Bizimle iletişime geçiniz

Ekonomi

Telekom’u kurtarma paketinde 2. adım: Yüzde 86 zam

Suudi Oger’in bütün varlıklarını satıp, bankalara borçlandırıp, taksitlerini ödemeden gittiği Telekom’un halka faturasında ikinci adım geldi. 12 maddede soygunun hikâyesi.

MEDYOBOLD / ÖZEL

Özelleştirme kapsamında aldığı Türk Telekom’u “batık” olarak bırakıp giden Suudi Oger’in faturası halka çıkmaya başladı.
Oger yönetimindeyken de Tayyip Erdoğan’a çok yakın isimler tarafından yönetilen Türk Telekom’u kurtarmak için peş peşe adımlar geliyor.

Özelleştirildiğinde öz sermayesi 7 milyar 690 milyon olan Türk Telekom’un şu an öz sermayesi 3 milyar liranın biraz üzerinde. Borcu ise astronomik biçimde yükseltilerek şirket öz sermayesine oranı yüzde 648’i geçti. Şimdi bu fatura Halka kesilmeye başlandı.

KOTASIZ İNTERNET İLK ADIMMIŞ

Telekom’un “kotasız internet müjdesi” olarak açıkladığı kampanyanın, Telekom’u batık durumdan kurtarmak için atılmış bir adım olduğu tarifeler açıklanınca ortaya çıkmıştı.

Eve internet bağlatmanın 59,90 TL minimum bedele çıkartıldığı yeni tarifelerde, ismi değiştirilerek eski tarifelere astronomik zam yapılmıştı. Örneğin Türkiye’de en yaygın biçimde kullanılan, 50 mbps hız, 200GB kota ile geçmişte 95,90 TL’ye satılırken değişiklik sonrası 50 mbps hızın fiyatı 250 TL’ye çıktı.

İKİNCİ ADIM DAHA ASTRONOMİK ZAMLA GELDİ

Türk Telekom, Dijitürk, Superonline gibi özel firmalara sağladığı bağlantıya astronomik zam yaptı. Telekom’un diğer operatörlere sunduğu toptan hat kiralama bedeli yüzde 66 civarında artırıldı.

TurkNet Bireysel İş Biriminden Sorumlu Genel Müdür Yardımcısı Sinan Durmuş, konuyla ilgili yaptığı açıklamada, “Üzerine vergileri de koyunca operatörlerin yapacakları zam oranı bu rakamların çok daha üzerinde olacak. Operatörler ‘satarken hiç kar etmese bile‘ 16 Mbps internetin 58 TL maliyeti var artık. Ancak satış, destek, altyapı masraflarını ve yüzde 25,5 KDV ve Özel İletişim Vergisi’ni koyarsanız vatandaşa satışı 80 TL’yi bulur. Bu da yüzde 86 zam demek.” dedi.

12 MADDEDE TELEKOM HORTUMLAMASI

  1. Türk telekom, özelleştirildiği 2005 yılına kadar her yıl Kurumlar Vergisi rekortmenleri arasında ve yılda ortalama 2 milyar dolar kârı ile Türkiye’nin en kârlı kurumuydu. Ancak yeni altyapı yatırımlarının yapılması ve telekom piyasasının rekabete açılması gerekiyordu ve bu sebeple satışa çıkartıldı.
  2. İhalede AKP’li pekçok ismi yönetiminde barındıran Suudi Öğer, diğer rakiplerinden şaşılacak biçimde yüksek rakam vererek ihaleyi aldı.
  3. Ancak ihalenin hemen ardından Türk Telekom için Kurumlar Vergisi yüzde 30’dan yüzde 20’ye indirilerek, Oger Şirketi’ne çok büyük vergi avantajı getirildi. Böylece rakiplerinin öngöremeyeceği fiyatı vererek Telekom’u satın almasının sırrı ortaya çıktı.
  4. Ancak olay bununla da bitmedi. İşte adım adım Türk Telekom soygunu ve bugün fahiş fiyatlarla batığın halktan tahsil edilmesine giden süreç:
  5. Özelleştirme sonrası tüm sabit telefon abonelerine sabit ücret konularak Oger Şirketi’nin fahiş kârlar elde etmesi sağlandı.
  6. Özelleştirme öncesi açıklanan telekomünikasyon sektörünün rekabete açılması yasal düzenlemesi yapılmayarak Oger şirketinin fahiş tekel kârı elde etmesi sağlandı.
  7. Türk Telekom’un, elindeki arsaların satılmasına izin verildi ve Oger milyarlarca dolar gelir elde etti.
  8. Özelleştirme öncesi söz verilen istihdam artışı yapılmak yerine Telekom’un 60 bin çalışanı 30 binin altına düşürüldü.
  9. Tüm ülkenin fiber hatla donatılması, fiber hattın her evin içine kadar bağlanması yatırımları sözleşmede olduğu halde yapılmadı. Fiber sadece belli bölgelerde ve ana hatlarda kaldı.
  10. Özelleştirme sonrası Telekom hisselerinin banka kredilerine teminat verilerek Telekom’un bankalara astronomik borç biriktirmesine göz yumuldu.

