin Buldan’ın da aralarında olduğu HDP’li 9 milletvekili hakkında hazırlanan fezlekelerin örneği de talep edildi.

Başsavcılık kaynakları, tüm siyasi partilerin faaliyetlerinin takip edildiğini vurgulayarak, söz konusu belgelerin rutin inceleme kapsamında talep edildiğini bildirdi.

HDP KAPATILIR MI?

Siyasi partilerin faaliyetlerini izlemekle görevli Başsavcılıkça yapılacak inceleme sonucu HDP’nin ‘terör eylemlerinin odağı’ olduğu tespit edilirse, HDP hakkında kapatma davası açılması gündeme gelebilecek.

BAHÇELİ “ÖNEMLİ GELİŞME” DEDİ

Milliyetçi Hareket Partisi (MHP) lideri Devlet Bahçeli, partisinin Türkiye Büyük Millet Meclisi (TBMM) grubuna hitaben yaptığı konuşmada Yargıtay’ın başlattığı için incelemeyi ilk kez dillendirdi.

Bahçeli, “Yargıtay Cumhuriyet Başsavcılığı’nın, terör örgütü PKK’yla irtibatı, iltisakı ve ittifakı meydanda olan HDP hakkında inceleme başlatması çok önemli ve beklediğimiz bir gelişme.” dedi.

Bahçeli şunları kaydetti: “Anayasa Mahkemesi delilli ve belgeli şekilde HDP’nin terör eylemlerinin odağı olduğunu tespit ederse ki başkaca bir seçenek yoktur, HDP diye bir partiden, kapatmaya sebep olan üye ve yöneticilerinden söz etmek artık mümkün olamayacaktır. Türkiye bir hukuk devletiyse HDP’nin kapatılması acildir, hayatidir, şarttır.”

Okumaya devam et

Politika

Gergerlioğlu’ndan mektup: Bu karar insan haklarına darbedir

Terör örgütü propagandası yaptığı iddiasıyla cezaevine gönderilmek istenen HDP Milletvekili Ömer Faruk Gergerlioğlu, tüm vekillere bir mektup göndererek hakkındaki kararın hukuksuzluğunu anlattı.

BOLD – 2016 yılında yazdığı bir yazı ve sosyal medya paylaşımları nedeniyle terör örgütü propagandası yaptığı iddiasıyla 2 yıl 6 ay hapis cezasına çarptırılan HDP Milletvekili ve insan hakları savunucusu Ömer Faruk Gergerlioğlu, tüm milletvekillerine bir mektup gönderdi.

“DOKUNULMAZLIĞIMA AYKIRI BİR ŞEKİLDE YARGILANDIM”

Kendisine verilen cezanın öncelikle Türkiye Büyük Millet Meclisi’ne yani millet iradesine sonra da insan hakları aktivizmine vurulmuş büyük bir darbe olduğunu söyleyen Gergerlioğlu, “Milletvekili seçildiği bir dönemde milletvekili dokunulmazlığına aykırı bir şekilde yargılamaya devam edilmiştir. Ve zorlama yorumlarla hakkımda mahkûmiyet hükmü verilmiştir. Adil yargılanma başta olmak üzere Anayasa ve AİHS de koruma altına alınmış haklarım ihlal edilmiştir.” dedi.

“İNSAN HAKLARI REFORM PAKETİ NE KADAR SAMİMİ?”

Adalet Bakanı Abdülhamit tarafından bugün açıklanacak İnsan Hakları Reform paketiyle ilgili görüşlerini de ifade eden Gergerlioğlu, “Bugün insan hakları reform paketi açıklanırken herkesin sorduğu soru ‘İnsan hakları aktivisti Mv. Ömer Faruk Gergerlioğlu’na hukuksuzca ceza verilip milletvekilliği düşürülmek isteniyorken insan hakları paketi ne kadar samimi olabilir?” ifadelerini kullandı.

GERGERLİOĞLU’NUN MEKTUBUNUN TAMAMI

Değerli Milletvekilleri;

Hakkımda 2016 yılındaki Facebook ve Twitter paylaşımları gerekçe gösterilerek, “silahlı örgüte üye olma ve terör örgütü propagandasını yapma” suçlarından soruşturma başlatılmıştır. 2017 yılında hazırlanan iddianamede paylaşımlarımdan bir tanesi TMK 7/2 kapsamında değerlendirilmiş ve kamu davası açılmıştır.

