Bizimle iletişime geçiniz

Gündem

1 Numara Osman Kavala

Savcılığa göre Kavala Gezi Örgütü'nün 1 Numarası

Gezi Soruşturması Savcılık Kavala’nın 1 Numara olduğu bir örgüt şeması oluşturdu. M. Ali Alabora’nın “örgüt”teki konumu ve soruşturmanın tüm kurgusu haberimizde..

Gezi Soruşturması İstanbul merkezli yürütülürken 120 kişilik bir listeyle Ankara’ya da sıçradı. Ancak oyuncu Mehmet Ali Alabora hakkında İstanbul 8. Sulh Ceza Hakimliği’nin çıkardığı yakalama kararı, sürecin bir “örgüt iddianamesi” yolunda ilerlediğini gösterdi. Son gelişmeler, tutuklamalar, operasyonlar ve yakalama kararları birleştirildiğinde; Osman Kavala’nın “1 Numara” olduğu bir örgüt şeması oluşturulduğu ortaya çıkıyor.

HÜKÜMETİ DEVİRMEYE ÇALIŞAN ÖRGÜT

İstanbul Cumhuriyet Başsavcılığı soruşturmayı Hükümeti devirmeye çalışan bir örgüt şeklinde kurguladı.
Davaya giden soruşturmada fotoğraf, Mehmet Ali Alabora hakkında çıkartılan yakalama kararıyla netleşti. Yakalama kararında açıkça Gezi’nin “organizatörü”nün Osman Kavala olduğu, Mehmet Ali Alabora ve diğer isimlerin ona “bağlı” biçimde hareket ettikleri, Uluslararası bağlantıların da bu iki isim üzerinden sağlandığı belirtiliyor.

Gezi Süreci’ne verdiği destekle dönemin sembollerinden biri olan Mehmet Ali Alabora hakkında çıkartılan tutuklamaya dönük yakalama kararında; Alabora’nın Otpor’un kurucusu Ivan Maroviç ile Mısır’daki görüşmesi ve Mi Minör adlı tiyatro oyununun amacının Hükümeti Devirmek olduğu ve bunu talimatla yaptığı uzunca anlatılıyor.

Karara göre; “Yapılan çalışmalar neticesinde çıkan olayların bir tertibat olduğu ve bu tertibatta Gürcistan, Sırbistan, Ukrayna ve Arap ülkelerinde meydana gelen halk ayaklanmalarında önemli bir aktör olduğu anlaşılan George Soros tarafından kurulmuş olan Açık Toplum Enstitüsü Danışma Kurulu üyesi Kavala’nın organizatör şahıs ve finansör olduğu, Mehmet Ali Alabora’nın ve arakdaşlarının Kavala’nın yönlendirmeleri doğrultusunda olayların örgütlenmesini gerçekleştirdikleri anlaşılmıştır.”

SUÇUN “MİLADI” 16 HAZİRAN 2012

Kavala ve Alabora’nın Türkiye ve yurtdışında yaptığı toplantılar da karara “örgüt toplantısı” biçiminde işlendi ve Hükümete devirmeyi amaçladığı öne sürülen Gezi Süreci’nin ‘miladı” ise 16 Haziran 2012’deki bir toplantı olarak belirlendi. Yani yaklaşık Gezi’den 1 yıl önce.

Kararın ilgili kısmında; Otpor lideri İvan Maroviç’in 16 Haziran 2012 – 21 Haziran 2012 tarihleri arasında Türkiye’de bulunduğu, daha sonraki dönemde yani 7 Temmuz 2012 – 15 Temmuz 2012 tarihleri arasında Mısır’ın başkenti Kahire’de, Gezi Parkı eylemlerinde daha sonrasında ön planda bulunacak olan Memet Ali Alabora, eşi Pınar Alabora (Öğün), Defne Anter, yazar Handan Meltem Arıkan, reklamcı Melin Osasogie Edomwonyi isimli şahıslarla görüştüğü belirtildi.

Anadolu Kültür’e yönelik operasyon akademisyenleri hedef aldı

HİYERARŞİK DÜZEN

Örgüt yargılaması için gereken ana suçlamalardan biri olan “Hiyerarşik düzen” suçlaması ise Anadolu Kültür A.Ş.’ye yönelik operasyonlardaki kararlarda karşımıza çıkıyor.

Osman Kavala’nın akademisyen ve hak savunucusu arkadaşlarına karşı yapılan 20 kişilik operasyonun ardından İstanbul Emniyeti bir açıklama yapmış sözkonusu kişilerin ‘Gezi eylemlerini derinleştirmek ve yaygınlaştırmak amacıyla Osman Kavala ile hiyerarşik bir düzen içinde çalıştıkları’ suçlamasında bulunulmuştu.