  11. Oger, 2007 yılında ödeyeceği taksitler için 4.3 milyar dolarlık kredi alarak, borcunu 4 yıl erken kapatmak suretiyle Telekom hisselerinin sahibi oldu. Ancak Oger A.Ş; borçlarını ödeyemediği için Telekom’daki hisselerini teminat göstererek; Akbank, Garanti Bankası ve İşbankası’ndan 4 milyar 478 milyon dolar ve 211 milyon 970 bin TL olan iki ayrı kredi çekmek yoluyla yeniden yapılandırmaya gitti. Oger Eylül 2016’dan bu yana 4,75 milyar dolarlık çektiği kredisinin üç ödemesini de yapmadı. Bütün borç halka kaldı.
  12. Kredi borcunu ödemediği için üç banka, Oger Telekomünikasyon’un (OTAŞ) hisselerine el konulması için Rekabet Kurumu’na başvurdu. Ulaştırma ve Altyapı Bakanlığı, Oger’in Türk Telekom’daki hisselerinin yüzde 55’inin, krediyi veren Akbank, Garanti Bankası ve İşbankası’nın paydaş olacağı bir ortak girişim aracığıyla devredilmesine karar verildiğini de resmen açıklamak zorunda kaldı.

2006-2015 yılları arasında yıllık temettü aktarımları hesaplandığında; Oger’in 6,54 milyar dolarlık Türk Tekelom kârını alıp yurt dışına götürdüğü görülüyor. 2015 yılında 862 milyon lira kâr eden Türk Telekom, 2016`da 724 milyon lira zarar açıkladığı için de temettü dağıtmadı. Küçük yatırımcı adeta soyuldu.

ÖZ SERMAYE BUHARLAŞTIRILDI

Oger yönetiminde Türk Telekom’un öz sermayesi buharlaştırıldı. Türk Telekom’un 7 milyar 690 milyon lira olan öz sermayesi, 2016 yılında 3 milyar 386 milyon lira düzeyine kadar düştü. Toplam borçların öz sermayeye oranı ise 2013 yılından itibaren kritik düzeyleri aştı. Bu oran 2005’te yüzde 67,38 iken, Türk Telekom’un zarar açıkladığı 2016’da yüzde 693,55 ile zirve noktasına çıktı.

2017 yılı sonu itibarıyla Türk Telekom’un öz sermayesi 4 milyar 555 milyon lira, toplam borçları ise 24 milyar 593 milyon lira. Türk Telekom’un 2018 yılı haziran ayı sonu itibariyle, toplam borçların şirket öz sermayesine oranı yüzde 648’i geçti. Yani Telekom borca batık durumda.

BORÇLARIN VARLIKLARINA ORANI YÜZDE 86,64

Oger, temettüye devam etmek, 2013 yılında özelleştirme bedeli için aldığı kredinin finansmanı için daha büyük bir kredi aldı. Bu noktadan sonra borçluluk oranı iyice fırladı. 2005 yılında Türk Telekom’un toplam borçlarının toplam varlıklarına oranı yüzde 40.26 düzeyindeyken, bu oran 2013 yılında yüzde 70,8’e, 2018’in ilk yarısında ise bu oran yüzde 86,64’e yükseldi.

Türk Telekom’un devlete ödediği vergiler sürekli azaldı. Özelleştirildiği 2005 yılında 811,45 milyon lira olan vergi ödemesi her yıl döviz ve enflasyon yükselmesine rağmen düştü.

Telekom’un ödediği vergi, 2014’te 606.9 milyon lira iken 2015`te 398,4’e, 2016’da 327,8 milyon liraya geriledi. 2017’de ise Türk Telekom’un vergi ödemesi 342,8 milyon TL gibi düşük bir düzeye indi.

