Bizimle iletişime geçiniz

Dünya

Macaristan’da muhalefet, “köle yasası”na karşı kenetlendi

Macaristan parlamentosundaki muhalefet partileri, hükümetteki aşırı sağ parti Fidesz’in lideri Başbakan Victor Orban’ın üzerindeki baskılarını artırmak için birlik olma sözü verdi.

Ülkede haftalardır süren ve onbinlerin katıldığı gösterileri ve yürüyüşlerde özellikle ‘köle yasası’ olarak adlandırılan kanun tasarısıyla devletin iç işlerindeki anlaşmazlıklara bakacak olan idari mahkemelerin kurulmasını sağlayan kanun protesto ediliyordu. İdari mahkemeler hükümete bağımsız devlet kurumları üzerinde büyük kontrol imkanı sağlarken, yargının bağımsızlığını tehdit ettiği gerekçesiyle de büyük tepki toplamıştı.

Mecliste bulunan sol partilerin yanı sıra sağ kanat da hükümete karşı birlik çağrısına destek verdi. Muhalefetteki LMP Partisi milletvekillerinden Timea Szabo, “Günlük temel konularda yakın işbirliği yapıyoruz. Eğer cumhurbaşkanı bu kanun tasarılarını imzalarsa yolları kapatacağız ve daha farklı protestolar düzenleyeceğiz” diye konuştu.

Szabo ayrıca, sivil bir direniş başlatacaklarını, ‘itaatsizlik eylemleri’ düzenleyeceklerini duyurdu. Milletvekili, konuyla ilgili ayrıntılı bilgi vermedi.

PROTESTOLARLA İLGİLİ YAYIN YASAĞI VAR

Hükümetse protestolara önlem olarak Macar devlet televizyonlarına gösterilerle ilgili yayın yasağı getirdi. Bazı kanallarda gösterilen protesto haberleriyse Macar asıllı Amerikalı iş adamı George Soros ile ilişkilendiriliyor. Başbakan Orban ve Fidesz Partisi milletvekillerine göre tüm bu protestoların arkasında iş adamı Soros var. Ancak George Soros bu iddiaları gülünç bularak en başından beri reddetmişti.

MİLLETVEKİLLERİ KANALDAN DIŞARI ATILDI

Macaristan’da son olarak dört milletvekili devlet televizyonu MTVA’dan yaka paça dışarı atılmıştı. Dokunulmazlıkları olan milletvekillerinden ikisi olan Bernadett Szel ve Akos Hadhazy, beş maddeden oluşan dilekçelerini okumak için kanal binasına bir gece önceden gitmiş ancak görevliler tarafından binanın yasak bölümlerine girdikleri, çalışanları sürekli olarak taciz ettikleri ve işçileri koridorlarda kovaladıkları gerekçesiyle dışarı atılmıştı. İki milletvekili, yaşananları cep telefonlarına çekerek sosyal medyada paylaşmıştı.

Macaristan, son dönemlerde demokrasi tarihinin en büyük protesto gösterileriyle karşı karşıya.

MACARLAR NEYİ PROTESTO EDİYOR?

Halk 2010’da yönetime gelen aşırı sağcı hükümetin çıkardığı yasa ve uygulamalardan memnun değil.

Son olarak başkent Budapeşte’de toplanan binlerce kişi, hükümetin politikalarını eleştirerek demokrasi temalı bir yürüyüş düzenledi. 10 bini aşkın kişinin katıldığı gösterilerde Macarlar, tarihi Kahramanlar Meydanı’ndan meclis binası önüne kadar yürüdü. Demokrasi temalı bu yürüyüşlerde eylemciler özellikle ‘köle yasası’ olarak adlandırılan yeni iş kanunu ve meclisten geçen yasayla kurulması düşünülen idari mahkemeleri protesto etti.

‘Köle yasası’ olarak adlandırılan yeni iş kanunu çalışanların yıllık fazla mesai saatlerini 250’den 400’e çıkarmasına karşı çıkıyor. Başbakan Orban’ın liderliğindeki Fidesz, muhalefetin ve sokaklara çıkan vatandaşların baskılarına rağmen Çarşamba günü meclisten iki yeni yasa geçirmişti.

KAYNAK: EURONEWS

Dünya

Türkiye Karadeniz’deki gazı çıkarmak için ABD’li şirketlerin kapısını çaldı

Karadeniz’de bulunan gazı çıkarmak ve işletmek için yabancı şirketlere soğuk bakan AKP hükumeti, bu konuda da çark etti. Ankara, Karadeniz’de bulduğu doğalgaz için ABD’li şirketlere yöneldi. 3,2 milyar dolar olarak hesaplanan projenin sadece TPAO tarafından gerçekleştirilemeyeceği ortaya çıkmıştı.