Davaya konu paylaşım [1], ulusal bir medya kuruluşunun halen yayında olan bir linkidir. [2] Haberin içeriği PKK’nin çözüm sürecine ilişkin yayımlanan bir açıklamasıdır. Haberi “Bu çağrı hakkıyla değerlendirilmeli, bu işin sonu yok!” mesajı ile paylaşmıştım.

Yerel Mahkeme, “PKK/KCK terör örgütünün propagandası mahiyetinde terör örgütü mensuplarının silahlı fotoğraflarına yer vererek terör örgütü PKK’nın şiddet, cebir içeren yöntemlerini övücü ve teşvik edici şekilde propagandasını yaptığı ve böylece üzerine atılı bulunan yasadışı silahlı PKK terör örgütünün propagandasını yapmak suçunu işlediği” gerekçesiyle, hakkımda 2 yıl 6 ay hapis cezası vermiştir.

2018 yılında milletvekili seçilerek yasama dokunulmazlığı almama rağmen istinaf yargılamasına devam edilmiş, Yargıtay 16. Ceza Dairesi ise kararı 28.01.2021 tarihinde onamıştır. [3]

Yargıtay kararında, hakkımda yasama dokunulmazlığı bakımından yaptığı değerlendirmede Anayasa’nın 83. maddesinin 2. fıkrasının 2. cümlesinde düzenlenen “seçimden önce başlanılmış olmakla birlikte hak ve özgürlükleri kötüye kullanıldığı” gerekçesiyle dokunulmazlıktan yararlanamayacağıma hükmetmiştir. Gerekçe olarak da Anayasa Mahkemesi’nin 2008 tarihli bir kararına atıf yaparak; “düşünce açıklamalarının kötüye kullanma olarak değerlendirilebileceğini, ancak her düşünce açıklamasının değil, demokratik yaşam için doğrudan açık ve yakın tehlike oluşturan düşünce açıklamalarının” bu kapsamda olduğunu belirtmiştir.

Kararda yaptığım; paylaşımda mesajın “örgüt mensuplarının silahlı fotoğrafının görsel olarak kullanıldığı, örgütün cebir ve şiddet içeren eylemlerini meşru gösteren ve teşvik eden ifadeler içerdiği” gerekçesiyle bu açıklamanın sahiplenildiği belirtilmiştir. Kast açısından paylaşımım “PKK’yi meşru göstermeye çalıştığım, örgütün siyasi veya sosyal etkinliğini artırmak, sesinin kitlelere duyurulmasını sağlamak, örgütün başa çıkılması imkânsız bir güç olduğu ve amacına ulaşabileceği kanaatini toplum üzerinde oluşturmak, halkın örgüte sempatisini artırmak ve aktif desteğini sağlamak amacı taşıdığı” ifade edilmiştir.

Hakkımdaki Karara İlişkin Hukuki Değerlendirme;

Yargıtay’ın onama kararına yazılan karşı oy yazısında hem dokunulmazlık açısından hem de suçun unsurları açısından kapsamlı bir değerlendirme yapılmıştır. Onama kararında yer almayan hukuki tartışmalar karşı oy yazısında yer bulmuş, bu karşı oy yazısı ile yargılamanın da verilen cezanın da hukuka aykırılığına açıkça dikkat çekilmiştir.

Öncelikle mahkûmiyet kararının kesinleştiği bu dönemde halen milletvekili sıfatına sahip olduğumu hatırlatmak isterim.

Anayasa’da 2001 yılında yapılan değişiklik ile yasama dokunulmazlığına istisna tutulan hakkın kötüye kullanımına ilişkin madde büyük bir değişiklik geçirmiştir. Maddeden açıkça “düşünce” ifadesi çıkarılmış olması nedeni ile propaganda suçu açıkça bu kapsamdan çıkarılmıştır.