Ekonomi

Holding patronu ödemiyor, yoksulun belini büküyor: Kim vergisini bilmek ister!

Saadet Partisi ‘Soruları zor cevapları mantıksız’ olarak tanımladığı bilgi yarışması formatındaki yeni reklam videosuyla Türkiye’deki çarpık vergi sistemini eleştirdi. SP’nin reklamı, holding patronlarının ödemediği orta gelirli ve yoksulun belini büken vergi konusunu tekrar gündeme getirdi.

BOLD – Saadet Partisi, ‘Vergi Haftası’ dolayısıyla yüksek ve adil olmayan vergilere dikkat çeken bir video paylaştı. Bilgi yarışması formatında hazırlanan reklamda, Türkiye’de vergilerin giderek çeşitlenmesine, adil olarak alınmamasına ve artık vatandaş tarafından ödenmesinin ve bilinmesinin güç bir hale geldiğine dikkat çekildi.

Videoda ayrıca pırlanta, elmas gibi değerli mücevherat yenine mutfak tüpüne özel tüketim vergisi uygulandığı, bebek bezinden smokin, tekne ve lük çantadan daha fazla KDV alındığı da hatırlatıldı.

Saadet Partisinin videosu, Türkiye’deki vergi adaletsizliğini bir kez daha gözler önüne serdi. Holding patronlarının vergi borçlarının silindiği Türkiye’de vergiler orta gelirli ve yoksul yurttaşların belini büküyor.

ÇARPIK SİSTEM

Türkiye’deki çarpık vergi sitemini yıllardır anlattıklarını söyleyen ekonomist Prof. Dr. Osman Aydoğuş Cumhuriyet’e verdiği röportajda: “Çarpıklıktan anlatmak istediğim şu; verginin gücü olanlardan alınması gerekiyor. Fakat Türkiye’de vergilerin 3/2’si harcamalar üzerinden alınıyor. Yani vergilerin neredeyse yüzde 70’i dolaylı vergiler. Bu son kriz Türkiye ekonomisini iyice zora soktu. Türkiye zaten 3 senedir bir kriz içinde bu son olaylar ile ekonomik, sosyolojik ve siyasi bir buhrana doğru gidiyoruz. Bu kriz çarpık vergi sistemini daha da çarpıklaştırmıştır” dedi.

SERVETTEN VERGİ ALINMIYOR

Zenginden vergi alınmadığını vurgulayan Aydoğuş: “Türkiye’de ezelden beri gelirden, servetten vergi alınmıyor ya da çok az vergi alınıyor. Dolaylı vergilere yükleniliyor yani yurttaşın ekmek alırken, tuz alırken, arabasına benzin alırken, telefonla görüşürken ya da içki içerken ödediği vergiler ağırlık şekilde alınıyor” diye konuştu.

ÖTV VE KDV’YE YÜKLENİLİYOR

Kurumlar vergisi payının çok düşük olduğunu belirten Aydoğuş: “ÖTV ve KDV’ ye yüklenilmiş bir vaziyet söz konusu. Gelir vergisinin çok büyük bir kısmı ise ücret/maaş üzerinden alınıyor. Yani gelir vergisi bordro mahkûmlarından alınıyor. Bu anlattıklarımız yeni şeyler değil ama gittikçe daha sertleşen, daha da çarpıklaşan yurttaşlara nefes aldırmayan bir hale dönüşüyor” ifadelerini kullandı.

AKP’NİN İMTİYAZLI ŞİRKETLERİNDEN ALINMIYOR

AKP Hükumetinin, Cumhuriyet tarihinde eşi benzeri görülmemiş, imtiyazlı şirketler oluşturduğunu söyleyen Aydoğuş: “Bu şirketlere olabildiğince para aktarılıyor, ihaleler veriliyor, her türlü vergi muafiyeti sağlanıyor. Ayrıca bol bol kaynak aktarılıyor” dedi.

VERGİ BASKISI TOPLUMUN PSİKOLOJİSİNİ BOZAR

Ekonomi yazarı Veysel Ulusoy ise yüksek verginin toplum psikolojisine etkisine değindi. Vergi baskısının toplumun psikolojisini bozduğuna değinen Ulusoy: “Bütçe açığının fazlalaştığı, cari açığı arttığı, parasal dengelerin bozulduğu ve özellikle de büyümenin yavaşladığı dönemlerde, özellikle de devletin üretim gücünün olmadığı toplumlarda, vergi tazyiki ve vergi baskısı daha artar. Dikkat etmek gerekir” şeklinde konuştu.