Gezi olayları Mehmet Ali Alabora

AÇIK TOPLUM VAKFI YENİ HEDEF

Örgüt soruşturmasının kıskacındaki bir diğer kurum ise Osman Kavala’nın kurucusu olduğu Açık Toplum Vakfı. Cumhurbaşkanı Recep Tayyip Erdoğan’ın “Ünlü Macar Yahudi Soros, insanları ulusları bölmeye ve parçalara ayırmaya adayan bir adamdır. Çok parası var ve bu şekilde harcıyor.” diyerek Soros ve Kavala’yı ortak hedef göstermesinin ardından Açık Toplum Vakfı, Türkiye’deki faaliyetlerini sonlandırma kararı aldı.

New York Times’a konuşan Açık Toplum sözcüsü Laura Silber, “Vakfın kapatılması gerektiğinden dolayı çok üzüldük ve hayal kırıklığına uğradık. Bu oyun Açık Toplum Vakıfları ile ilgili değil. Bu, oyunda çok daha büyük bir savaş var. İfade özgürlüğüne, insan haklarına ve adalete karşı da savaş var” demişti.

Bu açıklamanın ardından İstanbul 8. Sulh Ceza Hakimliği’nin, 5.12.2018 tarihli Alabora’nın yakalama kararında Açık Toplum Vakfı’nın isminin geçirmesi oldukça dikkat çekti.

Gündem

KHK zulmüne böyle direniyorlar: İşte İzmir’in ‘Badanacı Ablalar’ı

OHAL döneminde ilan edilen KHK’larla işlerini kaybeden Esra Çapar ve Cennet Kılınç adlı İzmirli 2 kadın öğretmen, iş bulamayınca badana boya işine girdi.

BOLD – 15 Temmuz sonrası çıkarılan KHK’lar yüzünden on binlerce insan işsiz kaldı. Ailelerini geçindirmek zorunda olan KHK’lılara yapılan zulümler bununla da bitmedi. Bankalara gelen havalelerini bile çekemeyen KHK’lar, Sosyal Güvenlik Kurumu (SGK) kayıtlarına da işlenen KHK’lı olduklarına dair bilgi notu yüzünden iş bile bulmakta zorlandı.

Tüm bunlara rağmen KHK zulmüyle ezilenler bir şekilde hayata tutunmaya çalışıyor. İzmir’de ihraç edilen ve iş bulamayan öğretmen Esra Çapar ve Cennet Kılınç, badana işine girdi. Yoğun beden gücü isteyen boya ve badana işlerini başarıyla yapan KHK’lı öğretmenler kendilerine “Badanacı Ablalar” adlı bir de sosyal medya hesabı açtı.

Yaşadıklarını KHK TV’den Sedat Gülkaya’ya anlatan Çapar ve Kılınç “Haksız ve hukuksuz bir şekilde işimizden olduk. Hayatta kalmak için dışarıda iş aradık ancak KHK’lı olduğumuz için bize iş vermediler. Biz de birlikte boya badana işi yapmaya başladık” dedi.

HERKES BENİ SUÇLU GÖRÜYORDU

Süleyman Demirel Üniversitesi İlahiyat Fakültesinden mezun olan ve 12 senedir Diyanet İşleri Başkanlığında kadrolu Kuran kursu öğreticiliği yaparken işine son verilen 38 yaşındaki Esra Çapar ‘Badanacı ablalar’ fikrinin nasıl ortaya çıktığını şöyle anlattı: “Çocukları ile yalnız yaşayan bir anne olarak çok zorluklar yaşadım. Görevimden ihraç edildiğim için iş başvurusu yaptığım herkes beni suçlu olarak görüyordu ve işe almak istemiyorlardı. Bizler ihraç edildikten sonra suçsuz olmamıza rağmen toplumdan dışlandık. Başvurduğumuz işlere alınmadık. Ama çalışmamız ve bakmamız gereken çocuklarımız vardı bu yüzden de hayatta kalmanın bir yolunu bulmalıydık. Sonrasında Cennet hocamla tanıştık. Aramızda böyle bir fikir çıktı ve biz bu işi yaparız dedik. ‘Badanacı Ablalar’ böyle ortaya çıkan bir iş oldu bizim için”

“SUÇSUZ YERE HAPİS YATTIM”

17 yıllık öğretmenlik görevinden KHK ile ihraç edilen 45 yaşındaki Cennet Kılınç da şunları kaydetti: “Başkalarının ‘Takipsizlik’ aldığı nedenlerle ben 2 yıl tutukluluk süresi geçirdim. Örgüt yöneticiliği suçlaması ile başlayan davam örgüt üyeliğine indirildi. Sonrasında ise istinaf mahkemesi kararı ile başta 7.5 yıl olan cezam, sadece yardım ve yataklık denilerek 2 yıl 1 aya indirildi. Benim hiçbir terör örgütüyle bir bağlantım yok. Ben şimdi bu 2 yıla da suçsuz yere hapis yattığım için itiraz ettim ve süreç halen daha devam ediyor.”