Bu yönüyle anayasaya ve kanuna aykırı bir şekilde, dokunulmazlığı bulunan bir milletvekilinin yargılamasına devam edilmesi ve hakkında cezaya hükmedilmesi açıkça anayasaya, siyasi faaliyette bulunma, seçme ve seçilme evrensel haklarına ve Türkiye’nin imzalamış olduğu uluslararası demokratik sözleşmelere aykırıdır.

Öte yandan milletvekili olduğum dönemden çok önce de insan hakları savunucu olarak pek çok toplumsal olaya dikkat çektiğim, bunları kamuoyu gündeme taşıdığım unutulmamalıdır. Suç teşkil ettiği iddia edilen paylaşım da çözüm sürecine dair tartışmaların devam ettiği bir dönemde barış çağrısıyla yapmıştır. Ulusal bir haber sitesinin linki ile birlikte şiddete teşvik amaçlı taşımayan bir paylaşım nedeniyle ağır bir suçtan dolayı cezalandırılmam ifade özgürlüğüne yapılan açık bir müdahaledir.

Ayrıca kararda düşünce açıklamamın doğrudan ya da dolaylı olarak nasıl açık ve yakın bir tehlike oluşturduğu hususunda bir değerlendirme de yapılmamıştır.

Bahsi geçen haber linkinin halen erişime açık olmasına karşılık, bu linki alıntılayarak paylaştığım için hapis cezasına çarptırılmam ve milletvekilliğimi kaybetme riskiyle karşı karşıya olmam hukuk kurallarının herkese eşit olarak uygulanmadığının kanıtıdır. Bu madde kapsamında yargılanan pek çok milletvekilinin yargılamalarının mahkeme kararıyla durduğunu ama benim yargılamamın kasıtlı devam ettirildiğini de bilginize sunarım.

Bir insan hakları savunucusu olarak, sivil toplum kuruluşlarında başkanlık yapmış ve çözüm sürecine doğrudan katkım bulunduğunu alenileşmiş bir haberin içeriğini paylaşmasının propaganda suçu olarak değerlendirilmesi gerek mahkûmiyet kararını onayan Yargıtay’ın, gerekse de Anayasa Mahkemesi ile Avrupa İnsan Hakları Mahkemesi’nin içtihatlarına aykırıdır.

Dolayısıyla milletvekili seçildiğim bir dönemde milletvekili dokunulmazlığına aykırı bir şekilde yargılamaya devam edilmiştir. Ve zorlama yorumlarla hakkımda mahkûmiyet hükmü verilmiştir. Adil yargılanma başta olmak üzere Anayasa ve AİHS de koruma altına alınmış haklarım ihlal edilmiştir.

Sayın Enis Berberoğlu örneğinde olduğu gibi kararın alelacele ve siyasi rant elde etmek amacıyla Meclis’e getirtilip okutulması amacıyla Yargıtay tarafından hızlı bir şekilde çıkarılan bu karar çok açık bir hak ihlallerine yol açacaktır. Anayasa Mahkemesi tarafından da hakkımda ihlal kararı vermesi kuvvetle muhtemeldir.

Bugün benim aldığım cezanın öncelikle Türkiye Büyük Millet Meclisi’ne yani millet iradesine sonra da benim gibi insan hakları savunucusu bir milletvekiline verilmiş olması insan hakları aktivizmine vurulmuş büyük bir darbedir. Bugün insan hakları reform paketi açıklanırken herkesin sorduğu soru “İnsan hakları aktivisti Mv. Ömer Faruk Gergerlioğlu’na hukuksuzca ceza verilip milletvekilliği düşürülmek isteniyorken insan hakları paketi ne kadar samimi olabilir?”

Son olarak hakkımda verilen Yargıtay kararı sonrası yazılar yazıp açıklamalar yapan siyasi partiler, siyasiler, akademisyenler ve gazetecilere teşekkür ederim. Aşağıda hakkımda verilen kararla ilgili yazılan yazılardan bazılarını bulabilirsiniz. Bu yazılar hukuksuzluğu anlama noktasında sizlere daha da yardımcı olacaktır.

Saygılarımla

Yargıtay Ömer Faruk Gergerlioğlu’nun cezasını onayladı

Gergerlioğlu’nun mahkumiyet kararında hukuka aykırı 18 hata

Okumaya devam et

Popular

0Shares
0