Bizimle iletişime geçiniz

BOLD ÖZEL

Batı illerinde seçim sonuçlarını HDP seçmeni belirleyecek

CHP ve İyi Parti, Erdoğan’ın HDP’nin yanında duranı terörist gösterme politikasına direnebilirlerse Batı illerinde ipi göğüslemeleri mümkün. Oy oranları Batı’da HDP’yi kilit parti yapıyor.

BOLD-ANALİZ

31 Mart yerel seçimlerinin en kritik partisi HDP. Doğu ve Güneydoğu’da çok sayıda il ve ilçede açık ara seçimin favorisi olan parti, batı illerinde de belirleyici olacak. Özellikle büyükşehirlerde CHP-İyi Parti ittifakının kazanabilmek için HDP oylarına ihtiyacı var.

BÜYÜKŞEHİRLER KRİTİK

Bir tarafta, BBP’nin dışında kaldığı AKP-MHP’den oluşan Cumhur ittifakı, diğer tarafta ise Saadet Partisi’nden yoksun CHP-İyi Parti’nin Millet ittifakı. Özellikle büyükşehirlerde kıyasıya yarış bekleniyor. İstanbul, Ankara, Manisa, Mersin, Kocaeli, Hatay, Eskişehir, Denizli, Bursa, Antalya, Aydın, Adana ve daha birçok ilde seçimler bıçak sırtı.

TERÖR SUÇLAMASI ENDİŞESİ

İşte bu noktada HDP’ye oy veren Kürt seçmenin oyları belirleyici olacak. Özellikle CHP-İyi Parti ittifakının HDP oylarına ihtiyacı var. Ancak Tayyip Erdoğan’ın bu olasılığa karşı en sık başvurduğu yöntem; rakip veya muhalif gördüğü kesimlere terör suçlaması yapmak. İşte bu nedenle ne partiler ne de adaylar bırakın HDP ile aynı torbaya girmeyi yanyana bile anılmak istemiyorlar.

İMAMOĞLU VE YAVAŞ ÖRNEĞİ

Bunun en bariz örneğini, CHP’nin İstanbul adayı Ekrem İmamoğlu ve Ankara adayı Mansur’a Yavaş’ın, sorulan HDP soruları karşısındaki tepkilerinde görmek mümkün. Hem HDP seçmenini kırmamak, hem de HDP ile işbirliği ile suçlanmamak için cevap vermekte bir hayli zorlandılar. Oysa ki çözüm sürecinde Erdoğan ve AKP ne kadar da fütursuz davranabiliyordu.

HDP PRAGMATİK YAKLAŞIYOR

HDP’nin batı illerine ilişkin yerel seçim politikası ise daha pragmatik ve iktidarı geriletme üzerine kurulu. Batıda çıkaracakları adayların kazanma ihtimali olmadığı açık. Dolayısıyla özellikle büyükşehirlerde yüzde 2 ile 10 arasında değişen oranda oyların boşa gitmesini istemiyorlar. Bunun içinde CHP ile işbirliğine açıklar. Ancak CHP, terör suçlamasına muhatap olmamak için, işi resmiyete dökmeden tabanda işbirliği istiyor.

KÜRT SEÇMEN KARARSIZ

Bu şeytanlaştırma politikası karşısında Kürt seçmenin ne yapacağı ise merak konusu. Çözüm sürecinin ardından yaşanan şok, yakılan yıkılan şehirler, sokaktan alınamayan, buzdolaplarında saklanmak zorunda kalınan cenazeler, oy verdiği partiye her gün yapılan operasyonlar, seçilmişlerinin cezaevlerine konulması gibi travmalar yaşanıyor… Listeyi uzatmak mümkün. Diğer taraftan ise oyuna talip olurken, kendisi ile anılmaktan korkan bir muhalefet.