15 Temmuz’un ayırdığı öğretmen çift: Biri mezarda biri gurbette

 

Okumaya devam et

Gündem

İBB’den Çamlı’yı kızdıracak uyarı: Restorasyon yapın ama Sultanın ardına babanızın adını eklemeyin!

AKP’li Ahmet Hamdi Çamlı’nın restore ettirdiği tarihi çeşmedeki Sultan I. Mahmud’un kitabesine babası Zeki Çamlı’nın adını ekletmesine İBB’den tepki geldi.

BOLD – Osmanlı Sultanı I. Mahmud tarafından 1748 yılında yaptırılan Fatih’de bulunan Vezir Çeşmesi, AKP İstanbul Milletvekili Ahmet Hamdi Çamlı tarafından restore ettirildi.

Tarihi çeşmenin yenilenen kitabesinde ise bir skandala imza atıldığı ortaya çıktı. Çamlı’nın, Osmanlı padişahı I. Mahmud’un isminin yanına babası Zeki Ahmed Çamlı’nın ismini eklettiği ortaya çıktı. Restorasyon sırasında kitabenin 8. sütununa ‘Sahibül hayrat merhum Zeki Ahmed Çamlı’ yazıldığı öğrenildi.

BABANIZIN ADINI YAZAMAZSINIZ

İstanbul Büyükşehir Belediyesinden (İBB) skandal restorasyona tepki geldi. Kültür Varlıklarından sorumlu İBB Genel Sekreter Yardımcısı Mahir Polat, konuyla ilgili sosyal medya hesabından şu açıklamayı yaptı: “Hangi sosyal statüde olursanız olun tarihi eserlerin imitasyonunu yapmak, kitabesine babamızın adını yazma hakkı vermiyor bize. Hele adını sultandan sonra yazdırmak Osmanlı devrinde olsa infial olurdu. Öyle olsa her restorasyonda Süleymaniye kitabesi okunmaz hale gelirdi. 2018’de tamamlanmış, 1. Mahmud Çeşmesi kitabesi içeriğinin değiştirilmesi ve eklemeler yapılması; Orjinalinde “Ayn-ı dilcûy-ı şifa çeşme-i Sultan Mahmud” şeklinde biten kitabeye ekleme yapıp “Sahibü’l hayrat merhum Ahmed Zeki Çamlı ruhiçün el fatiha” Şeklinde bitirilmesi! Eğer çalışma tarihi eser restorasyonuysa kitabesinin değiştirilmesi gerekiyor, bölge koruma kurulunun onaylı projesi niye ihlal edildiğinin uygulama sahibi ve kurumuna sorulması gerekiyor. Restorasyon yapmayın demiyoruz yapın ama sultanın adı ardına babanızın adını eklemeyin!”

Okumaya devam et

Gündem

İstanbul, Bursa, Kocaeli ve İzmir salgında 3. dalgayı yaşıyor

Bilim Kurulu toplantısı sonrası en çok vaka artışının yaşandığı illeri sıralayan Bakan Koca, “İstanbul, Bursa, Kocaeli ve İzmir üçüncü zirveyi yaşıyorlar” dedi.

BOLD – Bilim Kurulu, Sağlık Bakanı Fahrettin Koca başkanlığında toplandı. Bakan Koca, toplantı sonrası kameralar karşısına geçerek önemli açıklamalarda bulundu. Koca, koronavirüs vaka sayısında 4 ile dikkat çekti.

Semptom göstermeyen pozitif vaka sayılarının da yeni hasta sayılarıyla birlikte açıklanacağını söyleyen Koca, en çok vaka artışının yaşandığı illeri de sıraladı.

İŞTE O İLLER

Bakan Koca yaptığı açıklamada, “İstanbul, Bursa, Kocaeli ve İzmir üçüncü zirveyi yaşıyorlar” dedi. Koca açıklamasının devamında koronavirüs vaka sayısında yüzde 50’yi aşan 15 il olduğunu belirterek “Hatay, Adana, Osmaniye, Mersin, Artvin, Edirne, Samsun, Kırklareli, Tokat, Trabzon, Aydın, Muğla, Zonguldak, Ordu, Çanakkale’de yüzde 50 ile yüzde 100 arasında artışlar oldu” dedi.

Sağlık Bakanlığı vaka sayısı inadından vazgeçti: 28 bin 351 yeni vaka tespit edildiği açıklandı

Okumaya devam et

Popular