BOLD – Reuters haber ajansına konuşan bir Türk yetkili, Türkiye’nin Karadeniz’deki keşfettiği doğalgaz ile ilgili verileri gazın çıkarılmasında olası işbirliği ihtimali dolayısıyla ABD’li enerji şirketleri Chevron ve Exxon Mobil ile paylaştığını açıkladı.

YABANCI ŞİRKETLERE SOĞUK BAKILIYORDU…

AKP hükumeti, Türkiye’nin şimdiye kadarki en büyük keşfi olan ve geçen yıl dünyanın en büyükleri arasında yer alan tahmini 540 milyar metreküplük Sakarya Gaz Sahası’nı kendi başına geliştirip işletme konusunda ısrarcı iddi.

ABD şirketleriyle yapılacak herhangi bir resmi çalışma, Rusya’nın da hak iddia ettiği Karadeniz’de bir sürtüşmeye neden olabilir.

Sakarya Gaz Sahası’ndaki doğalgaz ticari olarak çıkarılıp Türkiye’ye ulaştırılırsa Ankara’nın enerji için Rusya, İran ve Azerbaycan’a bağımlılığının azalması bekleniyor.

İsminin açıklanmaması koşuluyla Reuters’a konuşan Türk yetkili, şimdiye kadar hükümetin Ağustos ayında açıklanan gaz keşfinde yabancı şirketlerin katılımına soğuk baktığını ifade etti. 

Türk yetkili, “Ama şimdi… Exxon Mobil ve Chevron, Türkiye Petrolleri ile bir araya geldi ve keşifle ilgili verileri aldı”  dedi.

Chevron, ticari konularda yorum yapmayı reddederken; Exxon Mobil’in bir sözcüsü, “İki şirket teknik verileri gözden geçirdi ve bu alanda birlikte çalışmak için daha fazla zaman ayırmaya karar verdi” dedi.

2023’TE ÜRETİME GEÇİLMESİ PLANLANIYOR

Türkiye, 2023’te güneybatı Karadeniz sahasından (Sakarya Gaz Sahası) gaz pompalamaya başlamayı planlıyor, ancak önce açık deniz boru hattı ağını ve işleme tesislerini inşa etmesi gerekiyor. Gaz alanından 2027’den itibaren en yüksek üretime ulaşılması bekleniyor.

AKP’li Cumhurbaşkanı Recep Tayyip Erdoğan, geçen hafta Sakarya sahasında bulunan gazın miktarını 2 kere yükseltti ve 135 milyar metreküplük ilave ile toplam bulunan gaz rezervini 540 milyar metreküpe çıktığını söyledi.

Enerji Bakanı Fatih Dönmez de bu hafta bir panelde yaptığı konuşmada, Türkiye’nin enerji arama ekibinin sahanın jeolojik yapısını iyi bildiğini ve daha fazla gaz keşfi olacağından eskisinden çok daha emin olduğunu söyledi.

Türkiye’nin Karadeniz’de ‘çok daha fazla’ gaz olduğuna inandığını belirten Dönmez, Karadeniz’de ve Doğu Akdeniz’de çalışmalar devam ederken ABD’li şirketlerle işbirliği kurulabileceğini ve bir anlaşmaya varılabileceğini söyledi.

PROJENİN MALİYETİ 3,2 MİLYAR DOLAR

Bloomberg Haber Ajansı, Şubat ayında yaptığı bir haberde, Türkiye Petrolleri Anonim Ortaklığı’nın (TPAO) Sakarya Gaz Sahası’ndaki doğalgazı çıkarma ve sahile ulaştırmanın maliyetini 3,2 milyar ABD doları olarak hesapladığını ve TPAO’nun bunun tek başına altından kalkamayacağı için yabancı ortak arayışında olduğunu bildirmişti.

Bu kapsamda TPAO yönetiminin, doğalgazı üretmek için aralarında büyük firmaların da bulunduğu birçok yabancı şirket ile ön görüşme yaptığı ifade edilmişti.

 

Erdoğan’ın müjdelediği doğalgaz için ortak bulunamıyor

Okumaya devam et

Dünya

Cumhurbaşkanlığı yetkilisi: S-400’den geri adım atmak mümkün değil

İngiliz haber ajansı Reuters, üst düzey bir Türk yetkilinin S-400’ler konusunda, “Türkiye’nin ulusal güvenlik meselesiyle ilgili bir konuda geri adım atmak mümkün değil” dediğini aktardı.

