Bizimle iletişime geçiniz

Gündem

Yine bir seçim öncesi İsrail’le kavga çıktı

Netenyahu'nun Erdoğan'a yönelik eleştirisi sonrası AKP'nin "büyükbaş"larından art arda İsrail açıklamaları geldi.

Seçimlerden önce İsrail’le gerilim geleneği yerel seçimler yaklaşırken tekrarlandı. Erdoğan’ın sözleriyle başlayan gerilimde, AKP’li kurmayların hedefinde İsrail var.

Cumhurbaşkanı Recep Tayyip Erdoğan, “Ahlakı güzel insan her yer yaşta güzeldir. Sözlerin tatlı, tavırların zarif olsun. Yere yıktığın düşmanını tekmeleme, sen İsrail’deki Yahudi değilsin. Zira onlar yere devirdikleri bırak erkeği, kadını, çocuğu bile tekmelerler. Biz Müslümana ne yakışır? Alicenaplık yakışır. Biz mağdur, mazlum durumunda olana tekmeyi atmayız. Karşımızda ‘Yiğitsen dik olarak gel, haddini bildirelim’ deriz” demişti.

Bu sözleri yanıtsız bırakmayan İsrail Başbakanı Benyamin Netanyahu da “Kuzey Kıbrıs’ın işgalcisi, ordusu Türkiye’nin içindeki ve dışındaki Kürt köylerinde kadınları ve çocukları katleden Erdoğan İsrail’e vaaz vermesin” ifadelerini kullanmıştı.

Sputnik’in haberine göre; Netenyahu’nun eleştirileri sonrası AKP’nin üst düzey parti yöneticilerinden art arda İsrail açıklamaları geldi.

Cumhurbaşkanlığı Sözcüsü İbrahim Kalın, “Ülkesinde soruşturmalarla başı belada olan Netanyahu dikkatleri dağıtmaya çalışıyor ama nafile. İsrail’in işgal ve zulüm politikalarını hiçbir şekilde örtbas edemez, cumhurbaşkanımızı susturamazlar” açıklamasında bulundu.

Kalın ayrıca, İngilizce olarak “Netanyahu, Erdoğan’a gerçekleri konuşmaması için yalvaracağına Filistin topraklarındaki yasa dışı işgale ve Filistin halkına yapılan baskıya son vermeli. Erdoğan’a sopa göstermek veya Kürtleri siyasi maşa olarak kullanmak onu kendi ülkesindeki dertlerinden kurtarmaz” ifadelerini kullandı.

AKP Sözcüsü Ömer Çelik de “Netanyahu, cumhurbaşkanımızın insanlık adına, mazlumlar adına yaptığı uyarılarından çok rahatsız olmuş, rahatsız olmaya devam edecek” dedi.

Çelik, şöyle devam etti:

“Türk ordusu ve güvenlik güçlerinin, kadın-çocuk ayrımı gözetmeksizin sivil vatandaşlarımıza ve Suriyeli mazlumlara yönelik terör eylemleri gerçekleştiren PKK hedeflerine yönelik düzenlediği operasyonların Netanyahu’yu rahatsız etmesi manidardır.

Ülkemizdeki herkes birinci sınıf vatandaştır. ‘Etnisite ve din temelli ulus devlet anlayışını’ savunan Netanyahu bunu anlayamaz. Kendi ülkesinde istemez. Kadın ve çocukları öldüren terör örgütlerine karşı en kararlı mücadeleyi biz veriyoruz. Ayrıca yakın coğrafyamızdaki terör örgütlerinin zulmünden kaçan herkese kucak açanın cumhurbaşkanımız liderliğindeki Türkiye olduğunu unutmasın Netanyahu. Bu coğrafyadan bakınca her şeyi net görüyoruz. Kadın ve çocukları öldüren terör örgütlerine kimlerin destek verdiğini net görüyoruz. Terör örgütleri konusunda kimin hangi sicile sahip olduğunu net görüyoruz.

