Bizimle iletişime geçiniz

Gündem

Müjdat Gezen-Metin Akpınar kimdir?

Hükümete yakın isimlerin “Bunların sanata ne katkısı oldu?” diye hedef aldıkları Metin Akpınar ve Müjdat Gezen’in sanat geçmişi pek çok başarıyla dolu.

Müjdat Gezen ve Metin Akpınar’ın savcılıkça ifadeye çağrılıp ardından adli kontrol şartıyla serbest bırakılmaları geniş yankı buldu. Sosyal medyada bu konuda birçok yorum yapıldı.

TROLLER: SANATA NE KATKISI OLMUŞ BUNLARIN?

Yandaş hesaplar – yaygın tanımlamayla aktroller – kendilerinden beklendiği şekilde davranarak kimseyi şaşırtmadılar. Bu hesaplar tarafından en çok tekrarlanan cümleler ise “Ne yapmış bu adamlar, sanata ne katkıları olmuş?” türünden ifadelerdi.

Oysa her iki isim ömrünü sanata adarken çok sayıda sanatçının yetişmesini de sağladı.

SANATA ADANMIŞ BİR ÖMÜR: MÜJDAT GEZEN

Gezen, 1963 yılında ilk özel tiyatro çalışmasını yaptı. Münir Özkul ve Muammer Karaca Tiyatroları’na girdi. 1963-64 yıllarında sanat dergilerinde şiirleri çıktı. 1964-1966 yılları arasında askerlik yaptı ve oyun yazma denemelerinde bulundu. 1966 yılında Ulvi Uraz Tiyatrosu’na girdi.

1967 yılında arkadaşlarıyla birlikte Halk Oyuncuları’nı kurdu. 1968 yılında ilk kez kendi özel tiyatrosunu açtı ve aynı sezon İstanbul Tiyatrosu’nda çalıştı. 1970 yılında sahne çalışmaları ve film çalışmalarında ve aynı zamanda TV çalışmalarında bulundu.

Aynı yıl Elif adlı kızı dünyaya geldi. Gazete ve dergilerde yazdı. 1975 yılında ilk kitabı yayımlandı.

MÜJDAT GEZEN’İN 28 KİTABI YAYIMLANDI

1999 yılı itibarıyla 28 yayımlanmış kitabı var. Ayrıca, ilkokul Türkçe kitaplarında yazıları mevcuttur. 1982 yılında bir yayınevi kurdu. Yine aynı yıl İstanbul Belediye Konservatuvarı ve sonradan İ.Ü. Devlet Konservatuvarı’nda Türk Tiyatrosu öğretmenliği yaptı.

Aynı yıl, yazar arkadaşı Kandemir Konduk’la birlikte “Güldürü Üretim Merkezi”‘ni kurdu ve büyük gazetelerde mizah sayfası yönetti[ 1991 yılında MSM’yi kurdu.1992 yılında “MSM Ormanı”nı kurdu.

1995 yılında Hamlet Efendi adlı oyunu ödül aldı ve Devlet Tiyatroları’nda oynandı. 1996-1998 yılları arasında Cumhuriyet gazetesinde yazdı. 1997 Devlet Tiyatroları’nda oyun yönetti. Aynı yıl Babam adlı oyunu ödül aldı.

1998 yılında ilk kez adını taşıyan tiyatrosunu kurdu. Yüz civarında filmde, elli civarında oyunda, binden fazla radyo ve TV Skecinde rol aldı, bunların bir bölümünü yazdı ve yönetti.

Müjdat Gezen aynı zamanda şâir. 74 şiirden oluşan “Şiirim geldi, bırakın beni” isimli bir albümü var.

YÜZLERCE ÖĞRENCİ YETİŞTİRDİ

Müjdat Gezen Sanat Merkezi’nde (MGSM) yetiştirdiği yüzlerce öğrenci TV ve sinema sektöründe yer aldı.

MGSM’den yetişen bazı isimler şöyle: Ahu Türkpençe, Şevket Çoruh, İlker Ayrık, Mustafa Üstündağ, Sevinç Erbulak, Dolunay Soysert, Ahmet Kural, Şebnem Bozoklu, Ezgi Mola, Gökçe Bahadır, Serdar Orçin, Zuhal Topal, Gonca Vuslateri, Alper Kul, Arzu Yanardağ…

55 YILDIR BİZİ GÜLDÜREN ADAM: METİN AKPINAR

Metin Akpınar 1964 yılında ilk kez profesyonel olarak Ulvi Uraz Tiyatrosu’nda Gözlerimi Kaparım Vazifemi Yaparım oyununda sahneye çıktı.