ASGARİ ÜCRETLİ TÜM VERGİLERDEN MUAF OLMALI

Asgari ücretlinin tüm vergilerden muaf tutulması gerektiğini söyleyen Doç. Dr. Aziz Çelik: “Hükümetin yüzde 15’lik ilk vergi dilimini düşük düşük tutması nedeniyle çalışanlar mayıs veya haziran ayından itibaren yüzde 20’lik 2. vergi dilimine girerek ve daha fazla vergi ödüyor. Net ücretler düşüyor. Ücret artışlarının önemli bir bölümü vergi artışı ile geri alınıyor” tespitinde bulundu.

Aşıda belgeli vurgun ! Bedavaya getirdikleri aşıyı devlete milyonlarca dolara sattılar

Okumaya devam et

Ekonomi

Tayyip Erdoğan SGK’yı batırdı!

2003 – 2020 yılları arasında toplam 493 milyar TL görev zararı olan SGK, bu yıl oluşması beklenen görev zararını azaltmak için taşınmazlarını satışa çıkardı. Daha önce 14 farklı şehirdeki toplam 36 taşınmaz için satış ilanı açan SGK, şimdi de Tokat’taki 79 taşınmazını satış listesine koydu. 

BOLD – Görev zararı giderek artan Sosyal Güvenlik Kurumu (SGK), açığı azaltmak için elindeki taşınmazları satmaya devam ediyor. Daha önce birçok taşınmazını satan SGK, şimdi de 79 taşınmazını satmak için ilan verdi.

SGK TAŞINMAZLARINI SATIYOR

Ekonomik kriz giderek derinleşiyor. Tayyip Erdoğan iktidarı ise gereken parayı bulmakta zorlanıyor. Milyonlarca emeklinin maaşını ödeyen SGK’nın görev zararı ise giderek büyüyor. ANKA’nın haberine göre SGK, genel bütçeye olan yükünü azaltmak için taşınmazlarını satmaya başladı. Bu yıl 82 milyar lira açık vermesi beklenen SGK değerli taşınmazlarını satışa çıkardı. Daha önce de 14 farklı kentteki 36 taşınmazını satışa çıkaran idare, şimdi de Tokat’taki 79 taşınmazı için satış ilanı verdi. Büro ve dükkanlardan oluşan 79 taşınmaz, 1-5 Mart tarihleri arasında açık arttırma usulü ile satacak.

SGK, TÜRKİYE’NİN SIRTINDAKİ EN BÜYÜK KAMBUR

Türkiye bütçesindeki en büyük kambur olan Sosyal Güvenlik Kurumuna yapılan bütçe transferi her geçen yıl artıyor. 2008 yılında 35 milyar lira transfer edilen SGK’ya 2009’da 52.5 milyar, 2010 yılında 55.2 milyar, 2011 yılında 52.7 milyar, 2012 yılında 59.7 milyar, 2013 yılında 71.2 milyar, 2014 yılında 77.3 milyar, 2015 yılında 75 milyar lira, 2016’da 108 milyar lira, 2017’de 128 milyar lira, 2018’de 150 milyar lira, 2019 yılında 185,4 milyar lira, 2020 yılında ise 238.6 milyar lira transfer edildi. Bu yıl ise bütçeden SGK’ya 259 milyar lira transfer yapılması hedefleniyor.

SGK’NIN BÜTÇEDEN ALDIĞI PAY BÜYÜYOR

Merkezi yönetim bütçesi bu yıl için yaklaşık 1 trilyon 346 milyar TL olarak hesaplandı. Sosyal Güvenlik Kurumu’nun 2021 yılındaki giderleri ise 604 milyar lira olarak belirlendi. 345 milyar lira gelir bekleyen SGK’ya açığını kapatması için bütçeden yapılacak toplam transferler 259 milyar TL’ye ulaşacak. Bu rakam yaklaşık bütçenin 5’te birine denk gelirken, bu oran 2008’de bütçenin 7’de biri kadardı.