Netanyahu, cumhurbaşkanımızın insanlık adına, mazlumlar adına yaptığı uyarılarından çok rahatsız olmuş. Rahatsız olmaya devam edecek, çünkü gerçekler susmayacak. Şunu unutmasın, cumhurbaşkanımız her cümlesiyle mazlumlara umut olmaya, zalimleri rahatsız etmeye devam edecek.

Cumhurbaşkanımız ve Türkiye Cumhuriyeti Devleti, İsrail’in mazlum Filistin halkına yönelik haksız eylemlerini ve uluslararası hukuku ihlal eden uygulamalarını her meşru zeminde dile getirmeye, mazlum Filistin halkının sözcüsü olmaya devam edecektir.”

Dışişleri Bakanı Mevlüt Çavuşoğlu ise Netanyahu için “Modern zamanların soğukkanlı katili” ifadesini kullandı.

Twitter mesajında çok sayıda İsrail askeri tarafından gözleri bağlı şekilde götürülürken çekilen fotoğrafıyla Kudüs direnişinin sembollerinden biri haline gelen 16 yaşındaki Fevzi el Cuneydi’nin ve tekerlekli sandalyesinde Filistin direnişine katılan Fadi Abu Salah’ın fotoğraflarına yer veren Çavuşoğlu, şunları kaydetti:

“Yerde yatan insanları tekmeleyen işgalci, hemen alınmış: Plajlardaki çocukları bombalayan Netanyahu, modern zamanların soğukkanlı katili, binlerce masum Filistinlinin katledilişinin sorumlusudur. Türkiye gerçekleri ortaya çıkarmaktan asla geri durmayacak.”

Gündem

Tutuklu gazeteci yazar Zafer Özcan: Açıkçası hiç bu kadar verimli bir dönem geçirmemiştim

Manisa’da 21 aydır tutuklu bulunan gazeteci yazar Zafer Özcan, cezaevi günlerini yazdığı mektubunda tutuklu kaldığı süre içerisinde çalışmalarını tamamlamaya odaklandığını anlattı.

BOLDGeçen sene Mart ayında Manisa Akhisar’da gözaltına alındıktan sonra tutuklanarak Süleymanlı Cezaevi’ne konulan gazeteci Zafer Özcan, cezaevi günlerini ve yargılandığı davaya ilişkin detayları arkadaşı Selahattin Sevi’ye yazdığı mektupta anlattı.

VERİMLİ GÜNLER

Cezaevinde çalışmalarını tamamlamak için uğraştığını söyleyen Özcan: “Açıkçası, hayatımda hiç bu kadar verimli bir dönem geçirmemiştim. Bu beni çok tatmin ediyor. İçimdeki edebiyatçıyı keşfettim diyebilirim. Şu an yedinci romanım üzerinde çalışıyorum. Bu benim hayallerime, dile sığmayacak bir durumdu. İleride bunların bir karşılığı olur mu bilmiyorum, açıkçası umursamıyorum da. Sadece şu dar zamanda ve bu dar koridordaki yolculuğumda ihtiyacım olan taze havayı ve gün ışığını sağlıyor. O da bana yetiyor. Bu süreçte ekonomiyle ilgili yazılmış pek çok temel kitabı da okudum. Kendi alanımda da gelişmeye, uzmanlığımı arttırmaya devam ediyorum. Günlük gazete dışında burada ekonomi dergilerine abone olma imkanımız da var. İş dünyasından da hiç uzaklaşmadım.

İÇERİDE OLMAKLA DIŞARI DA OLMAK ARASINDA FARK KALMIYOR

Bir kez dibi gördükten ve orada bile ayakta kalmayı öğrendiğini söyleyen Özcan, kurtuluşu sadece kendinde görmeyi de öğrendiğini söyledi.

Özcan kendisine inanan dostları ve ailesi sayesinden “İçeride olmakla, dışarıda olmak arasında fark kalmıyor” dedi.