Akpınar, aynı yıl Ben Devletim ve Hababam Sınıfı oyunlarında da rol aldı. Metin Akpınar, 1966 yılında sonraki uzun yıllar boyunca partneri olacak Zeki Alasya ile Gen-Ar Tiyatrosu’nda bir grup oluşturdu.

DEVE KUŞU KABARE

Metin Akpınar, 1967 yılında Ahmet Gülhan ve Zeki Alaysa ile birlikte, ülkemizin ilk kabare tiyatrosu olan Devekuşu Kabare’yi Haldun Taner’in öncülüğünde kurdu. Topluluğun oyunlarında sosyal ve politik taşlamalar dikkat çekiyordu. Akpınar, Devekuşu Kabare’de idari müdürlük görevini de sürdürdü.

SİNEMANIN EN SEVİLEN İKİLİSİ

Akpınar, 1972 yılında Ertem Eğilmez’in çektiği başrollerinde Tarık Akan ve Filiz Akın’ın oynadıkları Tatlı Dillim filmi ile sinemaya adım attı.

Akpınar, Zeki Alasya ile birlikte ikili oluşturarak “Nereye Bakıyor Bu Adamlar”, ” Davetsiz Misafir”, Patron Duymasın “, “Köyden İndim Şehire” ve “Petrol Kralları” gibi kült filmlerde rol aldı.

30’dan fazla oyunda 150’ye yakın filmde oynayan Akpınar’ın birçok ödülü bulunuyor.

Müjdat Gezen ve Metin Akpınar ‘adli kontrol’ şartı ile serbest

Gündem

KHK zulmüne böyle direniyorlar: İşte İzmir’in ‘Badanacı Ablalar’ı

OHAL döneminde ilan edilen KHK’larla işlerini kaybeden Esra Çapar ve Cennet Kılınç adlı İzmirli 2 kadın öğretmen, iş bulamayınca badana boya işine girdi.

BOLD – 15 Temmuz sonrası çıkarılan KHK’lar yüzünden on binlerce insan işsiz kaldı. Ailelerini geçindirmek zorunda olan KHK’lılara yapılan zulümler bununla da bitmedi. Bankalara gelen havalelerini bile çekemeyen KHK’lar, Sosyal Güvenlik Kurumu (SGK) kayıtlarına da işlenen KHK’lı olduklarına dair bilgi notu yüzünden iş bile bulmakta zorlandı.

Tüm bunlara rağmen KHK zulmüyle ezilenler bir şekilde hayata tutunmaya çalışıyor. İzmir’de ihraç edilen ve iş bulamayan öğretmen Esra Çapar ve Cennet Kılınç, badana işine girdi. Yoğun beden gücü isteyen boya ve badana işlerini başarıyla yapan KHK’lı öğretmenler kendilerine “Badanacı Ablalar” adlı bir de sosyal medya hesabı açtı.

Yaşadıklarını KHK TV’den Sedat Gülkaya’ya anlatan Çapar ve Kılınç “Haksız ve hukuksuz bir şekilde işimizden olduk. Hayatta kalmak için dışarıda iş aradık ancak KHK’lı olduğumuz için bize iş vermediler. Biz de birlikte boya badana işi yapmaya başladık” dedi.

HERKES BENİ SUÇLU GÖRÜYORDU

Süleyman Demirel Üniversitesi İlahiyat Fakültesinden mezun olan ve 12 senedir Diyanet İşleri Başkanlığında kadrolu Kuran kursu öğreticiliği yaparken işine son verilen 38 yaşındaki Esra Çapar ‘Badanacı ablalar’ fikrinin nasıl ortaya çıktığını şöyle anlattı: “Çocukları ile yalnız yaşayan bir anne olarak çok zorluklar yaşadım. Görevimden ihraç edildiğim için iş başvurusu yaptığım herkes beni suçlu olarak görüyordu ve işe almak istemiyorlardı. Bizler ihraç edildikten sonra suçsuz olmamıza rağmen toplumdan dışlandık. Başvurduğumuz işlere alınmadık. Ama çalışmamız ve bakmamız gereken çocuklarımız vardı bu yüzden de hayatta kalmanın bir yolunu bulmalıydık. Sonrasında Cennet hocamla tanıştık. Aramızda böyle bir fikir çıktı ve biz bu işi yaparız dedik. ‘Badanacı Ablalar’ böyle ortaya çıkan bir iş oldu bizim için”

“SUÇSUZ YERE HAPİS YATTIM”

17 yıllık öğretmenlik görevinden KHK ile ihraç edilen 45 yaşındaki Cennet Kılınç da şunları kaydetti: “Başkalarının ‘Takipsizlik’ aldığı nedenlerle ben 2 yıl tutukluluk süresi geçirdim. Örgüt yöneticiliği suçlaması ile başlayan davam örgüt üyeliğine indirildi. Sonrasında ise istinaf mahkemesi kararı ile başta 7.5 yıl olan cezam, sadece yardım ve yataklık denilerek 2 yıl 1 aya indirildi. Benim hiçbir terör örgütüyle bir bağlantım yok. Ben şimdi bu 2 yıla da suçsuz yere hapis yattığım için itiraz ettim ve süreç halen daha devam ediyor.”