ZAMAN DARALIYOR

Zaman giderek daralıyor. HDP’li Ayhan Bilgen bir uzlaşı sağlanamazsa kendi yol haritalarını çizeceklerini açıkca söyledi. HDP batı illerinde güçlü aday çıkarır ve seçmeni, adaya oy verirse CHP-İyi Partinin işi bir hayli zorlaşacak. HDP’nin önündeki diğer iki yol ise, ya aday çıkarmayacak, ya da göstermelik aday ile seçime giderek tabanda CHP adaylarını destekleyecek.

HDP’NİN SEÇİMİ ETKİLEME GÜCÜ VAR MI?

2014 yerel seçimlerinde, Barış ve Demokrasi Partisi yüzde 4,20, HDP ise 1,90 oy alarak 3’ü büyükşehir olmak üzere 11 il, 68 ilçe ve 23 beldede kazanan taraf olmuştu. Selahattin Demirtaş ile birlikte bir ivme yakaladı. Genel seçimlerde oyunu yüzde 13’lere kadar taşıdı. HDP artık parti olarak Meclis’te temsil edilir hale geldi. 6 milyon seçmenin oyunu alan HDP’yi seçim matematiğinde dışlamak mümkün değil.

İSTANBUL’DA SEÇİM SONUCUNU HDP BELİRLEYECEK

2014 İstanbul yarışında AKP yüzde 47.9 ile ipi göğüslerken, CHP yüzde 40.1’de kalmıştı. MHP yüzde 4 oy alırken HDP’nin aldığı oy yüzde 4.8 olmuştu. Saadet Partisi’nin aldığı yüzde 1.4’ü de unutmamak lazım. 24 Haziran’da ise HDP İstanbul’da yüzde 12.7 oy almayı başardı. Bu da gösteriyor ki 31 Mart’ta İstanbul’da seçim sonucu üzerinde HDP oylarının önemli etkisi olacak.

ANKARA’DA DURUM FARKLI DEĞİL

Ankara için de durum farklı değil. 2014 yerel seçimlerinde AKP yüzde 44.9, CHP ise yüzde 43.8 oy almıştı. MHP yüzde 7.8, HDP ise yüzde 0.9’da kalmıştı. 24 Haziran’da ise HDP’nin Ankara oyu 6.4 oldu. Demek oluyor ki HDP oyları CHP adayına gitmiş. İkiye bölünmüş MHP’yi de baz alırsak Ankara yine tam bıçak sırtı. CHP adayının HDP oyları olmadan kazanması zor görünüyor.

MERSİN’DE YÜZDE 16.9 OY POTANSİYELİ

HDP’nin belirleyici olacağı bir diğer il ise Mersin. 2014’de MHP yüzde 32, CHP yüzde 28,3, AKP yüzde 28, BDP yüzde 9,6 oy aldı. 24 Haziran’da ise HDP’nin oy oranı yüzde 16.9’a ulaştı. İçerisinden İyi Parti çıkmış MHP baz alındığında, HDP Mersin’de belirleyici parti durumunda.

KÜRT SEÇMENİN YOĞUN OLDUĞU DOĞUDA İSE

Geçtiğimiz günlerde Ağrı, Batman, Bingöl, Bitlis, Diyarbakır, Hakkâri, Kars, Mardin, Muş, Siirt, Tunceli, Şanlıurfa, Van’ın kapsayan 13 ilde yapılan bir araştırmaya göre, Cumhur İttifak’ının yüzde 38,1, Millet İttifak’ının yüzde 6,7, HDP’nin yüzde 52,6 HÜDA PAR’ın yüzde 2,3 oranında oyu bulunuyor.

KÜRT SEÇMEN SANDIĞA GİTMEYEBİLİR

Sonuç olarak terör örgütünün sözcüsü olmakla suçlanan HDP’nin yerel seçimlere etkisini inkar etmek mümkün değil. HDP ile yan yana gelme endişesi taşıyan CHP-İyi Parti’nin birçok ilde HDP’nin desteği olmadan kazanması mümkün görünmüyor. İşbirliği yapılamaması durumunda HDP seçmeninin sandığa gitmeme ihtimalini de göz ardı etmemekte fayda var.