Örgüt üyeliğinden 7,5 yıl hapis cezası alan Özcan, mektubunda tutuklanmasına ilişkin gerekçeli kararlardan da bahsetti.

Yargılamanın devam ettiği halde 21 aylık uzun tutukluluğa rağmen tahliye edilmediğini söyleyen deneyimli gazeteci mektubun devamında şu ifadeleri kullandı: “Sürpriz bir sonuç değil elbette benim açımdan. Siyasi davalar böyledir. Lakin gerekçeli karardaki maddi hataları paylaşmak istedim. Zaten gerek İstinaf, gerekse AYM’ye (Anayasa Mahkemesi) yaptığım bireysel başvurumda bunlara yer verdim. Zira benim bu ağır cezama gerekçe gösterilen hususların bir kısmı gerekçede çarpıtılmış, tabi aleyhime olarak. Siyasi davalardan adalet bekleyecek kadar saf değilim elbette lakin en azından delil diye sunulan hususların doğru bilgi içermesini beklemek de hakkımız değil mi? Bunları kısaca sana aktarmak istiyorum.

1. Bana yapılan operasyonun gerekçesi GYV (Gazeteciler ve Yazarlar Vakfı) Mütevelli Heyeti üyeliği iddiası ve o iddianın dayanağı sadece bir cümlelik bir toplantıya davet cümlesi. Adı geçen vakfa üye olmadığımı mahkemede ben ve avukatlarım ispatladık. Mahkeme sivil toplum masasına yazı yazdı, öyle olmadığını onlar da teyit etti. Zaten bu konu bana ondan sonra hiç sorulmadı. Duruşmalarda heyet de kabul etti üyelik olmadığını lakin gerekçeli kararda bunlar hiç dikkate alınmadan üyeymişim gibi yazılıp, bu konu da örgüt üyeliğine gerekçe yapılmış.

2. Hakkımdaki iki tanık ifadesinden birinin sahibi olan Selman Eştürkler’in hakim huzurunda alınan ifadesi lehime olmasına rağmen gerekçede tamamen aleyhimeymiş gibi kullanılmış.

3. Diğer tanıdığın ifadesi 29 yıl öncesine, benim lise öğrenciliğim dönemine ait. Gerekçede 17-25 sonrası (17-25 2013’deki yolsuzluk ve rüşvet operasyonları) HTS kayıtları örgüt üyeliğine delil sayılırken, diğer maddede 29 yıl öncesinin tanıklığı örgüt üyeliğine delil sayılmış. Kaldı ki talebime rağmen hiç tanımadığım Halil Pusmak isimli şahısla yüzleştirilmedim. İfadesi alınırken avukatlarımın bile katılmasına izin verilmedi.

4. Gerekçede yazarı olduğum Paraleli Batırın isimli kitabım da örgüt üyeliğine delil sayılmış. Oysa o uzun gerekçede kitabın sadece anca kapak yazısına yer veriliyor. Kapağı açılıp bir cümle içerik okunmamış. Kaldı ki 5 yıl önce yayınlanmış bu kitap hiçbir kovuşturma geçirmemiş ve hakkında hiçbir mahkeme kararı yok. Tamamen ifade özgürlüğü meselesi.

5. Diğer gerekçe ise tahmin edilebileceği gibi çalıştığım basın kuruluşları. Yine o kuruluşlara yapılan operasyonlarda, gözaltılarda benim adım bile geçmemiş. Oysa burada da mahkeme oralarda çalışmamı tek başına suç saymış.

Daha çok şey sayılabilir ama meselenin özü budur. Bakalım üst yargı makamlarında bu konular dikkate alınacak mı? Ben alınacağına inanıyorum. Senin de bunları bilmeni istedim. İmkanım olsa bir de basın açıklaması yapardım bu konuda.