MİLYONLARCA KİŞİ EMEKLİ OLMAK İÇİN BEKLİYOR

1990’lı yıllarda 38 yaşında, 5 bin gün prim ödeyen çalışanlar emekli olurken, AKP tarafından emeklilik yaşının yükseltilmesi nedeniyle bugün prim gününü dolduranlar 65 yaşına girmeyi bekliyor. Bu durum milyonlarca ’emeklilikte yaşa takılan’ın oluşmasına neden oldu. EYT Sosyal Yardımlaşma ve Dayanışma Derneği verilerine göre emeklilikte yaşa takılanların sayısı 6 milyon kişiye yaklaştı. Bu sayının emekli olmaları durumunda SGK’nın üzerindeki yük yıllık 100 milyar lira artacak.

Soylu’nun ahlaksızlıkla suçladığı Üstün Ergüder kimdir

Okumaya devam et

Ekonomi

Damat Albayrak’ın enerji projelerini sıralayan avukatı, ekonomi ile ilgili yaptıklarını es geçti

AKP’li Cumhurbaşkanı Tayyip Erdoğan’ın damadı Berat Albayrak’ın avukatı, herkesin merak ettiği nerede ve ne yaptığı ile ilgili sorulara cevap verdi. Avukatı, evinde eşi ve çocukları ile zaman geçiren Damat Albayrak’ın yaptığı hizmetlerin şükrünü ifa ettiğini öne sürdü.

BOLD – Sosyal medya hesabından paylaştığı mektupla istifa ettiğini duyuran ve bir daha görülmeyen eski Hazine ve Maliye Bakanı Berat Albayrak’ın avukatı İsa Sinan Göktaş, “Damat nerede?” diye soran CHP’ye 500 bin TL’lik dava açılacağını duyurdu. Damat Albayrak’ın ekonomi ile ilgili yaptıklarını es geçip, enerji alanında yaptığı projelerini sıralayan Göktaş, Albayrak’ın görevinden ayrıldıktan sonra eşi ve çocuklarıyla zaman geçirdiğini ifade etti.

“128 MİLYAR DOLAR KAYBOLMADI” İDDİASI

Görevinden istifa ettikten sonra bir daha görülmeyen eski Hazine ve Maliye Bakanı Berat Albayrak’ın avukatı Göktaş, CHP’nin müvekkiline yönelik söylemlerine ilişkin dava açacaklarını duyurdu. Konuya dair açıklamasını Twitter hesabından paylaşan ve “Son dönemde Sn. Berat Albayrak hakkında ana muhalefet partisi tarafından başlatılan, yazılı, görsel ve sosyal medya mecralarında yer alan çirkin iftira ve karalama çalışmalarına karşılık bu açıklamanın yapılmasına gerek görülmüştür” diyen Göktaş, Merkez Bankası’nın herhangi bir miktarda döviz ya da TL cinsinden kaynağının farklı yere transfer edilme ya da yok olma durumunun olmadığını öne sürdü.

TÜM ZORLUKLARA RAĞMEN ÖNEMLİ ADIMLAR ATTI

Ana muhalefetin ve kimi çevrelerin Albayrak’a karşı ‘algı operasyonu’ yaptığını iddia eden Göktaş, Albayrak’ın bakanlığı döneminde ‘bu ülkenin insanının, esnafının, çiftçisinin, zanaatkarının ve sanayicisinin yanında olduğunu’ savundu. Albayrak’ın terör örgütünün saldırılarına ve tüm zorluklara rağmen önemli adımlar attığını öne süren Göktaş, “Döneminde temelleri atılan bor fabrikaları, sürdürülebilir enerji sistemleri üretim fabrikaları, Doğu Akdeniz de oyun değiştiren sondaj gemileri vs ile ana muhalefetin tarihi boyunca hayal edemeyeceği hizmetleri bu millet için gerçekleştirmiş olmanın şükrünü ifa etmektedir” dedi.

500 BİN LİRALIK DAVA AÇACAK

Albayrak’tan görevinden ayrıldıktan sonra haber alınamamasına da değinen Göktaş, “Görev süresi boyunca Türkiye Cumhuriyeti tarihindeki hiçbir bakanın karşılaşmadığı yalan, iftira ve ahlaksız saldırılara maruz kalan Sn. Berat Albayrak görevinden ayrıldığı günden bu yana normal bir Türk ailesinde olduğu gibi evinde eşi ve çocukları ile zaman geçirmektedir” aktarımını yaptı. Göktaş, Albayrak hakkındaki söylemler nedeniyle 500 bin liralık dava açacaklarını kaydetti.

Erdoğan ve İmamoğlu’nun proje savaşı / Kim haklı?

Okumaya devam et

Popular

0Shares
0