BOLD ÖZEL

5 aydır karantina hücresinde tutulan Miktad öğretmen siroz oldu

Tutuklu öğretmen Miktad Doğan, 5 aydır cezaevindeki karantina hücresinde sağlık sorunlarıyla mücadele ediyor. TBMM’ye mektup gönderip yardım isteyen Doğan’a siroz teşhisi konuldu.

SEVİNÇ ÖZARSLAN | BOLD ÖZEL

3 Eylül 2019’dan bu yana Kırklareli E Tipi Kapalı Cezaevinde tutuklu bulunan tarih öğretmeni Miktad Doğan’a Hepatit B’ye bağlı siroz teşhisi konuldu. 5 aydır teşhis ve tedavi için hastaneye götürülen Doğan geçen hafta Trakya Üniversitesi Tıp Fakültesi Hastanesinde yatırıldı. Daha önce karaciğerinden parça alınan Miktad Doğan’ın hastalığı ilerlediği ve siroza dönüştüğü ortaya çıktı. Doktor, Miktad Doğan’ın abisi Hıdır Doğan’a ailede başka hasta olan varsa test yaptırmalarını söyledi.

Hasta tutuklu Miktad Doğan, yanlış teşhis ve tedavi yapıldığı için aylardır cezaevi-hastane arasında gidip geliyor. Doğan’a ilk önce Eylül 2020’de vertigo teşhisi konularak bir ay boyunca ilaç tedavisi uygulandı. Sağlık durumu daha da kötüleşince 21 Eylül 2020’de Kırklareli Devlet Hastanesi’ne sevk edildi. Bu kez kronikleşmiş Hepatit B olduğu söylendi.

Kan tahlilleri ve çekilen ultrason sonucunda karaciğer enzim değerinin aşırı yükseldiği, karaciğerinin büyüdüğü ve aşırı yağlandığı görüldü. Hastanenin enfeksiyon birimi tarafından acil olarak Trakya Üniversitesi Tıp Fakültesi Hastanesine sevk edilen Doğan, durumu acil olmasına rağmen ancak 1,5 ay sonra 4 Kasım 2020’de hastaneye götürüldü. Biyopsi için karaciğerinden parça alınan Miktad Doğan en son 18 Şubat 2021’de Trakya Üniversitesi Tıp Fakültesi götürüldü. 3 gün hastanede kalan Doğan’a bu kez Hepatit B’ye bağlı siroz teşhisi konuldu.

5 AYDIR KARANTİNADA

Sürekli hastaneye gidip geldiği için karantina hücresinde yaşamak zorunda kalan Doğan sağlıksız ortam ve beslenme koşullarının da etkisiyle sağlığı her geçen gün daha da bozuluyor.

Miktad Doğan’ın avukatı Münevver Öz, yanlış teşhis, yanlış tedavi ve kaybedilen zamanın müvekkilinin yaşam hakkını tehlikeye attığı için cezaevi doktoru ve görevli memurlar hakkında 4 ay önce suç duyurusunda bulunmuştu. Öz dilekçesinde, tuvaleti tıkalı, suyu akmayan, sıcak su verilmeyen, yeterli beslenme koşullarının sağlanmadığı bir hücrede müvekkilinin ölüme terk edildiğine, memurların görevlerini kötüye kullandığına, sistematik bir şekilde müvekkiline kötü davranıldığına dikkat çekti. Kişilerin cezalandırılması için kamu davasının açılmasını talep eden Öz’ün başvurusuyla ilgili henüz bir gelişme olmadı.

TBMM’YE MEKTUP GÖNDERDİ

Ocak ayında TBMM Adalet Komisyonuna mektup göndererek yardım talep eden Miktad Doğan, hastalığının ilk teşhisinden bu yana 4,5 ay geçmesine rağmen ve acil tedaviye başlanması gerektiği halde hala bir sonuca varılmadığını yazmıştı. Doğan, hastalığının ilerleyerek siroza dönüşebileceğini o zaman ifade etmişti:

“Hastalığım bulaşıcı ve her geçen gün ilerliyor. Önlem alınmazsa karaciğer sirozu ve karaciğer yetmezliği vuku bulacak. Bununla beraber kaldığım karantina koşullarında daha başka enfeksiyonlar kapmam muhtemel.”