15 Temmuz’un ayırdığı öğretmen çift: Biri mezarda biri gurbette

 

Okumaya devam et

Gündem

İBB’den Çamlı’yı kızdıracak uyarı: Restorasyon yapın ama Sultanın ardına babanızın adını eklemeyin!

AKP’li Ahmet Hamdi Çamlı’nın restore ettirdiği tarihi çeşmedeki Sultan I. Mahmud’un kitabesine babası Zeki Çamlı’nın adını ekletmesine İBB’den tepki geldi.

BOLD – Osmanlı Sultanı I. Mahmud tarafından 1748 yılında yaptırılan Fatih’de bulunan Vezir Çeşmesi, AKP İstanbul Milletvekili Ahmet Hamdi Çamlı tarafından restore ettirildi.

Tarihi çeşmenin yenilenen kitabesinde ise bir skandala imza atıldığı ortaya çıktı. Çamlı’nın, Osmanlı padişahı I. Mahmud’un isminin yanına babası Zeki Ahmed Çamlı’nın ismini eklettiği ortaya çıktı. Restorasyon sırasında kitabenin 8. sütununa ‘Sahibül hayrat merhum Zeki Ahmed Çamlı’ yazıldığı öğrenildi.

BABANIZIN ADINI YAZAMAZSINIZ

İstanbul Büyükşehir Belediyesinden (İBB) skandal restorasyona tepki geldi. Kültür Varlıklarından sorumlu İBB Genel Sekreter Yardımcısı Mahir Polat, konuyla ilgili sosyal medya hesabından şu açıklamayı yaptı: “Hangi sosyal statüde olursanız olun tarihi eserlerin imitasyonunu yapmak, kitabesine babamızın adını yazma hakkı vermiyor bize. Hele adını sultandan sonra yazdırmak Osmanlı devrinde olsa infial olurdu. Öyle olsa her restorasyonda Süleymaniye kitabesi okunmaz hale gelirdi. 2018’de tamamlanmış, 1. Mahmud Çeşmesi kitabesi içeriğinin değiştirilmesi ve eklemeler yapılması; Orjinalinde “Ayn-ı dilcûy-ı şifa çeşme-i Sultan Mahmud” şeklinde biten kitabeye ekleme yapıp “Sahibü’l hayrat merhum Ahmed Zeki Çamlı ruhiçün el fatiha” Şeklinde bitirilmesi! Eğer çalışma tarihi eser restorasyonuysa kitabesinin değiştirilmesi gerekiyor, bölge koruma kurulunun onaylı projesi niye ihlal edildiğinin uygulama sahibi ve kurumuna sorulması gerekiyor. Restorasyon yapmayın demiyoruz yapın ama sultanın adı ardına babanızın adını eklemeyin!”

Okumaya devam et

Gündem

İstanbul, Bursa, Kocaeli ve İzmir salgında 3. dalgayı yaşıyor

Bilim Kurulu toplantısı sonrası en çok vaka artışının yaşandığı illeri sıralayan Bakan Koca, “İstanbul, Bursa, Kocaeli ve İzmir üçüncü zirveyi yaşıyorlar” dedi.

BOLD – Bilim Kurulu, Sağlık Bakanı Fahrettin Koca başkanlığında toplandı. Bakan Koca, toplantı sonrası kameralar karşısına geçerek önemli açıklamalarda bulundu. Koca, koronavirüs vaka sayısında 4 ile dikkat çekti.

Semptom göstermeyen pozitif vaka sayılarının da yeni hasta sayılarıyla birlikte açıklanacağını söyleyen Koca, en çok vaka artışının yaşandığı illeri de sıraladı.

İŞTE O İLLER

Bakan Koca yaptığı açıklamada, “İstanbul, Bursa, Kocaeli ve İzmir üçüncü zirveyi yaşıyorlar” dedi. Koca açıklamasının devamında koronavirüs vaka sayısında yüzde 50’yi aşan 15 il olduğunu belirterek “Hatay, Adana, Osmaniye, Mersin, Artvin, Edirne, Samsun, Kırklareli, Tokat, Trabzon, Aydın, Muğla, Zonguldak, Ordu, Çanakkale’de yüzde 50 ile yüzde 100 arasında artışlar oldu” dedi.

Sağlık Bakanlığı vaka sayısı inadından vazgeçti: 28 bin 351 yeni vaka tespit edildiği açıklandı

Okumaya devam et

Popular