BOLD – AKP’li Cumhurbaşkanı Tayyip Erdoğan ile ABD Başkanı Joe Biden 14 Haziran’da Brüksel’de görüşecek. Uluslar arası haber ajansı Reuters, görüşmeyle ilgili kapsamlı bir analiz yazdı. Ajans, “Görüşme ABD Başkanı’nın Türkiye’ye yönelik soğuk tavrı ve gerilimin gölgesinde yapılacak” yorumunu yaptı.

TRUMP GİBİ DEĞİL

Ajans, “Erdoğan ilk temas için Biden’ın göreve gelmesinden sonra 3 ay beklemek zorunda kalmıştı. Onda da Nisan ayında Biden, Erdoğan’ı arayarak Ermeni Soykırımı’nı tanıyacağını açıkladığı garip bir telefon görüşmesi yaşanmıştı. Koltuğu Biden’a bırakan Donald Trump ile yakın bir ilişki kuran Erdoğan, daha eleştirel ve mesafeli bir Beyaz Saray ile karşılaştı ve bu da rahatsızlığa sebep oldu” ifadesine yer verdi.

“GERİ ADIM ATMAK MÜMKÜN DEĞİL”

İki ülke arasında birçok konuda anlaşmazlık olduğuna dikkat çeken Reuters’a konuşan üst düzey bir Türk yetkili ise S-400’ler konusunda, “Türkiye’nin ulusal güvenlik meselesiyle ilgili bir konuda geri adım atmak mümkün değil” dedi.

“KOLAY BİR GÖRÜŞME OLMAYACAK”

Cumhurbaşkanlığında görevli başka üst düzey bir yetkili ise, “Biden ile güzel bir dönem neden NATO Zirvesi’nde başlamasın ki? Kolay bir görüşme mi olacak? Çok büyük bir ihtimalle hayır, fakat kimsede bu konuda umutsuz değil” dedi.

S-400’ler için yeni çözüm önerisi: NATO üssü seçeneği masada

Okumaya devam et

Dünya

S-400’ler için yeni çözüm önerisi: NATO üssü seçeneği masada

14 Haziran’da yapılacak Joe Biden ile Tayyip Erdoğan görüşmesi öncesi iki ülke arasındaki en önemli sorun olan S-400 krizine çözüm bulmak için diplomatik çabalar arttı. S-400’lerin iki ülkenin ortak gözetimine alınması ve Türkiye’deki bir NATO üssüne taşınması ihtimali konuşuluyor.

BOLD – Milli Savunma Bakanı Hulusi Akar, ABD ile yaşanan S-400 krizi konusunda Türkiye’nin ‘muhataplarının teknik anlamda kaygılarını ele almaya hazır olduklarını’ belirtti.

14 Haziran’da yapılacak Biden-Erdoğan görüşmesinden hemen 3 gün önce gelen açıklama, Türkiye’nin S-400 konusunda ABD’nin tekliflerine sıcak olduğu şeklinde yorumlandı.

İki ülke arasındaki diplomatik görüşmeler artarken, Washington’da konuşulan iddialara göre, S-400’ler iki ülkenin ortak gözetimine alınacak ve Türkiye’deki bir NATO üssüne taşınacak.

AKAR: MUHTAPLARIMIZIN TEKNİK KAYGILARINI ELE ALMAYA HAZIRIZ

Milli Savunma Bakanı Akar, Cuma günü NATO Deniz Güvenliği Mükemmeliyet Merkezi Komutanlığı’nın (MARSEC COE) açılışındaki konuşmasında S-400 krizi ile ilgili önemli mesajlar verdi.

ABD Savunma Bakanı Llyod James Austin ile perşembe akşamı telefon görüşmesi gerçekleştirdiğini hatırlatan Akar, S-400 krizi konusunda, “Muhataplarımızın bu konuda teknik anlamda kaygısını ele almaya hazır olduğumuzu da defalarca belirttik. Görüşmelerde açık ve şeffaf davranıyoruz. Makul ve mantıklı çözümler her zaman mümkün.” ifadelerini kullandı.

YENİ TEKLİFTE NELER VAR?

Joe Biden, ABD Başkanı sıfatıyla AKP’li Cumhurbaşkanı Recep Tayyip Erdoğan ile ilk kez 14 Haziran’da NATO Zirvesi kapsamında yüz yüze görüşecek.

Görüşmenin en önemli gündem maddelerinden birisi Türkiye’nin Rusya’dan aldığı S-400 hava savunma sistemleri.