MAHKEMESİ 3 MART’TA

Bir süre sözleşmeli öğretmen olarak görev yapan 30 yaşındaki Miktad Doğan 2017’de geçirdiği trafik kazasında birçok kaburgası ve omuz küreği kırıldığı için mesleğini bırakmak zorunda kaldı. Tanık ifadelerine dayanılarak ve Bylock kullandığı iddiasıyla 3 Eylül 2019’da tutuklanan Doğan, 4 aydır SEGBİS ile katıldığı Kırklareli 2. Ağır Ceza Mahkemesi’nden her duruşmada durumunu heyete açıklamaya çalıştı ancak dikkate alınmadı. Doğan, 3 Mart’ta altıncı kez hakim karşısına çıkacak.

“Ağır hasta olmama rağmen 4 aydır hücredeyim”

Okumaya devam et

BOLD ÖZEL

Tutuklu Emniyet Amiri Ömer Köse’ye pandemi döneminde su yok

Dört yıldır hücrede tutulan Ömer Köse’ye tüm ihtiyaçları için sadece 20 litre su veriliyor. Köse, yağmur sularını biriktirerek ayakta kalıyor.

BOLD – Tekirdağ 2 Nolu F Tipi Kapalı Cezaevinde tutuklu bulunan ihraç Emniyet Müdürü Ömer Köse’ye yönelik baskı ve hak ihlalleri artarak devam ediyor. Tek kişilik hücrede tutulan Köse’nin diğer tutuklulardan farklı olarak günlük su limiti 20 litreyle sınırlandırılırken, ikinci battaniyesi de elinden alındı.

Cezaevinde kalan diğer tutuklular suyla ilgili sıkıntı yaşamazken Ömer Köse’nin hücresinin sayacının 20 litreye göre ayarlandığı öğrenildi. Günlük 20 litre su ile temizlik, banyo, bulaşık yıkama gibi tüm ihtiyaçlarını karşılamak zorunda bırakılan Ömer Köse’nin banyo yapmakta zorlandığı öğrenildi. Köse’nin yakınlarına aktardığına göre, banyo öncesi musluğu açıp sıcak su gelmesini beklemesi durumunda günlük 20 litre su bitmiş oluyor.

Ömer Köse cezaevinde çocuklarıyla

DİLEKÇELERİNE CEVAP VERİLMİYOR

Ömer Köse’nin su sorunuyla ilgili şahsen ve avukatı aracılığıyla yazdığı dilekçelere cevap verilmediği öğrenildi. Gardiyanların sayacın bozuk olabileceği şeklindeki söylemleri üzerine Köse’nin “sorun hücremdeki su sayacındaysa tamiratını ya da değişimini kendi paramla yapabilirim” şeklindeki son dilekçesine de cevap verilmedi.

Cezaevi yönetiminin, hücre ve koğuşlara ayrı sayaç sitemini kuran firmadan yanıt beklediklerini ilettiği ancak hiçbir ilerleme olmadığı belirtiliyor.

Köse’nin cezaevi yönetimine verdiği 9 dilekçenin dışında, infaz hakimliği ve Adalet Bakanlığına da dilekçe yazdığı ancak dilekçelerin UYAP’ta görünmediği öğrenildi. Bu durum dilekçelerin imha edildiği şüphesini doğurdu.

Köse daha önce de cezaevinde kaloriferlerinin yakılmadığı ve darp edildiğine ilişkin dilekçeler yazmış ancak işleme konulmamıştı.

YAĞMUR SULARINI TOPLUYOR

Köse’nin kar sularını eriterek ve yağmur sularını toplayarak tuvalette kullanmaya çalıştığı, hücresi ve kişisel hijyeniyle ilgili pandemi sürecinde büyük sıkıntı yaşadığı ifade ediliyor.