Bütün dostlara, arkadaşlar selamlarımı iletiyorum. Görüştüklerine iletirsin. Haberlerini, selamlarını aldıkça mutlu oluyorum. Çalışmalarını çok merak ediyorum. İnşallah yakında okuma şansım olur. Selam ve dua ile, daimi kardeşin, Zafer Özcan.”

Görme engelli mülteci Oktay Özdemir mültecilerin sesi engellilerin nefesi oldu

Okumaya devam et

Gündem

Bugün 187 kişi hayatını kaybetti, yeni vaka sayısı artmaya devam ediyor

Sağlık Bakanlığının açıkladığı güncel koronavirüs verilerine göre bugün 187 kişi hayatını kaybetti. Yapılan testlerde ise 32 bin 381 yeni vaka tespit edildi.

BOLD – Sağlık Bakanlığı günlük koronavirüs verilerini ilgili siteden kamuoyu ile paylaştı. Buna göre, 24 saatte 187 kişi koronavirüsünden hayatını kaybetti. Böylece toplam can kaybı 14 bin 316’ya yükseldi.

Bugün yapılan 187 bin 518 test sonucunda semptom gösteren 6 bin 511 kişiyle birlikte toplam 32 bin 381 yeni vaka tespit edildi. Türkiye’deki toplam hasta sayısı 520 bin 167 oldu.

Bugün iyileşen 4 bin 190 kişiyle birlikte toplam iyileşen hasta sayısı 418 bin 331’e yükseldi. Toplam hastalarda zatürre oranının yüzde 3.3, toplam ağır hasta sayısının ise 5 bin 611 olduğu açıklandı.

Türkiye genelinde yatak doluluk oranı yüzde 55.7, erişkin yoğun bakım doluluk oranı yüzde 71.7 ve ventilatör doluluk oranı yüzde 40.1 olarak duyuruldu.

Sosyal medya hesabından güncel verileri değerlendiren Sağlık Bakanı Fahrettin Koca şu ifadeleri kullandı:”Bugün tespit edilen 6.511 yeni hastamız var. Hasta sayımızı azaltmak zorundayız. Kapalı ve kalabalık ortamlar virüsün en kolay bulaştığı ortamlardır. Kış aylarını kalabalık ve kapalı ortamlardan uzak durarak geçirmeliyiz. Mücadele evde kalarak da mümkün.”

Tutuklu gazeteci Harun Çümen: “Koğuşta 25 fare öldürdük çıldırmak üzereyiz”

Okumaya devam et

Gündem

AKP’li yönetici depremle sarsılan Siirt Kurtalanlılara nefret kustu: Taş yağmadığına…

Siirt Kurtalan’daki deprem sonrası sosyal medya hesabından paylaşımda bulunan AKP Medya Tanıtım Başkanı Nilüfer Kaftancı, depremi bölge halkının siyasi tercihine bağladı.

BOLD – Siirt ve çevresi, bugün sabah saatlerinde Kurtalan Merkezli 5,2 depremle sarsıldı. Depremin ilk dakikalarında açıklama yapan Siirt Valiliği kendilerine ulaşan herhangi olumsuz bir ihbarın bulunmadığını belirtti. Açıklamanın ardından Türkiye derin bir ‘oh’ çekti.

Öte yandan, deprem ile ilgili sosyal medya hesabından paylaşımda bulunan AKP Medya Tanıtım Başkanı Nilüfer Kaftancı, Siirt Kurtalanlı vatandaşlara ağır hakarette bulundu.

Kurtalan halkının yerel seçimler de HDP’yi desteklemelerinin depreme neden olduğunu imam eden Kaftancı şu ifadeleri kullandı: “2019 seçimlerinde HDPKK’ya yüzde 50 oy vermiş. Siirt Kurtalan’da deprem meydana gelmiş. Başınıza taş yağmadığına şükredin”

Tepkiler üzerine Kaftancı, hesabını gizledi.

Okumaya devam et

Popular