Washington’da Türkiye Araştırmaları Programı Direktörü Soner Çağaptay, S-400’lerin Türkiye-ABD ortak gözetimine alınacağını iddia etti. Türkiye’deki S-400’lerin bir NATO üssüne taşınması anlamına gelen bu iddia Ankara ve Washington kulislerini hareketlendirirken, Türk Dışişleri yetkilileri sadece Washington yönetimiyle müzakerelerin sürdüğünü söylemekle yetiniyor.

Bu durumda Türkiye S-400 kullanımını şarta bağlamayı kabul etmiş olacak.

Ancak Ankara’dan gelen benzer açıklamalar, geri adım atılmayacağı ve aynı zamanda S-400’lerin İncirlik Hava Üssü’ne taşınmasıyla kontrolünü ABD’li askerlere vereceği iddiasının kabul edilmediği izlenimini yaratıyor.

Bu konuda Dışişleri Bakanı Mevlüt Çavuşoğlu, “Türkiye Cumhuriyeti bir savunma sistemini bir başka ülkeden bir kere satın aldı. Bu bitmiştir. Bundan sonra Türkiye’nin kendi hava savunma sistemini üretmeye başladığı güne kadar bizim ihtiyacımız var. ABD, Patriot konusunda garanti vermiyorsa diğer müttefiklerimizden de biz pekala hava savunma sistemi alabiliriz. Yüzde 100 bizim kontrolümüzde olacak. Bizim mühendislerimiz, bizim askerlerimiz kontrol edecek. Kullanım aşamasında herhangi bir Rus askeri Türkiye’de bulunmayacak” açıklamasını yaptı.

ABD’DEN ZİRVE ÖNCESİ NET MESAJ

Rusya’dan yaklaşık 2.5 milyar dolara S-400 hava savunma sistemi aldığı için ABD yaptırımlarıyla karşılaşan Ankara’nın S-400’leri elden çıkarması için baskıyı artıran Washington yönetimi, Ankara’nın Erdoğan-Biden görüşmesine ‘daha net bir tutumla’ gelmesi için bastırıyor.

ABD Dışişleri Bakanı Antony Blinken, bunun için son olarak “Türkiye NATO müttefiki gibi davranmıyor. Sadece S-400 konusunda değil Doğu Akdeniz’deki gelişmelerden ve insan hakları alanında yaşananlardan endişeliyiz” demekten geri durmadı.

ABD’nin ayrıca S-400 sorunun çözümü konusunda ‘işleri daha da zor sokacak adımlar atmaması’ konusunda Ankara’yı uyardığı kaydediliyor.

ABD tarafı, Rusya’dan yeni bir silah sistemi alınması, mevcut S-400’lerin aktive edilmemesi ve test edilmemesi konusunda Türkiye’yi uyarırken, Rus savunma sistemleriyle ilgili statükonun değişmesinin daha ağır yaptırımlara neden olacağını da anımsatıyor.

Türkiye’nin bu sistemleri başka bir ülkeye satması veya ihraç etmesi de oldukça sıkıntılı gözüküyor.

TÜRKİYE’NİN GİRİT MODELİ ÖNERİSİ KABUL GÖSMEMİŞTİ

ABD, daha önce Türkiye’nin S-400’ler konusundaki Girit modeli önerisini reddetmişti.

Şu an Yunanistan’ın Girit adasında tutulan S-300 hava savunma sistemini Kıbrıs’taki Rum yönetimi, 1997 yılının sonlarında Türkiye’nin hava üstünlüğünü dengelemek amacıyla Rusya’dan satın almıştı.

Türkiye ve KKTC bu adıma sert tepki göstermiş, füze sistemlerinin aktive edilmemesi için önleyici saldırı yapılabileceği yönünde uyarıda bulunulmuştu. Türk F-16 pilotlarının da S-300’leri yok etmek üzere eğitim almak için İsrail’de bir eğitim programına katıldıkları iddia edilmişti.

ABD, İngiltere ve Avrupa Birliği’nin de bu alıma karşı çıkmasının ardından, Kıbrıs Rum yönetimi S-300’leri 1998 yılında adadan çıkararak Yunanistan’ın Girit adasına transfer etmişti. Yunanistan ise karşılığında Güney Kıbrıs’a alternatif silahlar vermişti. Atina, S-300 hava savunma sistemini 2007’ye kadar kiralayıp bu tarihte tamamen satın aldı.

15 yıl boyunca Girit Adası’nda atıl bir şekilde bir depoda bekleyen S-300’ler, 2010’lu yıllarda birkaç kez tatbikatta Yunanistan tarafından denendi. Sistemler, şu anda da Yunanistan tarafından Girit adasında bir depoda tutuluyor.

Erdoğan’ın Kabil Havalimanı planı Taliban engeline takıldı: Biden görüşmesi zora girdi

Okumaya devam et

Popular

0Shares
0