Köse’nin yaşadığı bir diğer sorun ise ısıtma. Cezaevi kaloriferlerinin yetersiz yanması nedeniyle çift battaniye kullanan Köse’nin battaniyelerinden biri arama sırasında geri verileceği söylenerek alındı. Battaniyenin geri verilmemesi üzerine Köse, cezaevi kantininden yeni bir battaniye almak için kantin fişi doldurdu ancak Köse’ye yeni battaniye satılmadı.

Eski İstanbul Terörle Mücadele Şube Müdürü Ömer Köse, Ağustos 2014’ten beri tutuklu. Uzun süre Silivri Cezaevinde tutulan Köse, OHAL döneminde Tekirdağ 2 Nolu F Tipi Kapılı Ceza İnfaz Kurumu’na gönderildi. Köse yaklaşık 4 yıldır tek kişilik hücrede tutuluyor.

Okumaya devam et

BOLD ÖZEL

Anne ve babası tutuklu Serdar’ın feryadı: Mal da mülk de sizin olsun, yeter ki bizi rahat bırakın!

14 yaşındaki Serdar Meleş, annesinin tahliye edilmesini beklerken ceza aldığını duyunca yıkıldı. 6 yıldır babalarından ayrı olan 3 kardeş artık annelerinden de mahrum.

SEVİNÇ ÖZARSLAN | BOLD ÖZEL

Babaları 6 yıldır tutuklu olan Serdar (14), Erkan (11), Selma’nın (8) annesi Ayşe Meleş geçen hafta Manisa 2. Ağır Ceza Mahkemesi tarafından 7 yıl hapis cezasına çarptırıldı. 2015 yılından bu yana babalarından ayrı olan üç kardeş, artık annelerinden de mahrum kaldı.

Anneanneleriyle Manisa’da yaşayan Meleş kardeşlerin en büyüğü 14 yaşındaki Serdar, annesinin ceza aldığını öğrenince “Malları, mülkleri, saadetleri, hisleri, nefisleri her şeyleri onların olsun. Yeter ki bizi bizle rahat bıraksınlar. Bize bir bulaşmasınlar artık” diyebildi.

BABALARI İKİ YILDIR HÜCREDE

Cemaat soruşturmaları kapsamında 10 Kasım 2015’te tutuklanan Mehmet Meleş, tanık ifadelerine dayanılarak örgüt lideri olduğu iddiasıyla 19,5 yıl hapis cezasına çarptırıldı. Gazi Üniversitesi İktisat Fakültesi mezunu olan Mehmet Meleş, kapatılan dershanelerde ve kurumlarda çalışmış, en son Eskişehir’de bir derneğin yöneticisi olarak görev yapmıştı. 15 Temmuz’dan sonra silahlı terör örgütü üyesi olmakla itham edilen Meleş, darbe girişimi gerçekleştirildiğinde cezaevinde bulunduğuna dair mahkemeye itirazını sunsa da dikkate alınmadı.

Eskişehir ve Sincan cezaevlerinden sonra Çorum Kapalı Cezaevine gönderilen Mehmet Meleş, 2 yıldır burada hücrede tutuluyor. Hak ihlalleriyle sık sık gündeme gelen Çorum Cezaevinde Mehmet Meleş de birçok hak ihlaline uğradı. Kanunlara göre bir insanı 20 günden fazla hücrede tutulmaması gerekirken Mehmet Meleş, hücreden çıkartılmıyor. Yalnızlaştırmak adına radyosu bile elinden alındı. Eşi ve çocukları İzmir’de yaşayan Meleş, ailesine yakın olabilmek için hapse girdiğinden bu yana nakil için defalarca dilekçe verdi, hepsi reddedildi. Dosyası da iki yıldır Yargıtay’da bekletiliyor.

81 YAŞINDAKİ ANNESİNE ÇIPLAK ARAMA

Altı kardeş arasında tek erkek olan Mehmet Meleş’in kendi ailesinin de bu süreçte başına gelmeyen kalmadı. Bir ablası geçen yıl kanserden vefat etti. Bir kız kardeşi Temmuz 2018’de KHK ile ihraç edildi. Emekli öğretmen olan diğer ablasının İzmir’deki depremde evi yıkıldı. 81 yaşındaki annesi ise kalp hastası.

Pandemi döneminden önce oğlunu yılda 1-2 kez ziyarete gidebilen Mehmet Meleş’in annesi de cezaevi girişinde birçok kez çıplak arama dayatmasına maruz kaldı. X-ray cihazından geçerken bacağındaki iki platin nedeniyle çıplak aramalara maruz kalan 81 yaşındaki kadının hastalık raporları cezaevi yönetimine sunulmasına rağmen sonuç değişmedi.

ÖLÜMLER VE TUTUKLAMALAR ÇOCUKLARI OLUMSUZ ETKİLEDİ

Serdar Meleş, annesi ve babasıyla bir görüş gününde.

“ÇOCUKLAR ANNESİZ BABASIZ BÜYÜYORLAR”

Babaları tutuklandığından bu yana anneleri ve halalarının maddi manevi desteğiyle hayatlarına devam eden Serdar, Erkan, Selma’nın bir yıl içinde kolları kanatları iki kez daha kırıldı. Önce çok sevdikleri halalarını 18 Şubat 2020’de kanserden kaybettiler. 10 Kasım 2020’de de anneleri Ayşe Meleş tutuklanıp cezaevine gönderildi.

Bakırköy Kadın Kapalı Cezaevinde tutuklu olan Ayşe Meleş, daha önce 3-4 gün gözaltında kalmış, kullandığı Bylock içeriksiz olduğu için denetimli serbestlikle bırakılmıştı. Kapatılan bir yurtta müdür olarak gören yapan Ayşe Meleş, SGK kaydı, Bylock ve kaçma şüphesi nedeniyle dört ay önce tekrar tutuklandı.

Babalarından sonra halalarını ve annelerini de kaybeden üç kardeşin psikolojisi kötü. Tutukluluğuna itiraz için Anayasa Mahkemesi’ne başvuru yapılan Ayşe Meleş’in görümcesi “Hepimiz kendimizden geçtik ama çocuklar anne ve babasız büyüyorlar. 6 yıl olacak babaları yok. Şimdi de anneleri 7 yıl aldı. Çocuklara söyleyemedik.” dedi.

Türkiye’de anne-babası aynı anda tutuklandığı için psikolojisi bozulan birçok çocuk bulunuyor. Annesinin yaklaşık 5 yıl evden uzak olacağını öğrenen Serdar, en küçük halasına duygularını anlatırken, yaşadıklarının ağırlarını artık taşıyamadığı açıkça görülüyor:

“BİZE BULAŞMASINLAR ARTIK”

“Ne yapmam gerektiğini bilmiyorum. Dua ediyorum ama artık samimiyetsiz geliyor. Namaz kılıyorum ama sanki kılmıyormuşum gibi hissettiriyor. İnşallah diyorum ama gönlüm olsun diyor. Umudum kesilmedi ama her geçen gün değişen bir şey olmadığında da bende olan o sabır ve umut tek tek harcanıyor. Evet, isyan etmeyeceğim, umudumu ve sabrımı kesmeyeceğim ama tüm bunlar artık tesellim olmuyor… Beni gerçekten teselli edecek bir durum, bir gelişme olmadığında da iyice kararıyorum… Samimi olarak söylüyorum: Allah, bu acizleri düşürmeye çalıştıkları gaflet deliklerine onları soksun. Hiçbirinin bu kâinatta olmalarına izin vermesin. 

Eğer rabbim, beni duyuyor ve benim bu söylediklerimde ne kadar samimi olduğumu biliyorsa ki o biliyor; bana, yorulmuş yolculara, sıkılmış ve bitap düşmüş bu hakiki İslam alemine, bugünlerin biteceğini müjdelesin. Rabbimden sadece bunu istiyorum. Malları, mülkleri, saadetleri, hisleri, nefisleri her şeyleri onların olsun. Yeter ki bizi bizle rahat bıraksınlar. Bize bir bulaşmasınlar artık.”

 

Okumaya devam et

Popular

0Shares
0